- 11 Nisan 2010
Satranç tahtası
***
Şimdi işin özüne dönelim. Mustafa Denizli belli ki Ernst ve Fink'in sağlam oyununa güvenmişti. Orta sahada güçlü olacak ve Trabzon'un oyun kurmasını engelleyecekti. O bölgede kapılan toplar da Giray'la Egemen'in arkasına atılacak, böylece gol bulunacaktı. Hesap buydu ve ilk 20 dakika için tuttu. Ama Şenol Güneş hemen oyuncularının görevlerini değiştirdi ve Fink'in etkisi bir anda silindi. Ernst, defansif bölgesinden kıpırdayamadı bile. İkinci yarı başlarken merakım şuydu: Denizli ilk yarıda berbat oynayan Yusuf'u göbeğe, Ernst'i ileri itmeye cesaret edecek mi? Yusuf'ta yaptı bunu hoca, ama Ernst'i savunmanın önünde tuttu. Belli ki, Alanzinho gözünü korkutmuştu!
***
Ligin zaman geçtikçe yorulmak yerine tempo artıran bir takımı varsa eğer, o da tartışmasız Beşiktaş... Siyah-beyazlıların maçların ikinci yarılardaki avantajı bu oluyor. Bu kez de 60. dakikadan başlayarak tempoyu yükselten siyah-beyazlılar rakiplerini dağıttıkları anlarda karşılarında kaleci Onur'u buldular. Fakat asıl ilginci, Şenol Güneş'in bütün problemlere, yeni oyuncular ve saha içi yer değiştirme hamleleriyle karşılık vermesiydi. İnönü Stadı'nın çimleri bir anda satranç tahtasına döndü. Maçı bu açıdan izlemek ayrı bir zevkti!
***
Olmadı... Ne beklendiği gibi goller geldi, ne de galibiyet! Tek tek pozisyonlar açısından bakarsak Trabzonspor galibiyete daha çok yaklaştı. Ama Beşiktaş forvetleri, hatta İbrahim Toraman rakip ceza sahasında biraz becerikli olsalar, üç puanı alıp gidebilirlerdi. Şimdi unutmadan.... Rüştü'nün üç kurtarışıyla kalecilik tarihine bir kez daha adını altın harflerle yazdırdığından; maçta görev yapan üç kalecinin de harika oynayıp skor tabelasına etki ettiğinden söz edelim. Ve Serkan Balcı'nın bu yıl kariyerinin en iyi dönemini yaşadığını bir daha kanıtladığını vurgulayalım.