Hıncal Uluç

Hıncal Uluç

21 Nisan 2010

Her yıl bir Maradona alacaktı

* Sarıgül'ün projesi muhteşemdi. Hem Ali Sami Yen duracaktı, hem G.Saray'ın Seyrantepe'de stadı olacaktı

* Bu teklifi hasıraltı etti Özhan Canaydın. Çünkü o sırada Eximbank'tan Som aracılığıyla kredi almaya çalışıyordu

_Ali Sami Yen Stadı'nın arazisi için 1 milyon dolardan bahsediliyordu ancak ihaleden 416 milyon lira çıktı. Arazi değerini buldu mu ve bu rakam Seyrantepe'yi tercih eden Galatasaray için ne ifade ediyor?
50 milyon dolara razı oldular, Ali Sami Yen'den vazgeçme karşılığı olarak. Şu çıkan rakam komik bir rakam... 416 milyon lira. Ama bu rakamın sebebi, hemen yanındaki karayolları arazisinin başına gelenler. Bu yüzden korktu yatırımcılar. O arazi müthiş bir paraya ihale edilmesine rağmen, 'mahkemeydi, yürütmeyi durdurmaydı, bilmem neydi, falandı filandı' derken adam gelemedi Türkiye'ye... Ali Sami Yen'den de yatırımcılar korkuyorlar. Çünkü deve yükü ile para yatıracaksın, mahkeme 2 yıl durdursa, bittin. Gerçekten Ali Sami Yen bugün İstanbul'un en değerli arazisi. 416 milyon lira gibi komik bir paraya gitmiş olmasına rağmen Galatasaray'ın vazgeçtiği para 75 milyon dolar. Bulsaydı Galatasaray bu parayı, Ali Sami Yen'den vazgeçmeden, Seyrantepe'yi yapardı. Ölünün arkasından konuşmayalım ama bu Özhan Canaydın ve onun yönetiminin bir başarısızlığıdır. 75 milyon dolar bulamadıkları için Ali Sami Yen'i bedavaya verdiler TOKİ'ye! İşte kaybı 416 milyon lira ki Mustafa Sarıgül'ün hazırladığı planı ben biliyorum. Benim önümde anlattı Özhan Canaydın'a. Yere sererek ve bilgisayarını açarak.

TOKİ İŞİ KAPTI
Muhteşem bir plandı. Hem stadyum olacaktı Seyrantepe'de, hem muhteşem bir salon olacaktı çok işlevli hem de Galatasaray'a gelir getirecek villalar olacaktı etrafta. Ali Sami Yen, Galatasaray'ın kalacaktı, altında 7 katlı otoparkı ile o otopark her gün Galatasaray'a nakit para basacaktı. Otopark çünkü kredi ile çalışmaz, peşin para ile çalışır. 7 katlı otopark para basacaktı. Arka tarafta butik bir otel ve restoran olacaktı, ön tarafı park, yeşil alan, Şişli için ve o butik otelin, kafelerin, geliri de Galatasaray'a kalacaktı. Mustafa Sarıgül'ün o zamanki deyişi ile sadece bu Ali Sami Yen organizasyonu Galatasaray'ın her sene bir Maradona' transferine imkan verecekti. Böyle bir gelir getirecekti. Öte yandan dediğim gibi stadyum olacaktı, salon olacaktı ve villalar olacaktı. Bu teklifi hasıraltı etti Özhan Canaydın. Çünkü o sırada 'Sahip Som' denilen birisine takılmış, Eximbank'tan 100 milyon dolar kredi alacak, 10 milyon dolarını komisyon olarak 'Sahip' denen adama verecek, 90 milyon dolarını Galatasaray'ın kasasına koyacak, 50 milyon dolar ile stadyumu yaptıracak, 40 milyon dolar ile Galatasaray'ın sıcak para ihtiyacını giderecek. Eximbank gülerek reddetti kredi isteğini. '1- Siz kara listeye alınmış bir adamla geliyorsunuz bana. 2- Biz geri zekalı değiliz. Gönderdiğiniz proje, 50 milyon dolarlık bir proje. Niye 100 milyon dolar istiyorsunuz?' dediler ve reddettiler. Reddedince bütün hesapları yattı Canaydın'ın. Krediyi de alamadı, Seyrantepe'yi de başlatamadı, tam şapa oturdu. Şapa oturunca da TOKİ cin gibi ve 'Sen Ali Sami Yen'i bana verirsen, senin stadını yaparım' dedi. Artık seçeneği kalmamış Galatasaray 'peki' demek zorunda kaldı. 50 milyon dolar karşılığı milyon liralık Ali Sami Yen arazini verdi bana sorarsanız 1 milyon dolardan aşağı değildir değeri.

BOCHUM'A GİTSİN
_Türk futbolunun önemli isimlerinden Rıdvan Dilmen sıkıntılı bir dönem yaşıyor, ciddi iddialarla karşı karşıya. Önce adı tele-kulak skandalına karıştı, ardından da Bochum Savcılığı'nın şike-bahis soruşturmasına.
Olay mahkemede. Türkiye'de son günlerde, son aylarda, son yıllarda herkes hakkında, her şey yazılıyor. Onun için artık neye inanıp, neye inanmayacağımızı da şaşırdık. Herkesin elinde bir takım bantlar, bir takım konuşmalar. O öyle dedi, bu böyle dedi. Bu taraf 'Ben katiyen böyle bir konuşma yapmadım. Sahtedir' diyor. Onun için böyle durumlarda yapılacak en doğru iş, mahkemenin sonuçlanmasını beklemek. Araya girip yorum yapmanın alemi yok.

_Son dönemde her şey Bochum Savcılığı'nın soruşturmasına bağlanır oldu. Neden bu soruşturma hakkında bir girişimde bulunulmuyor da aradan bir takım belgeler cımbızla çekiliyor veya ona mal ediliyor?
Bochum Savcısı'nın Türkiye ile alakası yok. Onun görevi değil. Bochum Savcısı kendi davasını götürmeye uğraşıyor. Kendi davası ile ilgili Hıncal Uluç lazımsa, Hıncal Uluç'u soruyor, Bülent Can lazımsa, Bülent Can'ı soruyor. Yoksa umurunda değil. 'Türkiye'de Bülent ile Hıncal ne yapıyorlar' Bochum Savcısı niye ilgilensin? O kendi davasının peşinde... Ama ne olup bitiyor, Bochum'da olup biten işleri benim savcılarımın ihbar kabul edip, soruşturma açmaları lazım. Çok mu zor; iki tane savcıyı Bochum'a gönderip, 'dosyaları inceleyin' demek. Herhalde Almanca bilen iki savcımız vardır?






YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA
Anasayfa Anasayfa Beşiktaş Beşiktaş Fenerbahçe Fenerbahçe Galatasaray Galatasaray Trabzonspor Trabzonspor