Halı saha maçı
Çok merkezli Eurovision yarışmasını andırır bir cumartesi akşamı yaşadık. Bir yanda şampiyonluk mücadelesi veren takımlar, diğer yanda Süper Lig'de kalmak için canını dişine takanlar... Baskı, adrenalin, stres... Ne ararsan var... Aynı anda 6 maçın birden yayınlandığı ender futbol günlerinden birinde herkes bir yandan kendi takımının maçını izlerken diğer yandan rakipleri ne yaptı, dakika dakika takip etti. Ekranlar bölük pörçük oldu, kumandalar resmen yıprandı... "İstisnası var mı" derseniz, "Evet var" derim. Galatasaray takımı son derece rahat, ipini una sermenin rehaveti içinde sahaya çıktı. Türkiye'nin dört noktasında nefesler tutulurken, en rahat ve sonucu merak edilmeyen karşılaşması Kayseri Kadir Has Stadı'ndaydı. Şampiyonluk elbet önemli ama bu heyecanın bir parçası olamamak Galatasaray taraftarı için ne kahredici bir durum.
Korkmaz'ın başını yer
Böylesine karamsar bir tablo, umutsuzluk, vizyonsuzluk içinde konumu tartışmaya açılmış bir teknik direktör ve pek çoğu seneye aynı formayı giyip giymeyeceğinden emin olmayan oyuncularla maça çıkmak resmen eziyet. Maçı ilginç kılan tek yan; Ankaragücü takımının düşme potasında bulunması. Yoksa sarı-kırmızılı futbolcular için Avrupa bileti tehlikesi ha varmış ha yokmuş, önemsiz detay sadece. Maça gelirsek, sıkıntılı olan Ankara takımının üzerindeki baskı futboluna yansırken Kayseri'de ev sahipliği yapan İstanbul ekibi halı saha maçı yapar kadar rahatlardı. İkinci yarıda rakip on kişi kalınca iyice düşük tempolu bir oyuna dönüldü... Tüm bu şartlara karşın gol kısırlığı sorunu sürüyor. Bülent Korkmaz'ın başını yerse bu kısırlık yiyecek. Tek teselli, Avrupa biletinin hâlâ gülümsüyor olması...
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
TÜM YAZILARI