Hayal satan adam (14)
Mazinin duvarlarını süslemişti sanki, eski zaman fotoğraflarıyla. Biriktirilmiş eski gazeteler de, dükkanın bir köşesinde duruyordu. Hayal satan adam, bozulmuş düşleri onarırken, çocuk içeri girdi. Bugünlerden alacaklı bir çocuk. "Maziden gazeteci hayalleri istiyorum" dedi, elindeki yeni tekliği bıraktı masanın üzerine.
* * *
Çocuğun bıraktığı para tura geldi. Eski yazı turalar kalmamıştı buralarda. Ama anıların silinmediği sokaklardan geliyordu çocuk. Masanın üzerinde duran günlük bir gazeteyi gördü, elinin tersiyle itti. "Onların yalanlarını açığa çıkaran duruşuna tek kuruş vermem" dedi, adam güldü. "O zibidiler bende de beş para etmez evlat" dedi. "Merak etme, sadece eski resimlerin arasına girmiş, bu renkli fotokopiler!" Çocuk rahatladı.
* * *
El emeği, göz nuru gazeteciliğin bekçilerindendi adam. Yolda bulduğu gazeteyi, çömelip okuyan devrin adamıydı. Çocuğun önüne 1970'li yılların gazetelerini koydu. Gazetelerin sayfalarını çevirirken, rüyalarından masal çıkardı çocuk. Dürüstlüğün fon müziği çalıyordu o sıra. Çocuğun sıra sıra resimlerin arasında gezinen küçük parmakları, şimdiki gazetelerde olmayan ışığı arıyordu sanki.
* * *
Buldu. Sahte fotoğrafların ve haberlerin gerçeğini buldu. Bir solukta okudu hepsini. "Bizler gazetecileri kutsal bildik ve onların ışığında yürüdük" dedi. Şimdi ihanet bankaları yüksek faiz veriyordu mudilerine. Müritleri vardı kahpeliğin. Bacakları güzel diye orta yerde duran ve kalbi kasıklarında atan kadınların kalemlerden değerli olduğu bir ülkeydik. Şimdi çıkarlarının metresliğini yapan adamlara bile gazeteci deniyordu da, onların kalemlerindeki soysuzluk kanının bedeli, namuslu çocuklar tarafından ödeniyordu. "Yalana doymayanlar, insanları gerçeğe doyuramaz" dedi çocuk... Yüzünden gelincikler yayıldı dükkanın her yanına.
* * *
"Biliyor musunuz?" dedi çocuk. "Bir gün bu ülkede doğruluğu ve dürüstlüğü temsil eden bir tane gazete bile kalmayacak." "Niye?" dedi adam, bildiği bir cevabı duymak istediği için. "Devlete bağımlı gazetecilik, toplumu uyutmanın ahtapot kollarıyla çocukları sardığı ve toplumu yozlaştırma aracı olarak kullandığı için..." "Yıldızlı pekiyi"ydi cevap!
* * *
Karanlığın kara büyüsü bütün toplumu etkisi altına almışken, çocuğun yüzündeki aydınlık hayal satan adamın görmek istediği resimdi. "Senin gibiler dükkanıma geldiği zaman, bu ülkeden umudumu neden kesmediğimi daha iyi anlıyorum" dedi adam.
* * *
Bütün eski gazeteleri bir solukta okudular birlikte.. Düzenbazlığı taht bilenlerin boyalarını döktüler ortaya, siyah beyaz gazetesayfalarında. O günkü Türkiye resimlerindeki komşuluğu, dürüstlüğü ve namuslu insanları yad ettiler.
* * *
Dürüstlüğe eyerlenmiş atlar duruyordu kapıda. Adam çocuğu beyaz bir ata bindirdi. Çocuk uçtu. O çocuklar bir avuçtu bu topraklarda. Hayal satan adam arkasından baktı. Bu çocuklara gözü gibi bakmayı çocukluğunda öğrenmişti.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

