Dersimiz verildi!
Son 24 saatte Türkiye'de çok önemli olaylar gelişti. Birincisi TBMM, Güneydoğu Anadolu sınır ötesi operasyonuyla ilgili meclisten çoğunlukla karar çıkardı ve hükümete yetki verdi. Şimdi uygulamanın ve öngörülerin sanal mı ya da sözde mi, özde mi olduğunu anlayacağız. Çünkü işin asıl diplomatik ve ekonomik tablosuyla iklim şartları şimdi alınan kararın gerçekleştirilmesindeki zorluklar olarak karşımızda duruyor. Dileyelim ki; yeni şehitler vermeden bu beladan inşallah kurtuluruz. İkincisi ise futbolla ilgili batıdaki sınır ötesi operasyonunun adımını Ali Sami Yen'de bir türlü atamadık. Yunanistan'ı bu kez yenemedik ve maalesef Avrupa'ya bu sefer de "Elveda" dedik. Şu Avrupa kupalarına bir türlü "Oh" diyerek katılamadık. Ya baştan havlu atıyoruz, ya da taksit taksit play-offlar'dan kan ter içinde son maçlarda sıyrılabiliyoruz. Ne acıdır ki; Milli Takımımızın rakipleri bu sefer yabancılar değil, bizzat futbolu yönetenlerdi! İlk 45'te defansta Yunanistan takımına çok pozisyon verdik. Hele bunlardan 3 tanesi yüzde 100 gollüktü. Allah'tan Volkan hepimizi kurtardı. Orta sahada hücuma dönük oyuncularımız ofansa yaklaşamadılar bile. Oyunu sırtlaması ve kurması gerekenlerden Emre hiçbir çıkış bulamadı.
Değişim de yaramadı
Tuncay ve Gökdeniz'in zaman zaman kıpırdanmaları ise saman alevini aşamadı. Ümit her yakaladığı pozisyonda önce düşmeliyim demekten bir türlü bu maçta da kurtulamadı. Gökhan ise evin özevladı gibi değil de sanki hâlâ misafir çocukmuş gibi davranıyor. Kanatları kullanmadan, bunu sağlayamayacağımızı kenar yönetimi de seyretti. İkinci yarıda beraberlik ve bu oyun planının bize hiçbir yararı olmayacağını anlayınca Fatih hoca, Tümer, Hakan ve Arda değişikliklerini yaptı. Ancak bir türlü sonuç çıkmadı. Çünkü ekibimiz çıkmaz sokağa girmişti. Sonuçta Yunanistan istediği gibi oynadı, istediğini de aldı. Ve dersini verip gitti. Bizim batı cephesinde sınır ötesine futbol da olsa oralarda bulunmamızı istemiyorlardı. Bunu da 0-1'le başardılar.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

