- 13 Mayıs 2010
Büyük yürüyüş
Dört dörtlük bir tablo
Tesisleşme, stat, Fenerium, halka açılma, taraftar kart ve onlarca başka projenin kulübü getirdiği nokta ortada. Ama en nihayetinde sportif başarı da şart. Hatta bunların hepsi olsa, futbolda kaçırılan bir şampiyonluk bir anda her şeyi unutturabiliyor. Ama futbolda gelen şampiyonluğun yanına hem diğer branşlardaki başarılar hem de kurumsal anlamda yapılan olağanüstü işler eklenince dört dörtlük bir tablo ortaya çıkıyor Bu tabloda ana pay sahibi tabii ki Aziz Yıldırım ve yönetimi. Ama her branşta salonları tıklım tıklım dolduran, her yeni çıkan projede kulübe destek olan taraftarın da yeri apayrı. Bu taraftarın gücünü kimse yadsıyamaz. O taraftar, zamanında omuzlarda taşıdığı kaptanlarının bir kalemde nasıl silinebileceğini de gösterecektir! Hiç kimsenin takımı için alın teri dökmesine veya işine saygı göstermesine bir itirazı yok. Ama kişisel kavgalarından dolayı bu derece çirkinleşmesini de bu taraftarın kabullenmesini beklemek hayalcilik olur. Hem Ümit Özat hem Melih Gökçek bu anlamda kendileri adına son derece kötü bir sınav verdiler geçen hafta. Bunun bir takım sonuçlarına da katlanmak durumunda kalacaklardır.