Ne mutlu bize!
Almanlar yenilirse bizi de yenik sayacaklardı.
Çünkü üç gün önce onlara ellerini, kollarını sallayarak boğazdan geçme izni vermiştik. Allah'tan bu defa yenilmediler, Belçika'yı devirdiler. Sağ olasın Hans kardeş!
Ve malum Almanya'nın kazanması dahi bize yetmiyordu. İlk maçta yenildiğimiz Azerbaycan'dan en azından beraberlik almak gibi bir zorunluluğumuz vardı. Halimize bakar mısınız?
Tüm hesaplar şu futbol fukaralarıyla dolu gruptan çıkabilmek için. Yani şampiyonaya direkt katılmak için falan değil.
BU AYIP BİZE YETER
Normal şartlarda Azerbaycan, Kazakistan ve Avusturya'yı içerde dışarıda, Belçika'yı da İstanbul'da yenip işi bitirmeliydik.
Bana göre 21 puan toplamamız gereken bir grupta ecel terleri döktük.
Bunun iki büyük sebebi var; birincisi Hiddink'in kendi burada ama aklı hep başka yerlerdeydi.
Uzaktan kumandayla yönetti Milli Takım'ı. Kore, Avustralya veya Rusya'da yaptığı gibi ruhunu vermedi, ya da veremedi. İnanılmaz bir kadro istikrarsızlığı. Her maçta şapkadan tavşan çıkarma denemeleri, takımlarında oynamayanları Milli Takım'da oynatmak v.s Patron kim; Hiddink mi, Oğuz Çetin mi tartışmaları!
Hep patinaj, hep patinaj.
Azerbaycan'ın dünyadaki yerine bakın, bir de bizim onlara karşı halimize!
Karambol toplarla yükleniyoruz.
Bir tek taktiğimiz var, saldım çayıra Mevlam kayıra.
Hep diken üstündeyiz.
Çok şükür... Sonunda dünya devi Azerbaycan'ı devirdik!
Ne mutlu bize!
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
