Köroğlu torunları
Fotomaç'ın "Üniversite buluşmaları"nın ikincisi Bolu'da İzzet Baysal Üniversitesi'nde yapıldı. Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu Müdürü Gazanfer Doğu'nun yönettiği toplantıda yazarlarımız Selçuk Yula, Bülent Tulun, Turgay Demir ve Hakan Dilek konuşmaları ile öğrencilerin büyük beğenisini kazandı.
Gazenfer Doğu açış konuşmasında; "Fotomaç'a birbirinden değerli yazarları üniversitemize getirdikleri ve bu güzel organizasyon için teşekkür ediyoruz. Futbol ülkemizde sporlar içinde tartışılmaz 1 numara. Ama benim gönlümde çok ayrı bir yeri var. Çünkü Türkiye'de spor yönetim örgütlenmesinde hep itici güç olmuştur. Cumhuriyet'in kuruluşundan önce futbol Osmanlı Devletin'nin döneminde işgal kuvvetleri ile birlikte Anadolu topraklarına girince pazar ligi başlamış. Sonra müslümanların kurduğu takımlarla cuma ligleri başlamış. Sonra bu iki lig birleşmiş ve girçek anlamda bir özel spor yönetimi olan TİCİ'yi Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı'nı kurmuştur. Futbolun ilkleri bunlarla da sınırlı kalmadı. İlk özerkleşen federasyon futbol oldu ve diğer federasyonlar özerkliğe futbol sayesinde kavuştu" dedi.
Yazarlarımızın konuşmalarından sonra öğrencilerin sorularına geçildi.
"Ayla ben, Dünyada en çok spor kültüründen bahsediliyor. En çok satan spor gazetesi Fotomaç ta da diğerleri gibi hep futbol var. Neden diğer spor branşlarına yer verilmiyor? Futbol bayanlara hitap etmiyor bence!"
Selçuk Yula:
Bu soruyu Eskişehir'de de aldık. Haklısınız söylenecek fazla bir şey yok. Fakat bazı tabuların yıkılması gerekiyor. Futbol sevgisi yıllardan beri gelen bir sevgi. Buna biraz da satış ile ilgili kaygılar eklenince futbol gazetelerde daha da öne çıkıyor. Gazete patronları, Genel Yayın Yönetmenleri düşündüğü istenilen şey nedir? Gazetelerin daha çok satması. Halk ne istiyor sorusunun yanıtının sonucu futbol ortaya çıkıyor. Kendimden örnek vereyim; beni bağlasanız bazı dizileri izlemem. Ama halk istiyor diye o diziyi yayına koyuyorlar. Ben de şaşırıyorum bu diziyi nasıl yayına koyuyorlar diye! Ama çoğunluk ilgiyle izlediği için reyting uğruna o dizi yayınlanıyor.
Fenerbahçe Bayan Voleybol Takımı 2,5 ay önce Katar'da yapılacak olan Dünya Şampiyonası'na davet edilmiş. Hiçbir gazetede yer almadı. Bütün kıtalardan ikişer takım çağrılmış. O gün Fotomaç'ta köşemde yazdım. Bu Türkiye için büyük onur. Dünya Şampiyonası'na katılacak Fenerbahçe diye. Bayanların menajeri Violet ile karşılaşmıştık "Hiçbir gazete ilgi göstermiyor, yazmıyor" diye dert yanmıştı. O gün dedim ki "Bunu siz yazdıracaksınız. Şampiyon olacaksınız. Hepsi yazacak" Hakikaten öyle oldu bırakın spor gazetelerini siyasi gazeteler bile birinci sayfadan yer verdi.
PANELDEN FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN
Eskiden 70'li 74'lü yıllarda Dünya Kupalarını izlerdik. Otururduk sabahtan akşama kadar TV'nin başından kalkmazdık. Zevkle, heyecanla. Şimdi puanlı sisteme geçince futbolun kalitesi de düştü. O heyecan, futbol keyfi kaçtı. Yıldızlar öldürülüyor, saha dışı olayları görüyorsunuz, insan kendi evladı olsa maça göndermezsiniz. Buradaki Basketbolcularımızın başarısı Dünya ikincisi oldular, kızlarımız geliyor gümbür gümbür.. Bu başarılar geldikçe gazeteler yer vermeye başlıyor. Fotomoçı açın Anadolu'ya önem veriyor.. Sporun istatistiki yönünü Dr. Gürkan Kubilay ile okmuyabiliyorsunuz. Sevgili Hakan Dilek'in değişik yorumları var. Fotomaç'taki gibi değişim diğer gazetelerde de sürecek. Yani başarılar geldikçe gazetelerin yayın akışları da futbolun ötesine geçecek, teşekkür ederim"
Onur ben; Tesisleşmeden çok bahsettik. Arda'nın sakatlığının tesislerden kaynaklandığını söyleniyordu. Bu sorunun neden önüne geçilmediğini merek ediyorum. Bülent abiye sormak istiyorum.
Bülent Tulun; Evet Onur bu konuda çok spekülasyon yapıldı. Şimdi konunun tibbi yönüne fazla girmek istemiyorum. Uzmanı değilim ama bazı şeyleri biliyorum kabaca. Ama Arda'nın sakatlığı aslında fıtık değil. Fıtık bölgesinde ama tübis denilen bir rahatsızlık. Bu kasıktaki kasların bir nevi enfeksiyonu. Bunun suni çim sahalarından kaynaklandığını iddia edenler var. Bazıları da diyor ki ABD'de tüm maçlar suni sahada oynanıyor. Hepsinin bu hastalığa yakalanmasına sebep olurdu, olmadı! Almanya'da bir kadın prof. ameliyatla futbolcuyu 1 haftada sahaya çıkacağını söylendi. Uzmanlar ise bu işin aslının 1 ay olduğu söyledi. Sonunda uzmanlar haklı çıktı. Bunun bünyeyle ilgili olduğu da söyleniyor. Ben 1994-2006 arasında Galatasaray Alt yapısının içindeydim. Bu Galatasaray'da çok sık görülen bir hastalık değil ki hep suni çimde oynadılar. Ben bu işin sihirbazlarla değil uzmanlarla çözülmesinden çok uzmanlarınca çözümlenmesinden yanayım.
PANELDEN FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN
Gazenfer Doğu; Spor Yöneticiliği Öğretim Üyesi Müberra hanım buyrun lütfen; Teşekkür ederim ben öncelikle yazarlarımıza buraya geldikleri için ellerine, kalemlarine ve ağzınıza sağlık diyorum, teşekkür ediyorum. Öğrencilerimizin moralini yükselttiğiniz için çok mutluyuz. Fotomaç'a teşekkür ediyoruz. BESYO olarak üç bölümümüz var. Öğretmenlikte, Milli Eğitim'in 10 sene önce uygulamaya koyduğu çoklu zeka uygulamaları gibi programlardan haberi yokken biz burada derslerimizde hepsini öğrencilerimize uygulattık. Antrenörlük bölümümüz ise şu ana kadar bilimsel ölçümler, maç analizleri, biomekanik analizler gibi ciddi anlamda iddialılar. Spor Yöneticiliğimiz ise yeni bir bölüm ama öğrencilerimiz pazarlama, liderlik, işletme ve spor hukuku alanında kendilerini yetiştirmeye başladılar. Şu anda bu organizasyonda öğrencilerimizin Yaşar, Devrim hanım gibi ve bölüm başkanımızın beraber yaptıkları başarılı bir çalışma. Şunu söylemek istiyorum biz uygulama ve teoriyi aynı anda yapan bir yüksek okuluz. Siz iş alanında umutsuz olan gençlerimize iş bulabileceklerini söyleyerek onlara umut verdiniz. Bizler ne kadar söylesek olmuyordu. Sizin ağzınızdan bunu duymaları bizim çok çok önemliydi. Dört konuşmacıya sorum; Bizim şu saattte liderlik dersimiz vardı. Biz liderliği 3 koşulda etkili mi değil mi diye öğretiyoruz. Tabi etkili lideri bulmak çok kolay değil. Size göre özellikler, davranış veya bulunduğu ortam konusunda insanları peşinden olumlu olarak sürükleyen lider var mı?
Selçuk Yula; Öncelikle teşekkürler. İş alanları konusunda söyledim, iki üç bin kişinin çalıştığı bir kurumda içinde olduğum için söylüyorum. Spor Eğitimi fakültelerinden çıkan bir çok kişinin yapacağı beden eğitimi öğretmenliğiydi. O zamanları büyük kulüplerimizin yapacağı bir şey yoktu. Benim dönemlerimde kulüplerin sadece stat gelirleri vardı. Reklam gelirleri bulmak zordu. Tabi bu okuldan çıkanların buralarda görev yapmaları imkansızdı. Forma dikerlerdi, yalvarırlardı şu bankadan reklam alalım diye. Kulüpte bir muhasebeci çalışıyordu. Gelen yöneticiler de profesyonel değildi. Şu anda Fenerbahçe'nin cirosu 400 bin euro. Şimdi imkanlar çok sizin okullarınızdan çıkan öğrenciler stajer olarak çalışıyor ve kulüp yönetimi içinde görev almaya başlıyorlar. Bir çok yerde görev alıyorlar. Kulübün içine girince gencecik stajerlikten başlayıp maaşlı elemanlar olarak orada görev alıyorlar ben çok mutlu oluyorum. Liderlik sorusuna gelince;
Mesela Fenerbahçeliler zamanında Ali Şen'di şimdi Aziz Yıldırım oldu. Beşiktaşlılar için bir dönem Süleyman Seba oluyor Yıldırım Demirören oluyor. Galatasaraylılar için Adnan Polat oluyor Özhan Canaydın oluyor.. Tribünler bazen sevmiyor. Ama sevmedikleri zaman da dışlıyorlar. Saha içindeki liderlere bakarsak malesef o büyük bir eksiklik.. Fenerbahçe'de Alex gibi görülüyor. Son yıllarda yoktu ondan önce. Can abiler Cemil abiler vardı. Ben beraber oynadıklarıma bakarsak. Eskilere bakarsak Baba Hakkılar, Metin Oktaya'lar falan.. Ama o tür liderlik pek görülmüyor. O üç özellikli lideri futbol takımları bulmakta zorluk çekiyor, teşekkür ederim.
PANELDEN FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN
Turgay Demir; Liderlik aslında insanoğlunun belkide tarih sahnesinde yer almaya başladığı günden yana tartışılan ya da aranılan bir kişilik. Selçuk detaylı anlattığı için ben çok detaylandırmayayım. İyi lider nedir onu anlatayım. Burada vereceğim örneğin siyasal ya da sosyal amacı yok. Onun için alkışa ve yuhalamaya gerek yok. Mesela Yaser Arafat çok lider kişilikli bir adamdı. Recep Tayyip Erdoğan mesala lider kişilikli bir insan. Hasan Doğan vardı TFF başkanı. O da lider kişilikliydi, rahmetli. Ali Şen kesinlikle lider kişiliklidir. Ben Yıldırım Demirören'e Aziz Yıldırım'a da katılmıyorum. Çünkü lider dediğiniz adama kötü gidişatta da bir şey diyemezsiniz. Ancak liderliği bıraktığı zaman liderliği biter. Kendi bırakırsa. Napolyon da böyledir Fatih Sultan Mehmet de.. Dolayısıyla lider olmak için akıntıya karşı yüzmeye cesaretiniz olacak. Şurada birşey anlatırken bile alacağınız tepkiye hazırlıklı olacaksınız. Bundan çekinmeyeceksiniz. En önemli liderlik vasfı zor durumda paniklememek, hiç kimse ona güvenmezken lider kendine güvenir ve kalabalıkları peşinden sürükler. Her mahallenin de lideri vardır. En önemli vasfı kalabalıkları peşinden sürüklemesidir liderin! Teşekkür ederim.
Hakan Dilek; Çok somut gidelim çünkü mevzu çok derin ve accayip. Nokta konulması gereken bir konu. Anları, yani Turgay'ın bahsettiği anlardan başarıyla çıkabilecek, sonuç alıcı ve bağlayıcı olacak lider. Saha içinde Alex saha dışında Şenol Güneş. Eğer futboldan bahsediyorsak. Çok iyi okuyucuyumdur. Hani derler ye adam ölüm ilanlarını bile iyi okur diye. Ben böyle biriyim, satır aralarını iyi okurum. Bir yazıda okudum Alex'in eşi şöyle diyor; Maça çıkar, sakız çiğniyor damarları şişmişse maçı oynuyor demektir. İşte lider böyle bir şey... Siyasetten bir sürü isim sayılabilir. Liderlikse öncelikle paketi çok iyi sunacak. Şimdi bizim arkadaşlarımıza gelsin sıra. Yani mesleki formasyon kazanmaya başladıklarında nasıl davranacaklarına ilişkin bir iki bilgi bu. Bir sunumunu çok iyi yapmayı becerebilecek insanlar olacağız. Bugün o halkayı yakalamak çok zor olabilir. Çünkü ilerde kulüp stratejistleri olacaksınız ilerde. Paketi çok iyi yapacaksınız. İyi bir sunum yapacaksınız. Bunun için de çok iyi bilgili olmalısınız. Bilgili olmadığınız zaman içerisinde ortaya çıkarsa ezilirsiniz. Mümkün değil yukarıya çıkmanız. Yok olursunuz. Burası Türkiye! İlgili olacaksınız ki bilgili olabilesiniz. İlgi ile bilgiyi bir potada eritmiş insanlardır liderler. Lider olan insanlar ilgiyi ve bilgiyi bir potada işlemiş insanlardır.
Bülent Tulun; Liderlik vasıflarında aktif görevdeyken hatırlamayabilirsiniz müthiş bir mükdedan müthiş bir liderdir Özkan Sümer. Bir gün bir maçta 0-0 soyunma odasına giriyorlar. En kötü oynayanı da Lemi! Diyor ki hoca "Lemi sen ısın, oyuna gireceksin" diyor. Lemi "Hocam ben zaten oynuyorum!" diyor. Sümer "Ciddi mi söylüyorsun, sen oynuyor musun? Bu verilen önemli bir mesaj Lemi'ye. Teknik adamın orada yaptığı ilginç bir yorum. Hepsini rahatlatıyor sonra maça çıkıyorlar. Hakan kardeşimin dediği gibi lider vasıflı kişi mutlaka bilgili olacak, teşekkür ederim
Selçuk Yula; Bu arada bir anımı anlatmak istiyorum. Trabzonspor ile maç yapıyoruz. Sahadayım. Korner atılıyor. Geride Hüsnü ile Bahattin oynuyor. Top geliyor, biz ıskaladık, Hüsnü kafayı vurdu, top kendi kalesinin dibinden tekrar kornere çıktı. Yine top geldi biz Bahattin ile ıskaladık yine Hüsnü kafayı vurdu top direğe çarparak yine kornere çıkınca, Özkan Sümer hoca kenardan bağırdı; "Bahattin bırak Selçuk'u sen Hüsnü'yü tut gol yiyeceğiz valla!"
PANELDEN FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN
YAZARLARIN AÇIŞ KONUŞMALARINDAN ÖZET:
TURGAY DEMİR
Beşiktaş Simao'yu 900 bin euroya aldı, Tabata'ya 10 milyon dolar verdi. Bu tür pahalı çelişkilerin yaşanmaması için kulüplerimizin iyi yetişmiş yönetici kadrolarına ihtiyacı var. Ve siz gençler, yakın gelecekte Türk sporundaki yerinizi mutlaka alacaksınız.
BÜLENT TULUN
Arkadaşlar ana dersleriniz kadar yabancı dilin üzerine eğilin. Yabancı diliniz olmazsa hiçbir uluslararası kontak kuramazsınız. Local kalırsınız. İkincisi metodoroloji bilimini çok iyi öğrenin. Neyi nasıl yapacağım? Nasıl bulacağım? Yani metod bilimi ileride karşınıza çok çıkacak.
SELÇUK YULA
Tesisleşme çok önemli. Okulunuzun tesislerini gezdik. Gerçekten çok iyi. Bizim üniversite dönemlerimizle mukayese edersek mükemmel. 1979'da Fenerbahçe'ye geldiğimde şu anki stat yoktu. Maçlarımızı göçebe gibi oynuyorduk. 1982 yılında stat ve antrenman sahası yapıldı. Bu iki tesis o dönem bizim şampiyon olmamıza yetmişti.
HAKAN DİLEK
Özellikle bir futbol müsabakasından ya da spor karşılaşmasından gerilim umanların hizaya girmesi gerekir. Daha maç başlamadan İinternet sitelerinde başlıyorlar birbirlerine saydırmaya... Neden bu kadar gerginler ki?
Bir soru gelmişti geçen söyleşimizde; 'Neden bu Galatasaraylılar hep geçmişleriyle övünüyorlar? İyi ki bir UEFA KUPASI aldılar!!!' Söylediği şeyin farkında mı bilmiyorum ama bir futbol kulübümüzün dünyanın en büyük kupalarından birini almış olmasını kendisine yediremiyordu bu arkadaş. Bunun la övünülmesini de kendine yediremiyor buna sinirlendiğini söylüyordu... Oysa oyun barıi için oynanır. İşin içine parabnın girmiş olması doğasını bozuyor olabilir ama üniversitelilerin işi bu sportif barışa sahip çıkmak olmalıdır...
YOLCULUĞUN ÖYKÜSÜ
Bolu'ya 9 kişilik bir ekip ile gittik. Sabah saat 7'de başlayan minibüs seyehatimiz şöförümüz Turgay'ın önce K.Çekmece'den Ozan Öz'ü almasıyla başladı. Beylikdüzü'nden foto muhabirimiz Raşit Ateş ile yazarımız Turgay Demir'i de alan minübüs Ambarlı'dan beni (Yılmaz Şenol) aldı. Avcılar'da sabah kahvaltısı için börek molası sonrasında Fotomaç Gazetesi'ne, Beşiktaş Balmumcu'daki ATV binasına ulaştık. Yazarlarımızdan Bülent Tulun ve foto muhabirimiz Emre de bize katıldı. 09.00'da Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nın önüne ulaştık. Bizi orada bekleyen yazarlarımız Selçuk Yula ve Hakan Dilek de minübüse binince ekip hızla Bolu'ya hareket etti.
Sakarya'da çay-kahve molası veren ekip 1 saatlik ara sonrasında yola devam etti. 12.30'da İzzet Baysal Üniversitesi'ndeki coşkulu karşılamayla heyecan doruğa çıktı.
Organizasyona büyük emeği geçen Yard. Doç.Dr. Selami Özsoy, Fotomaç ekibini okulun kapısında karşıladı.
Okulun müdürü bir zamanların efsane güreşçisi Yaşar Doğu'nun oğlu Gazanfer Doğu da okulun girişinde öğrencilerle birlikte FOTOMAÇ'ı karşıladı. Biraz sohbet sonrası okulun tesisleri gezildi.
Fotomaç ekibi tesisleri çok beğendi. Organizasyonda büyük katkısı olan öğretim görevlisi Selami Özsoy'un da katıldığı Yeşil Ev'deki akşam yemeği sonrası ekibimiz gece saat 11.30'da İstanbul'a döndü.
Selçuk Yula "Her yolculuk yorucudur ama genç insanlarımızla birlikte olduğumuz, onların coşkusunu gördüğümüz için bu yorgunluğumuzu unutuverdik. İyi ki Bolu'ya gitmişiz" dedi.
Bülent Tulun "Çok keyifli bir yolculuktu. Organizasyon mükemmeldi. Gençlerlerin mutluluğunu görmek bana huzur verdi. Ne yorgunluğu gelecek durağımız neresi?" diye sordu.
Turgay Demir "İyi ki böyle bir tura çıkmışız. Bir çok insanla tanışıp onları birazcık olsa da mutlu görmek, ve bunu bizim sağladığımızı bilmek insana huzur veriyor" açıklmamasını yapıp Beylikdüzü'nde minibüsten indiğinde saat 01,30'u gösteriyordu.
Hakan Dilek saat 17,30'dan sonra ekipten ayrıldı. Otobüsle İstanbul'a bizlerden önce döndü. Çünkü 100'ü aşkın izleyici 1 saatlik gecikme ile onu sahnede bekliyordu. Öğrendik ki planlanan saatte yani 21.00'da oyununu oynamaya başlamış ve yine herkesi mutlu eden, güldüren, güldürürken düşündüren hoş sohbetini yapıp, ayakta alkışlanmış…
Telefonda sorduk en çok yorulan sen oldun. Panel bitti otobüse koştun. Oyuna yetiştin. Yeşil Ev'deki güzel yemeğe bile katılamadın. Yine de Bolu'ya gelmekten mutlu musun? "Evet, evet, evet… Üniversiteli kardeşlerimle olmaktan, Boluya gitmekten, çok mutlu oldum. Hiç de yorgunluğumu hatırlamıyorum. Sonraki yer neresi?" dedi.
PANELDEN FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN
İşte Fotomaç ekibinin eve dönüş yolunda Bolu İzzet Baysal Üniversitesi'ne yaptığımız yolculuk hakkındaki düşünceleri buydu. Evet hepimiz Okul Müdürü Gazanfer Doğu'yu Yrd. Doç. Dr. Selami Özsoy'u, Yrd. Doç. Dr. Dilşad Çoknaz'ı, Öğretim görevlisi Yeşer Eskicioğlu'nu, Müberra Çelebi'yi, Yüksek Okul Sekreteri Gürbüz Ertem'i, başarılı bir sunuculuk yapan araştırma görevlisi Devrim Bulut'u ve siz sevğili öğrencileri tanımaktan büyük mutluluk duyduk. TEŞEKKÜRLER BOLU İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ BESYO.. Yine görüşmek üzere en güzel günler sizin olsun.
M.Yılmaz ŞENOL
