* Son iki maçta iki farklı Galatasaray seyrettik. Cluj karşısındaki o istekli ve arzulu futbol, Mersin maçında yoktu. Bu değişikliği neye bağlıyorsunuz?
Galatasaray'ın kazandığı maçlarda alkış ne kadar Fatih Terim'e yönelikse, puan kaybettiği maçlardaki sorumluluk o kadar ona ait... Geçen hafta, 'Bu kadar dökülen Hamit'i niye oyundan çıkarmaz' diye maç boyu ifrit olduğumu, maçtan sonra ise, 'Avrupa'da iyi oynayan bir Hamit'e ihtiyacı var. Onu kazanmak zorunda...
Onun için oyunda tutuyor' düşüncesine vardığımı anlattım. Cluj maçının bütün gollerinde Hamit vardı. 'Hamit'e niye tahammül etti'ğinin yanıtını Cluj maçında verdi.
Bunları hesaplayan Fatih Terim, birtakım futbolcuların üç günde bir maç oynayamadığını sadece bu sezonki tecrübelerinden artık görmesi, öğrenmesi lazım.
Cluj maçı çarşamba günü, Mersin maçı pazar günü, çarşamba günü, milli maç, cuma günü Galatasaray'ın lig maçı, öbür hafta salı günü Manchester United maçı...
MERSİN'İ ANLATAMAZSIN
Kazanan takım değişmez gibi fikri sabite televizyonda gargara yapan birtakım eleştirmenler sığınabilir ama Fatih Terim gibi bir futbol kurdunun böyle düşünmemesi lazım.
Fatih Terim'in 11 adamı mı var ki Cluj maçında turşusu çıkmış adamları tekrar Mersin karşısına sürüyor!
Önünde de böyle bir program var.
Milli maç, lig maçı, Avrupa maçı... Yine önünde üç günde bir maç var. Takımın yarısını değiştirebilirdi ve o kenarda oturanlar, kendilerine fırsat verilmesinin hırsıyla şu oynayan takımdan iki misli başarılı olurlardı.
Cluj'u geçmiş, kafasında Manchester United maçı olan adama Mersin İdmanyurdu maçını anlatamazsın. Fatih Terim bunları Galatasaray'ı Avrupa'ya taşıdığı o 4 sene içinde çok yaşadı.
Mustafa Denizli de yaşadı. Ben de içlerindeydim, biliyorum.
AVRUPA MAÇI BAŞKA
'İstediğin kadar bizim için önemli olan Mersin maçı' de, hikaye...Galatasaray'ın kaptanı kim; Selçuk...
Rol modeli yani... Kendini Selçuk'un yerine koy, Mersin maçında harikalar yaratmışsın, Manchester maçında dökülmüşsün.
Bir de tersini düşün.
Mersin karşısında topa vurmamışsın ama Manchester karşısında çok iyi oynamışsın, Avrupa pazarında fiyatın değişir. Avrupa pazarında adın değişir, dünya futbolunda adın değişir.
Manchester'ı düşünen adamı Mersin karşısında motive edemezsin. 'Ederim' diyen kendini kandırır. Böyle bir motivasyon yok; ben şahit olmadım.
Cumartesi günü Maraş karşısında rezil olurdu Galatasaray, üç gün sonra Şampiyonlar Ligi'nde harikalar yaratırdı.
Neden; futbolcuyu Maraş'a motive edemezsin.
Sene başından beri 18'e dahi almadığın bir sürü adamın var senin!..
Dünden bu güne ilan edilmedi bu program; belli... 'Arkadaşlar, Cluj ve Manchester United maçları arasında bizim lig maçlarımız var. Bu lig maçlarında size şans vereceğim ona göre hazır olun' deseydi o adamları da kazanmış olmaz mıydı? Mersin maçını kazanacağı gibi...
Ceyhun'a, Gökhan'a, Semih'e deseydi!..
Kimler kimler var. Galatasaray iki tane 11 çıkarabilecek kadroya sahip.
* Melo'nun futbolu eleştiriliyor ama Mersin maçında kullanılabilirdi sanki...
İnanılır gibi değil. Melo, Galatasaray'da oynayacaksa, oynayacağı maç bu... Özellikle ikinci yarının 15. dakikasından itibaren bu takım 'Melo' diye bağırıyor. Çünkü takım hiçbir futbol oynamıyor. Yani ortada Melo'nun dengesizliği ile bozacağı bir oyun yok.
Zaten kötü oynuyorsun. Tam böyle dengesiz bir adam, karambol yaratıp gol çıkarabilir.
Böyle bir maçta Melo'yu kenarda tutup Aydın'ı ve Sabri'yi oyuna sokarak, bunlarla gol atmayı düşünüyorsan, inanamıyorum.
Fatih Terim'in kafasında birtakım şartlanmalar var. Ne yazık ki bu şartlanmalardan kendini kurtaramıyor. Çıbanın başı da Emre Çolak... 'Evladı manevisi' demiyorum. İnsan öz oğlunu bu kadar kayırmaz. Cluj maçının yıldızı olduğunu Fatih ve medya söylemedi mi! Galatasaray, Cluj maçını kaybedebilirdi ve sorumlusu Emre olurdu.
360 DERECE DÖNECEK
Maçın sonunda, ekranda üç saniye kalan bir istatistik var. Emre'ye gelen topların Galatasaray'da kalması yüzde 50...
Yani kendisine gelen 100 toptan 50'sini Cluj'a vermiş. Niye veriyor; vazgeçemediği hastalığından... Tugay (Kerimoğlu) on tane Emre çapında bir adamdı ama Galatasaray'dan bu yüzden gitti. Topu ayağından bir türlü çıkaramıyordu.
Emre tek top oynamayı bilmiyor. İlle bir sağ yapacak, ille bir sol yapacak.
Çalımlayacak. Bir adam bulamazsa, kendini çalımlayacak. Etrafında 360 derece dönecek. Topu oyuna sokana kadar rakip savunma kademeye girmiş, yerini tutmuş oluyor.
Mersin maçını Fatih hocam ile beraber seyretmeye hazırım. Bir gün öğleden sonra ayırır, giderim. 90 dakika boyunca Galatasaray'ın bir tane kontratağı var mı?
TAKTİĞİ ÇOK BASİTTİ
Aynı gün bir de Fenerbahçe maçını seyrettik. Fenerbahçe ne kadar hızlı çıkıyor.
Beş falan olurdu o maç... Galatasaray'ın 'çıkma' diye bir niyeti yok.
Nurullah Sağlam o kadar güzel çözmüş ki Fatih Terim'i...
Nurullah Sağlam'ın bir tane hatası vardı. Galatasaray'ın ne kadar kötü olduğunu gördüğü halde galibiyete oynamadı, bir puana razı oldu kendi sahasında... Mersin, Mersin'de Galatasaray'dan bir puan alsa ne olacak almasa ne olacak! Yensene yakalamışken...
Hayır, aklına getirmedi kazanmayı...
Futbolcularına verdiği taktik de çok basit, 'Kardeşim bu Galatasaraylılar kendi yarı sahalarında al gülüm, ver gülüm oynamaya bayılırlar. Sakın ha üstlerine gitmeyin. Sakın ha kovalamayın.
Kendinizi yormayın. Onlar orada dolandırdıkça bekleyin. Zaten biz vakit geçirmek istemiyor muyuz?
Biz beraberliğe razı değil miyiz? O zaman bırak, onlar oyalanıyorlar zaten.
Oyalansınlar. Sakın müdahale etmeyin.' Bütün maçı böyle oynadı Galatasaray.
Galatasaray santranın gerisinde üstüne hiç Mersinli gelmeden bomboşken yan toplar, yan toplar... Allah'ın belası yan toplar.
MANCHESTER SiLiNDiR GiBi EZER
Gazetelerde Celtic-Barcelona maçının istatistiği vardı. İkinci yarıda Celtic'in topa sahip olduğu süre 47 saniye...
26 dakika top oyunda kalmış, 47 saniyesi Celtic'te 25 dakikası Barcelona'da.
Maçı kazanan Celtic... Neden; çünkü hızlı çıkıyor adamlar, Barcelona hızlı çıkmıyor. Aynen Galatasaray gibi...
Galatasaray biraz talihli olsaydı eğer Nurullah Sağlam yürekli oynatır, maçı kazanırdı ve o zaman belki düşünürdü Fatih Terim; 'Ben nerede yanlış yapıyorum' diye... Bu kadar kötü futbolla bu puanlar gelince dehşet ortaya çıkmıyor.
Milli maç dönüşü cuma günü ne yapacak? Üç gün sonra Manchester United maçı var. Kiminle nasıl oynayacak?
Kime güvenecek? Aynı adamları yine mi sahaya sürecek? Yine yorgun argın takımlarla mı maç oynayacak? Yoksa bugüne kadar yüzüne bakmadığı adamlara, 'Hadi gelin, bu maçı oynayın' mı diyecek?
Ceyhun Gülselam'a mesela... Sercan mesela... Gökhan Zan'a mesela...
Hakan Balta'ya mesela...
Her maçta kötü gol yiyen bir kalecin var, o zavallı yedek kaleci, adı üstünde alnında yazılı duruyor. Muslera bu kadar dökülürken, bu kadar yanlış goller yerken, bu kadar hatalı çıkışlar yaparken...
KIRDIĞI CEVİZ BİNİ AŞTI
O kornerden gelen topa öyle aptalca çıkan ve o golü yiyen kaleciyi ben oynatmam arkadaş!
Bir maç evvel de çıkıyordu vazgeçti, geri döndü kaleye de gitmedi, kaleyi boşaltıp golü yedi.
Kırdığı ceviz bini aştı Muslera'nın, yine oynuyor!
Fatih Terim bu kafasındaki 11'in dışındaki adamların ne düşündüğünü bir türlü empati ile çözemiyor. O kadrodaki 22 adamın 22'si de Fatih Terim'e inanmalı... Bu oynattığı 11'in dışındakiler 'ocak transferi gelse de kaçsak' diye can atıyor. Futbolcu oynamak ister çünkü... Sadece parayla iş bitmiyor.
Bana şimdi patronum gelip dese ki 'Hıncal, aldığın maaşın iki mislini veriyorum.
Git evinde otur. Antalya'ya tatile git. Amerika'da gez. Ama artık köşen yok.' Ben bu gazete de kalır mıyım?
Ben yazarım işim yazmak. Yazmamı engellersen, bunu karşılığını parayla kapatamazsın. 'Galatasaray sağlam kulüp, paranı alıyorsun, orada otur.' Hayır. Gidip altı ay maaş vermeyen kulüpte oynamayı tercih eder futbolcu... Bunların hepsini yaşadı Fatih Terim... Senelerce futbol oynadı çünkü...
Cluj çok düşük düzeyde bir takım.
Orta sahada Yekta ve Emre gibi fiziği çok küçük adam idare etti. Ama Manchester maçında yetmez. İngiliz futbolu sert... Birisini taşır Galatasaray ama ikisini birden koyarsan ezerler silindir gibi ki Cluj maçında bile o sıkıntı doğdu.
Melo da cezalıyken Fatih Terim orada, kendi keşfettiği kendi milli takıma çağırdığı Trabzon'daki Ceyhun Gülselam olsun istemez miydi? Fiziğiyle, yapısıyla, gücüyle, kuvvetiyle...
Dalgakıran gibi dursun... İleri çıktığı zaman kurşun gibi şut atsın. Ama Ceyhun'u bitirdi. 13-14 adamla oynuyor geri kalanlar niye Galatasaray'dan maaş alıyor; bilmiyorum!
BİLE BİLE LADES OLUR MU!
* Bu anlattıklarınız için Riera da iyi bir örnek. Uzun bir süre kulübedeydi, kadro dışıydı, gönderilecekti ama şans bulduktan sonra takıma oturduğunu görüyoruz.
Cluj maçında takımın en iyilerinden biriydi Riera ama Mersin'de niye oynatıyorsun! Hakan Balta gibi bir adam var elinde... Sakat da değil artık.
Kardeşim sen dinlen 'Sen bana Manchester United maçına lazımsın.
Gel Hakan; şu aradaki iki maçta sen oynayacaksın.' Ekonomik kullanmak bu...
Sen başka oyuncun yokmuş gibi aynı 11 ile oynamakta inat edersen, 'Efendim üç günde bir maçı benim futbolcum kaldırmıyor' diye şikayet etmeye hakkın yok.
Bile bile lades olur mu?
HAKEMLER KORKARAK ÇIKIYOR * Bir de tartışmalı pozisyon var, Culio'nun yerde kaldığı... Amrabat arkadan dokundu mu, çektiği mi? Siz nasıl gördünüz?
Orada tartışmalı pozisyon yok, hiçbir şey yok. Türkiye'nin Fenerbahçeli medyası bu tür tartışmayı yaratmaya bayılıyor. İstedikleri her Fenerbahçe maçında benzeri 10 tane pozisyon gösteririm. Bunların adı bile geçmiyor ama Galatasaray olursa; vur Galatasaray'a... Tabii amaç bu maç değil, gelecek maçın hakemlerini etkiliyorlar. 'Bak arkadaş seni de rezil ederiz.' Hakemler korkarak çıkıyor.
Bu pozisyonu dillerine dolayan arkadaşlarıma iki tane sorum var. Fenerbahçe-
Orduspor maçının üçüncü dakikasının içinde, Orduspor bir orta yaptı. Orduspor santraforu kafaya çıkarken Volkan iki metre geriden adamın üstüne uçtu.
BEYNİNİN İÇİNİ BİLİYORUM
Ahmet Çakar'ın "Fevkalade yönetti, muhteşemdi" dediği Halis Özkahya'nın kararı Volkan'ın lehine faul! O pozisyonu Özkahya ile bir izleyelim.
Ordulu oyuncunun ne yapması lazımdı o pozisyonda! Ben orada duruyorum. Bir adam iki metreden üstüme uçuyor. 'Işınla beni Spark!' Başka çarem yok. Ordulu yerinde duruyor, Volkan iki metre öteden uçuyor. Eğer orada bir çarpışmadan dolayı bir faul varsa faulü yapan Volkan ve penaltı...
Volkan topu alıp yere düşerken Volkan'ın lehine faulü çaldı hakem... 'Ne olur ne olmaz, elinden kaçırır, atarlar, başım derde girer' diye...
Yorum aynen bu... Beyninin içini biliyorum adamın çünkü... 'Ben bir an evvel çalayım.'
AHMET ÇAKAR SEYRETSİN
Bu defa 74. dakika civarı... Yine aynı kalenin önünde... Top uzaktan şandellendi, Orduspor'un kalecisi rahatlıkla yükselip topu alırken iki metreden Sow ayak tabanını, kalecinin beline değil, belden yukarı ayak kaldırmak fauldür, kafasına kadar kaldırarak kalecinin topu elinden kaçırmasına sebep oldu.
Aynı hakem 'Devam' kararı verdi bu defa... Çifte standarda bakar mısın?
Ahmet Çakar kardeşim de seyretsin; "Mükemmel" dediği hakemi!..
Neden; çünkü Özkahya'nın bütün yorumları Fenerbahçe lehine... O kafayla çıkmış çünkü... Bu medya öyle şartlandırıyor. Tersini yapsa perişan ederler. Onun için böyle yapıyor.
Fener yaparsa kaza, rakibi yaparsa ceza ki yapmadı. Ordulu oyuncu hiçbir şey yapmadı. Olduğu yerde durdu.
Bu tür tartışmalarla böyle hakemler yaratıyor medya...
Röportaj: Bülent CAN
