- 05 Aralık 2009
Maçın galibi: Tribünler!
***
Mustafa hoca herhalde kadrosundaki forvet bolluğuna bakıp "en doğrusu bu çocukların hepsine sırayla şans tanımaktır" diye düşünüyor. Haksız da sayılmaz. Ama... Nihat'ın yetenekleri her hafta biraz daha erozyona uğruyor sanki! Bir futbolcu bu kadar mı boş yere koşturup durur? 57. dakika unutulur gibi değil. Nihat aradığı pozisyonu bulmuştu. Bomboştu. Öyle cılız vurdu ki topa, görmesem vuranın Nihat olduğuna kesinlikle inanmazdım! Nobre ve Tello derseniz... Beşiktaş puan kayıplarını kapattı, liderliğe oynuyor; ama bu iki adam sezon başındaki tatsız havalarını sürdürüyor.
***
Beşiktaş'ın futbolu israfa dayanıyor. Maç boyunca sağlı sollu atak yaptı siyahbeyazlılar. Sonuçta ne oldu? Zaman akıp gitti. Kapasitesi çok daha düşük bir başka takıma rahatça galibiyeti getirebilecek serbest vuruşlar, ataklar, kornerler boşa gitti. Denizli "Galiba böyle olmayacak" deyip Ekrem'le Bobo'yu oyuna soktuğunda bitime 20 dakika kalmıştı. Çok geç kalmıştı. Çok! Gerçek şu ki, Hoca golsüzlük sorununa maç sırasında değil, antrenmanlarda bir çare üretmek zorunda... Üstelik oyunun son bölümünde Diyarbakırspor cesaret bulup Rüştü'nün kalesine öyle yüklendi ki, üç puanı onlar da kapıp gidebilirlerdi.
***
Şimdi Denizli'nin ve Beşiktaşlı oyuncuların külahlarını önlerine koyup.. "Neden bu kadar çok gol kaçırıyoruz?" diye düşünmeleri gerek. Çünkü derbiler kandırır. Asıl ölçü bu maçlardır. "Futbolda gol kaçar" deyip geçemezsiniz. O zaman puanlar da kaçıyor. Bir de diyeceğim o ki, Tabata ile İsmail'in rakip ceza alanında birbirine çarpıp gollük pozisyonu kaybettikleri görüntüleri, bu iki futbolcu tekrar tekrar izlemeli. Şampiyon olacak takımın milyon dolarlık futbolcuları böyle şeyler yapar mı hiç?