Turgay Demir

Turgay Demir

10 Ekim 2012

Yıldırım, Alex, Q7 ve vicdani isyan

Yazı, rakam, matbaa, televizyon, portakal sıkacağı, ampul, mutfak robotu, çamaşır makinesi, kuduz aşısı, dinamit ya da bir başka icat hep insanların hayatlarını kolaylaştırmak mantığıyla değerlendirilmiştir.
Aslında özüne bakılırsa hedef de odur aslında. Her mucit bir sorunu çözmek için gayret sarfetmiş, icat peşinde koşmuştur.
Kaşifler ise mucitlerden farklıdır. Onların hedefi belki biraz macera ama daha çok özgürlüktür. O nedenle bilgisayarı icat eden mucit olsa da interneti hayatımıza sokanlar kesinlikle kaşiflerdir. Onların asıl hedefi herkesin bilgiye daha kolay ulaşması ve gerçek anlamda özgürleşmesiydi.

BAĞIMSIZLIK BİLDİRGESİ
Özgürce bilgi paylaşımının toplumları geliştireceğini bilerek bu yönde kafa patlattılar.
İnsanlar önce bu özgür mecrada buluşmaya başladılar sonra da yanlışa yanlış demeye. Kamu vicdanı, sanal medyada ilk kez elle tutulur, gözle görülür hale geldi, vücut buldu desek sanırım abartmış olmayız.
John Perry Barlow, 1996'da "Siber Alemin Bağımsızlık Bildirgesi" adı altında yayınladığı manifestosunda "Alayına gider" yaparken aslında internetin, kimsesizlerin kimsesi olduğu gerçeğini haykırıyordu. Günlük yaşamda hiçbir şey olmayanlar, kale alınmayanlar dahi burada bir araya geldiklerine bir güç haline dönüşebiliyorlar ve yerine göre bazı şeyleri dönüştürebiliyorlardı.
Ne diyordu Barlow; Endüstriyel dünyanın hükümetleri, siz etten ve çelikten yapılmış yorgun devler, ben Siber Alem'den, zihnin yeni evinden (ruhun yeni yuvasından) geliyorum. Geleceğin temsilcisi olarak, geçmişte kalan sizlerden bizi rahat bırakmanızı istiyorum. Aramıza hoş gelmediniz.
Bir araya geldiğimiz bu alemde artık sizin hiçbir hakimiyetiniz yok."

VİCDAN VÜCUT BULDU
Spordan sanata birçok konuda kamu vicdanı sosyal medyada şekillenir ve tüm dikkatleri üzerine çekerken aynı zamanda, belki de tarihte ilk kez, kendisini görmek istemeyenler ya da yok sayanlar üzerinde dahi baskı oluşturmaya başlamıştı.
Bizdeki şike sürecinden Fenerbahçe'deki Alex kaosuna ve Beşiktaş'taki Quaresma kavgalarına kadar hemen hemen her konuda sosyal medya karar verenleri yönlendirici bir etki yapmış, daha çok düşünmelerine ve kamu vicdanını dikkate almalarını sağlamıştır.

ŞİKEYİ ÖRTEMEDİLER
Eğer arkasındaki güç ölçülemez olsaydı belki Alex ile Fenerbahçe'nin yolları çok daha önce ayrılabilir, Quaresma da bugün Galatasaray forması giyiyor olabilirdi.
Aynı şekilde şike süreci de başta Aziz Yıldırım olmak üzere sporun egemenleri tarafından çok çabuk sümen altı edilir ve ceza davası nasıl seyrederse seyretsin, spor hukuku çalışmayabilirdi.
Şimdi hiç değilse yarım yamalak da olsa çalışıyor. Çünkü herkesin, her şeyin farkında olduğunu karar vericiler, siber alemdeki özgürlük ortamı sayesinde bilmekteler.

BİR GÜN GELECEK!
O nedenle her türlü eyyamlarına rağmen şikeyi tamamen görmezden gelemediler Aziz Yıldırım'ı es geçseler ve "Şike sahaya yansımamıştır" gibi komik ve kırılgan mazeretlerin arkasına saklansalar dahi bazı kişilere göstermelik de olsa ceza vermek ve şikeyi resmen kabul etmek zorunda kalmışlardır.
Türkiye değişiyor. Dinamik, kendi gücünün farkında olan, tabularından kurtulmaya çalışan bir Türkiye var artık. Bunun henüz spora yansımaması ya da çok geç yansıması ise sporumuzdaki tabuların hâlâ güçlerini koruyor olmalarındandır.
Yakındır. Her gün bir başka skandala imza atan Aziz Yıldırım eninde sonunda kendi camiası tarafından sorgulanacak ve kamu vicdanı baskısıyla bir gün herkes KRAL ÇIPLAK diyecektir.
Alex'in ucunu ateşlediği fitilin söndürülme şansı yok. O bomba patlayacak, belki yarın, belki yarından da yakın...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA
Anasayfa Anasayfa Beşiktaş Beşiktaş Fenerbahçe Fenerbahçe Galatasaray Galatasaray Trabzonspor Trabzonspor