Beyaz eldiven!
Zamanında sorgulanmayan yanlışların bugün doğrulanmasının verdiği zararı da hesaba katmak gerekiyorsa, Talisca'nın Fenerbahçe'den ayrılışını doğru irdelemek gerekiyor. Elbette bu kadar yabancıya karşıyım, Talisca'nın orta alanda uyukladığı maçları da inkar etmiyorum ama sezona harika başlayan bir adamın kesinlikle takımda bırakılması gerektiğini düşünmüştüm.
Bu sezon en çok ihtiyaç duyulan bir adamla yolları ayırmaya sadece ekonomik olarak bakanlar hiçbir halta yaramayan yabancılara ödenen paraları da hesaba katmalı.
En güçlü olması gereken sezonda özne paraysa, transferde harcanan paralar nokta vuruş mu bekleyip göreceğiz. Çünkü Talisca'dan kazanıldığı farz edilen paranın kimlerle kaybedildiğini görmek de ihtimal dahilinde!
Yıllardır kurduğum bir cümle var.
'Yerli gençleri kapı eşiklerine yatırmayın, sırtlarını sıvazlayın ve sahaya salın.
Ne verdiyseniz karşılığını alırsınız.' Çünkü gençlerin direncini arttıracak ve futbola asalet katacak değerler o güzel insanların verdiği emeklerle şekillenir.
Oğuz Aydın'a baktım da sırtındaki forma ateşböceği gibi parlıyor. Bu adam yıldız muamelesi görmedi ama yıldızlardan ateş almaya gidecek kadar yürekli olduğunu herkese gösterdi.
O yüzden bu kadar yabancıya da gerek yok, eski borçların bedelini ödemeye de!
Yabancının kalitelisine lafım yok. Vedat Muriç gibileri sadece kral olmak için değil, arkadaşlarına yollar döşemek için vardır. Oyuna genişlik kazandıran Asensio ve Greenwood kalitesi asla tartışılmayacak isimler. Ama gerçek anlamda randıman verdikleri zaman Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi maçları iki ihtimalli olmaktan çıkar. Çünkü yıllanmış bir özlemin karşılığı beklemek özellikle taraftarın hakkıdır.
Galatasaray, Osimhen efsanesinin takviye edilmesi gerektiğini düşünürken önemli takviyeler yaptı. Lige başladığı kadrodan daha güçlü olacağı kesin.
Bazı futbolcularda inat etmenin sonu gelecektir diye düşünüyorum. Gece yoklamasında kaçakları oynayanlara iltimas geçilirse ve emeğe değer verilmezse karşılığında bir bedel ödenir.
Bu da kaçınılmaz.
Beşiktaş'ın takım bütünlüğü dikkat çekiyor. Usta bir teknik adam, harika bir kaleci ve golcüyle arkadaşlık bağları üst seviyede. Kaç zaman sonra ilk kez bu kadar iddialı olacağını düşünüyorum ama bu takımın kırılgan bir yanı var.
O da takımda olmaması gereken adamların varlığı, pozisyonlarda 'boş bulunanlar!' Bir kişi bazen rakip için 'çok kişidir' ama bir kişi bazen kendi takımı için de 'yok kişidir' ve kazalara sebep olur. Dilerim ben yanılmış olurum.
Trabzonspor'da Fatih Tekke'nin vedasına üzüldüm. Düzgün ve doğru adımlar atan her adamın gidişi gibi.
'Yol uzunsa kısa kesmemek gerekir' diye düşündüm ama eldeki kadronun kalitesiyle, oynanan futbolun çelişkisini her zaman teknik adam öder.
Sorumluluk almayan futbolcuların yüzüne ayna tutmak ikinci perde!
Hakemler meslekteki saygıyı kazanmak için yapmaları gerekeni yapmıyor, ihtiyaç da duymuyorlar.
Vicdan yoksa görüşlerdeki netlik de bozuktur mertlik de ama kimin umurunda!
Yöneticilerin çığırtkanlık sezonu gerçek anlamıyla daha açılmadı. Geçen sezonlarda gördük; herkes üzerine düşen kötülüğün karşılığını alırken, yüzüne beyaz eldiven vurularak düelloya davet etmenin modası geçti.
Yeni moda sırtından vurmak, hem de on adım atmadan! 'Zamanın ruhu' diye bir şey varmış ya, o yüzden 'mazinin asaletine' kurban olayım.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

