Merhaba Fotomaç Ailesi, okuruyla, çalışanıyla, hepimize merhaba... Tahminimce sosyal medya sayesinde eskisi gibi değil ilk yazı heyecanları... Her gün lüzumlu lüzumsuz o kadar çok fikir beyan ediyoruz ki , tivitırında, feysbukunda, ifade etmek artık bir "açlık'' değil her birimiz için... Örneğin ben; günde ortalama 16.3 tivit atıyormuşum. Ortalama 120 karakter desek 1956 "vuruş'' eder gazeteci tabiriyle... Değerli Genel Yayın Yönetmenim Zeki Uzundurukan "yazsana'' dediğinde o hep kullanmak istediğim gasteci tabirlerinden birisini sarfetmenin heyecanıyla "kaç vuruş?'' diye sordum, "2000- 3000'' yanıtını verdi... Ve işte buradayım... Cümle sonlarına sanal gülücükler (iki nokta üst üste - kapa parantez) vs koymadan yazmak da zormuş hani...
Diğerlerini anlamak İnsan
ya layılığıyla delirmek, ya da aklına mukayyet olmak için yazmalı. Kendini anlatırken diğerini anlamak için biraz da. Etkileşim boyutunu ihmal etsek bile yazmanın bir iletişim olduğu gerçeğini kabullenmek zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Ve açıkça söylüyorum, aklıma; en az vicdanım, becerilerim ve deneyimlerim kadar güvensem de, "mukayyet olmak'' amacıyla yazıyorum. Yazıyı kaleme aldığım (yaşasın yine o jargon) anlarda spor gündemini özetlersek; akşam Fenerbahçe İngiltere'nin köklü kulüplerinden Arsenal'le oynamayı bekliyordu. CAS (Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi) Beşiktaş'ın final savunmasını bir önceki gün dinlemiş, Fenerbahçe'nin ise "bir geceiki gün'' sürecek olan savunmasını almaya başlamıştı. TFF, ansızın(!) gidiveren Abdullah Avcı'nın yerine Milli Takım'ın başına Fatih Terim'i düşünüyordu. Üstelik kalenderdi; Galatasaray'ı da çalıştırmaya devam edebilirdi. Umarım an itibariyle, Fenerbahçe-Arsenal maçı, CAS süreci ve"Milli Takım Hadisesi''nde hayırlara vesile olacak gelişmeler yer alıyordur iletişim araçlarında. Herkes için neyin hayır neyinse şer olduğu bu denli karmaşıkken politik bir temenniydi bu şüphesiz.
Futbol en pahalı yemek
Yani; sıradan bir günün, akıcı-yoğun gündemini soluyordum bu köşeyi yazarken (Jargon Kalp Ben). "KAĞIT'' üstünde yaşanan her şey, ben dahil herkese çok mantıklı geliyordu. Arsenal maçı için sahaya çıkacak temsilcimizin pek çok transferi, stratejisi, ülkeyi"3 Temmuz Süreci''ne götüren pek çok konuşmafikir gibi, Milli Takım da adeta" AY'' dan yönetiliyordu. Ve Türk Futbolu KAĞITtan bir AYın uydusu gibiydi, hâlâ... "Türk Futbolu, şehrin seçkin İtalyan restoranlarında yenen en pahalı yemektir'' demiştim bir gün, en çok da kendim etkilenmiştim. Umarım yine öyle olmaz. İKİ NOKTA ÜST ÜSTE,
KAPA PARANTEZ...
SERKAN KORKMAZ
