Babam...
1928 Kilis doğumlu... Müftü Muharrem Efendi'nin en küçük çocuğu... Şu anda Bilgiç ailesinin en büyüğü (Ondan sonra Öcal Uluç geliyor)... Necati Bilgiç'ten bahsediyorum. Biricik babamdan... Bugünlerde 60. meslek yılını dolduruyor. Bizim "Acaba görebilecek miyiz?" diye düşündüğümüz kadar, spor yazarlığı yaptı. Spor Yazarları Derneği'nin kurucularından, Fenerbahçe'nin 84 numaralı üyesi. Ve her şey bir tarafa hâlâ "aktif" olarak spor yazarlığı yapıyor. Bana aynı gazetede ona komşu olma onuru sağlıyor. Ben ona "Babam" diyorum ama, meslek arkadaşlarım da "Baba" diyorlar. Çünkü eskiden 'usta&çırak' ilişkisi ile yetişirdik. Şimdiki gibi muhabirlerin verdikleri notları yazıya dönüştüren editörlerimiz yoktu. Olanlar da futbol sahalarını yeni bırakmışların yazılarını yazarlar, sonra bu yazılarla onlar da ödül alırlardı. Neyse... Necati Bilgiç (babam) bugün artık hayatı yarılamayı geçmiş birçok spor yazarına hocalık yaptı. Onlara yazı yazmayı, haber almayı, haberden anlamayı ve adam olmayı öğretmeye çalıştı. Sevdiğinin kulağını çekerdi. En çok da 'dahi' anlamına gelen 'de ve da'ların kelime ile birleşik yazıldığını görünce... 45 yaşındayım. Kanından geldiğim babam, elbette ilk ustamdır. İlk eli öpülecek adam, ilk kahramanım ve yol arkadaşım... Birçok ustanın, ilk ustası, mesleğimizin son duayenlerinden. Bu yazıyı, bu sabah okuyacağını biliyorum. Onunla gurur duyuyorum. Bize onurlu yaşamayı öğretti, hep dik yürümemizi sağladı. Anneme selam, baba...
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

