Spor yazarları F.Bahçe'nin galibiyetini yazdı
Rıdvan Dilmen: Maratoncu F.Bahçe
İkinci yarı için maçın hak edeni diyebiliriz Fenerbahçe için... İlk yarıda mücadeleci, sadece taraftarın güzel olduğu bir devre izledik. Hemen hemen pozisyon bile yoktu. İkinci devreye baktığımız zaman Fenerbahçe'nin fiziksel kalitesini gördük.
En hızlısı Beşiktaş, en organizesi Başakşehir ama en fiziklisi de Fenerbahçe...
Fenerbahçe ben maraton koşucusuyum, bana sabredeceksiniz diyor. Kulüp başkanı başta olmak üzere taraftarın Aykut Kocaman'a istifası sonrası destek olması 4'üncü galibiyeti getirdi. Her maç ligin en önemli maçı der oyuncular ama Antalyaspor deplasmanı çok mühim demiştim. Takımı tartışmaya açacaktı. Orada sevinen oyuncular galibiyete değil, geleceği görmelerindendi.
Perşembeye kalan bilet bulamaz artık Fenerbahçe'de, 50 bin kişi dolar. Bu kadar iddialıyım.
Kocaman'ın hesabı tuttu
Antalyaspor maçına giderken yine puan farkı vardı ama ne deniyordu, 3-4 puan geride bitirsek ne güzel olur. Başakşehir'i dışarıda bırakırsak Galatasaray ve Beşiktaş'ın puanlarca gerisinde kalmayacağı kesinleşti artık. Büyük kulüple büyük taraftarı ayırmak lazım... Galatasaray onca şey yaşıyor ama ne yapıyor, toparlanıyor. Akhisarspor maçında tribünler doluya yakın olacak. Beşiktaş bir canlandı, 3 atıp arayı kapattı. Bu kulüplerin ayağa kalkması liderlerin davranışlarıyla ilintilidir. Yönetim dedi ki hoca burada var, devam ediyor. Aykut hocanın çalışma stiline adapte olmak kolay değil. Sabırlı form tutmak istiyor.
Aykut hocanın hesabında hep fizik kapasitenin artacağı vardı. Futbol rakiple oynanır, Fenerbahçe kapasitesini verdi ve kazandı. Oyununu oynadı. 'Mehmet-Josef'le oynarım, dört de ofansif oyuncuyla oynarım' dedi. 71'inci dakikada sağ açıkta bir top kaptırdı Dirar, yüzde 100 deparla geri döndü defansa kadar. Bunlar kolay değil. Günlük oyunda da hesabını kitabını yapan, 70'ten sonra maçı koparabileceğini bilen bir teknik adam var Fenerbahçe'de.
BAŞTAN KAYBETTİ
Bursaspor tarafından bakıyorum. Muhteşem bir seyircin var, potansiyelin var. Le Guen maç öncesi demecinde, "Favori Fenerbahçe, elimizden geleni yapacağız" diyerek baştan kaybetmişti ama... Ben de biliyorum Fenerbahçe'nin daha iyi kadrosu olduğunu ama bu maç Bursa'da. Bunu İstanbul'da söylese tamam, Bursa'da olmaz.
Erman Toroğlu: Aykut'un med-cezir'i tuttu
Fenerbahçe altın buldu. Bursaspor maçı sarı-lacivertliler için tam sırat köprüsü gibi bir karşılaşmaydı. Çünkü takım toparlanıyor ama toparlanırken akıllara şu sorular geliyordu; "Oynadığı rakiplerin gücü nasıl?", "Bu takım deplasmana gidecek, seyirci baskısına karşı nasıl oynar?", "Bursaspor iyi takım. Zor maç kaybediyor. Acaba kaza yaşanır mı?" deniyordu. Ama sarı-lacivertliler bu zorlu virajı iyi döndü.
Oyunun geneline baktığınızda kısır bir maç oldu. Fazla gol pozisyonu yoktu. İki taraf da bol bol birbirine yoklama mancınığı attı.
Orta sahada top yapıyorlar ama ileride iki taraf da ısıramıyor. Fenerbahçe ve Bursaspor'un oynama şekline göre maç 0-0 bitecek gibi gözüküyordu.
Nereye kadar? Penaltıya kadar...
Penaltı pozisyonlarında defans adamları dikkati çeker. Alakasız yere ayaklarını sokmayacaklar.
Sonra rakip bundan faydalanır. İşte dün akşam olduğu gibi. Böyle gerilim beklenen bir maçta hakem için fazla ters pozisyonlar olmadı.
Yalnız şu var; Fenerbahçe "Şampiyonluğa oynuyorum" diyor. Bursaspor da "Yukarıyı kovalıyorum" diyor. Ama iki taraf da hücum gücünde bunları yapabilecek kapasitede değil.
Yalnız Fenerbahçe'de Aykut'un git-gelinden sonra, Aykut'un med-cezirinden sonra Fenerbahçe'de kımıldama var.
En büyük şey, futbolcular birbirlerine yardım ediyorlar. Sonuna kadar mücadele ediyorlar.
Göze hoş gelen bir futbol oynamıyorlar ama çatır çatır mücadele ediyorlar. Zaten bir futbol seyircisinin de takımından istediği bu değil mi?
Gerisi laf… Sen mücadeleni yaparsan, haliyle pozisyon da senin lehine gelir, netice de… Dün akşam olduğu gibi.
