Zor, oyunu bozar
Fenerbahçe ve İsmail Kartal için "kader haftaları" adlı film çok erken vizyona girdi. Zaten fragmanı ilk haftadaki Gençlerbirliği yenilgisiyle seyretmiştik. Beşiktaş derbisi tuzu, biberi oldu. Normal şartlarda şampiyonluk ipini göğüsleyecek takımın bir sezonda dört, maksimum beş yenilgi alma lüksü olur. İsmail Kartal'ın Fenerbahçe'si bu hakkın yarısını dördüncü hafta geride kalırken tüketti. Bu gerçek, yıllardır sabır taşı çatlayan taraftarın moralini bozdu. Oysa Aziz Yıldırım'ın başkan olduktan sonra ısrarla, "bu takımı şampiyon yapacağım" demesi camianın umutlarını yeşertmişti. Transfer sürecinin ilk yarısı da gayet olumlu geçti. Ancak Talisca'dan çıkmak, sekiz numara ve kanat almamak, ne vereceği meçhul Lukaku ile anlaşmak ciddi anlamda soru işaretleri yarattı. Bu soru işaretlerine bir de İsmail Kartal performansı eklenince daha sezon başında kafalar iyice karıştı. Camia, takıma ve hocasına şüpheyle bakıp, "bu sene de mi olmayacak?" diye telaşa kapıldı. Fenerbahçe'nin bazı bölgeleri eksik ya da derinlikten yoksun. Takım yaşlı. Fizik kalitesi sınırlı. Şu ana kadar iki ya da üç resmi maçta doğru oyun oynanabildi. İsmail Hoca bu kadronun yapamayacağı şeylerde ısrar ettikçe, taraftarla olduğu kadar oyuncularla da arası açılıyor. Bence en büyük tehlike burada. Fenerbahçe ve İsmail Kartal bu sezon bir kez daha zor virajda. Roma maçını kaybetmemek, Antep ve Eyüp maçlarını mutlaka kazanmak gerek. Bu da yetmez! Rize, Alanya, Galatasaray ve Göztepe maçlarından da en az 10 puan çıkarmak şart. Avrupa tarafını denkleme bilerek dahil etmedim. Orada sarsıcı bir yenilgi almadan düşük profilde gitmek bile yeterli görülebilir. Bu takımın en az zayiatla Ocak ayına ulaşması gerekiyor.
L'İTALLİANO VERO
Yaşı müsait olanlar hatırlayacaktır, ünlü İtalyan şarkıcı Toto Cutugno'nun 80'li yılların ortasında söylediği L'Italiano şarkısı büyük sükse yapmış, parça kısa zamanda unutulmazlar arasına girmişti. O şarkıda "l'italiano vero" diye bir bölüm vardır. Gerçek bir İtalyan… Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinde kenardaki Vincenzo Italiano'ya baktıkça bu şarkıyı mırıldanırken buldum kendini. Hiç şüphesiz derbinin kaderini teknik adam farkı belirledi. Elbette daha birçok parametre var. Ancak iki ay önce geldiği ülkede takımını ve rakibini bu denli iyi çözebilmiş bir teknik adama hak ettiği övgüyü çok görmemek lazım. Vincenzo Italiano sezon sonunda Beşiktaş'ı şampiyon yapar ya da yapamaz. Şimdiden bir şey söylemek erken olur. Ancak derbide şunu gördük. İtaliano takımının neleri başarıp, neleri başaramayacağını biliyor. Eksikler konusunda net bir fikri var. Takımın gelişmesi gerektiğinin farkında. Bununla birlikte bugün de yarın da takımına coşkulu, cesur ve bir o kadar da tutkulu bir oyun oynatmaya çalışacak. Tipik bir İtalyan gibi…Gerçek İtalyan!
OSİMHEN'SİZ GALATASARAY
Osimhen'siz Galatasaray kaşarsız simit, pilavsız fasulye gibi…Aklıma bu tarz bir "eksikliği" ifade edecek onlarca örnek geliyor. Basitçe söylemek gerekirse Osimhen Galatasaray için bir futbolcudan fazlasını ifade ediyor. Yıllarca Muslera için bu tarz benzetmeler kullandık. Ancak Osimhen'in yokluğu, Muslera'sız Galatasaray kavramının bile ötesine geçti. Bu belki de günümüz Galatasaray'ının Osimhen'e çok daha bağımlı bir futbol oynamasından kaynaklanıyor olabilir. Ancak elinizde Osimhen gibi bir yıldız varsa, oyunu onun üzerine kurmanız kadar doğal bir şey olabilir mi? Yine de repertuarınızda bir B, hatta C planınız da bulunması gerekiyor. Geldiğimiz noktada Osimhen'in sakatlığı Galatasaray'ın bu gerçekle bir kez daha yüzleşmesini sağlayacak. Sarı-Kırmızılılar geçen sezon kimi zaman İcardi, kimi zaman Barış Alper ile bu eksiği kapatmaya çalışıp, görece başarılı da olmuştu. Şimdi başta Leao olmak üzere, Deniz ve Batrakov gibi isimleri de denkleme katarak farklı bir oyun kurgusu yaratmak gerekiyor. Sporting maçı özellikle zor olacak. Portekiz takımının çok fazla silahı var. İçeride Kocaeli ve eğer gerekirse Trabzon deplasmanlarında Okan Hoca yeni planlarını devreye sokmak durumunda. Elbette Osimhen'in yokluğu büyük bir handikap. Ancak ben bu süreçte Okan Buruk'un üreteceği alternatif planların Galatasaray'ın sezonun kalanında işine çok yarayacağını düşünüyorum. Şimdi iş Okan Buruk'a düşüyor!
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

