* Galatasaray, iyi oynadığı ancak kaybettiği Manchester United maçından bu yana toparlanamıyor. Eskişehir karşısında da etkili değildi ve son dakikada yediği golle bir puanla yetinmek zorunda kaldı. Sarı-kırmızılı ekipteki kötüye gidişi neye bağlıyorsunuz?
Kötüye gidiş yok, kötü Galatasaray...
Lider olması Galatasaray'dan kaynaklanmıyor. Ötekiler Galatasaray'dan da kötü ondan... Karabükspor'u yenemeyen Orduspor'a Galatasaray yeniliyorsa eğer...
Şimdi iki resim koyacağım ortaya; Galatasaray, Braga önünde 1-0 mağlup durumda... Hücum oyununu zenginleştirmek, takıma gol kazandırmak, en azından beraberliğe ulaştırmak için oyuna alınan kişi Yekta! Hücumu zenginleştirecek futbolcu!.. Üç gün sonra... Galatasaray, Eskişehir karşısında 1-0 galip... Eskişehir zorlamaya başlıyor, savunma tedbirleri almak lazım, bir hücum oyuncusu çıkarılıyor, savunmaya yönelik bir adam oyuna konuyor; Yekta!.. Hücumu zenginleştirecek adam da Yekta, savunmayı sağlamlaştıracak adam da Yekta!.. Vay anasını seyirciler. Mucize adam!.. Gol lazımsa Yekta, rakibi durduracak adam da Yekta!.. Galatasaray'ın hali bu...
İki maçtan alınmış bu iki resim Galatasaray'ın halinin ne olduğunu ortaya koyuyor. Daha önce dedim ya; Fenerbahçe ile birebir değişirim Galatasaray'ın kadrosunu... İşte Galatasaray'ın kadrosu bu... Takım galipken de mağlupken de 'kurtarıcı' diye düşündüğün adam Yekta...
RONALDİNHO DAHA UCUZ
Şu anda Yekta'yı geldiği Kasımpaşa'ya geri ver; Kasımpaşa'da 11'e değil, 18 kişilik kadroya girerse ben buradayım...Eskişehir maçında kenarda oturanlara (Hakan, Semih, Aydın, Yekta, Amrabat, Sercan) bak. Orada oyuna girip de takımı değiştirebilecek, skoru değiştirebilecek, katkı yapacak bir tane adam var; Amrabat... Aslında Amrabat'ın da ilk 11'de olması lazım.
Kenarda değil? Neden; çünkü Galatasaray, çift santrforla oynuyor.
Umut ve Burak kafa hakimiyeti olan, kafa şutu atan adamlar. Bunlara kanattan top gelmesi lazım, Galatasaray'da bu çift santrfora kanat akını yapacak bir tek adam var; Amrabat, Amrabat kenarda!..
Mantığı, izahı varsa eğer birisi bana anlatsın.
Geri kalanlardan hangisi girecek oyuna? Bir takımda oyun tıkandığı anda moral çok önemlidir. Tabela kalktığında şöyle bir kenara bakarlar, 'Kim giriyor' diye... Girene bakıp da, 'Şimdi işler düzelir' diyorsa saha içindekiler, tamam... Ama giren adam Yekta!
Futbolcu, 'Şimdi bitirdik' mi yoksa 'Yandık mı!' der.
Bitmiş tükenmiş. Bunların içinde kendi kendini bitirenler de var. Sercan...
Kenarda oturuyor ve oyuna o giriyor.
Ne bekliyor, ne ümit ediyor!
Girdiği zaman biraz kıpırdanma yaratan Aydın var; o oturuyor. Ama bunların hiçbiri kurtarıcı yedek değil.
Galatasaray kulübesi böyle mi olur? Şampiyonlar Ligi'nde oynayan bir takımın kulübesi böyle mi olur? Çünkü Galatasaray'ın ilk 11'i kenarda oturacak adamlardan oluşuyor. Büyük takım, büyük oyunculardan kurulur.
Galatasaray'da kimin ne yaptığı belli değil.
Bu sene Galatasaray'a teklif edilip alınmayan birkaç isim sayayım ben sana; başta Ronaldinho... Barcelona forması giyen Pedro... Bunlar üstelik fiyat olarak da Galatasaray'ın alabileceği isimler. Cris'ten ucuza mal olacak adamlar. Cris var ya; Galatasaray'a niye alındığını anlamadığımız. Garip adam... Braga'dan Eder... Galatasaray'a 500 bin euro'ya teklif edilmiş.
Bir liste var, inanamazsın. Peki yöneticilere soruyorsun:
- Bunlar niye alınmadı? - Hoca istemedi.
Orada da hocanın işi biter. Yönetim o listenin içinden alabildiklerini alır, ayrıca kendi istediklerini de alır. Onları da hocaya teslim eder; 'Biz bunları aldık, ister oynat. İster oynatma' der.
Galatasaray'da gelenek budur.
Galatasaray yönetimi, hocanın işine karışmaz. Hoca da yönetimin işine karışmaz.
Galatasaray'da, İngilizler gibi menajerlik sistemi yok. 'Futbol takımını, Fatih Terim'e teslim edeceksin, her şeyi yapacak.' Hayır böyle bir adet yok.
Popescu'yu, Hagi'yi, Fatih Terim mi aldı, yönetim mi aldı? Arda'yı, Galatasaray'a Gerets mi aldı, yönetim mi aldı? Çünkü teknik direktör sahada oynatacağı futbolu düşünür.
Onu ilgilendiren şey bu... Tribün teknik direktörün işi değil. Tribün ve televizyonun önündeki seyirci, yani televizyon reytingini canlı tutmak yönetimin işi... Bu finansman işi...
Teknik direktör finans işi ile uğraşmaz.
AYSAL'IN YARISI ETMEZ
Ronaldinho ve Pedro'nun oynadığı bir Galatasaray'ın tribün ve televizyon gücünü düşün; bir de Elmander ve Melo'nun oynadığı bir Galatasaray'ın tribün gücünü düşün, reyting gücünü düşün! Bu kadar basit...
Ama Galatasaray yönetiminde palavra üretmekten başka iş yapan adam yok. En başta başkan Ünal Aysal olmak üzere... Balık baştan kokar.
Ben 1982'de İstanbul'a taşındım, o gün bugündür tüm Galatasaray başkanları arkadaşım, ben bu kadar çok konuşan bir Galatasaray başkanı görmedim.
82'den beri Galatasaray'a başkanlık yapanların demeçlerini topla, Ünal Aysal'ın 6 aylık konuşmasının yarısına ulaşamazlar. Mikrofon gördüğünde, telefon edildiğinde hemen konuşuyor! Konuşuyor da ne işe yarıyor?
Öteki cevap veriyor, öteki cevap veriyor. Bir sürü lüzumsuz konuşmalar.
Ama işin özüne geldiği zaman ortada yönetici yok.
SİNDİRMESİ LAZIM * İki yöneticiden iki farklı demeç geldi. Semih Haznedaroğlu, takımın kötü futboluna dikkat çekerek eleştirilerde bulundu ve Terim'in tepkisini çekti. Sedat Doğan da onun ardından, "Terim'e güvenmemek aptallıktır" dedi.
Bunların ikisi de doğru... Fatih Terim'e güveneceksin. Türkiye'de, Fatih Terim'e benim kadar güvenen çok az adam vardır. Fatih Terim dünyanın sayılı hocalarından bir tanesi... İşte Milan'ın başı dertte; akla gelen ilk isim Fatih Terim... Ama Fatih Terim'in de bunu anlaması lazım.
Bu ne demek biliyor musun; 'Ey Fatih Terim, senin hiçbir şeyi kanıtlamaya ihtiyacın yok. Sen dünyanın sayılı hocalarından birisin.' Ama Fatih Terim hâlâ Türkiye'de bir takım şeyleri kanıtlamaya uğraşıyor.
Yekta'yı kanıtlamaya uğraşıyor, Emre Çolak'ı kanıtlamaya uğraşıyor.
Aldığı her topla etrafında 360 derece dönmeden topu ayağından çıkarmayan bir adamdan Galatasaray'a hayır gelmez. O adam Messi olsa gelmez. Bak bakalım Messi'nin böyle bir oyunu var mı? Tugay (Kerimoğlu) gibi bir adam Galatasaray'dan gitti bu yüzden ve İngiltere'de 'top nasıl oynanır' öğrendi.
Emre Çolak, Galatasaray A takımına girdiği günden beri bu huyunu değiştiremedi. Emre Çolak bu huyunu değiştiremiyorsa ve her maçta ilk 11'de oynuyorsa ben kimi eleştireceğim? 'Güvenilir adam olmak' demek 'eleştirilmez' demek değil ki... Atatürk'ü eleştiriyoruz bugün... Eleştiri dokunulmazlığı olan kişi var mı?
Dünyada var mı? Ben Galatasaray yöneticisi olacağım; Galatasaray'ın teknik direktörünü eleştiremeyeceğim.
Yok ya!..
Ben Galatasaray yöneticisi olacağım; 'Teknik direktöre güvenmiyorum' diyeceğim... Mümkün mü?
Güvenmiyorsan görevden al.
İkisi de doğru... Fatih Terim'in bu eleştirileri sindirmesi ve de düşünmesi lazım.
Bütün Türkiye soruyor, Galatasaray'da duran topları Selçuk kullanırken, o maçta Selçuk bir tane duran top kullanmadı.
Gol olacak pozisyonlarda Burak vurdu, ortalanacak pozisyonlarda Emre Çolak vurdu.
Herkes merak edip sormaz mı?
Galatasaray yöneticisi diye Semih Haznedaroğlu'nun sorma hakkı yok mu; var. Ben de sordum, soruyorum.
BURAK İKİ DEFA ATILIRDI
İşte bu hafta Selçuk vurdu, kötü mü oldu. Kaleci 90'dan çıkardı. Fatih Terim'in bu eleştirileri sindirmesi, analiz etmesi, bakması, eleştirene hak veriyorsa kendisine çeki düzen vermesi; eleştiren haksızsa gülüp geçmesi ya da ciddiye aldığı bir eleştirmense 'Sen öyle diyorsun ama bu işin aslı budur' demesi gerekiyor. Bu hava içinde olması lazım Fatih Terim'in...Burak oyundan iki defa atılırdı.
Hakemler atmadı. Bu Burak adam olmuyorsa, bu çirkin huylarından vazgeçmiyorsa kabahat kimde?
Burak'ı bu huylarını bilerek alıyorsan, 'Ben onu adam ederim' diye alıyorsun. 'Adam ederim' diye alıyorsan da adam edeceksin.
iŞi DERS VERMEK DEĞiL
* Son dakikada gelen gol tam bir şoktu. Arkaya arkaya 4 şut çekildi ve sonuncusu gol oldu. Galatasaray savunmasının büyük bir zaafından bahsedebilir miyiz?
Herkes Galatasaray'ın son dakikada yediği golü konuşuyor. Muslera ilk defa bir gol kurtaracaktı. "Kaleci bir tane maç kurtarır" diyorum ya hep...
Muslera bu hafta bana ilk defa cevap verecekti. 'İşte bu maçı ben kurtardım' diyecekti, adam üç kere kurtardı, dördüncüyü attırdılar.
O pozisyonda bir tek Cris var, o da hiçbir işe yaramıyor. Niye orada belli değil! Hakikaten insan kahroluyor.
Ronaldinhoları, Pedroları almıyorsun, Cris'i alıyorsun! Bunu alan hocanın deklarasyonu, "Galatasaray bu sene hücum futbolu oynayacak."
Oynuyor da zaten... Hücum futbolu oynayan takıma Ronaldinho ve Pedro mu yakışır; Cris mi yakışır? Sende Gökhan var, sende Semih var, sende Dany var. Yarın iyileşecek Ujfalusi var. Servet'i göndermişsin...
Bana birisi söylesin; Servet ile Cris arasında ne fark var? Servet takıma alışmıştı üstelik... Herkesi tanıyordu.
Terim'in bu eleştirileri kabullenmesi lazım, sindirmesi lazım. Varsa cevabı belli bir tonda söylemesi lazım.
Benim eleştirilerim, aynen Sedat'ın dediği gibi, 'Fatih'e güvenmedim' anlamına gelmiyor.
Fatih Terim dünyanın sayılı hocalarından bir tanesi... Ama hata herkes yapabilir. Hatasızlık Allah'a mahsus...
Peygamberlerin bile hatasız olma durumları yok.
O zaman bu hatalar söylenecek, konuşulacak, tartışılacak. Belki de ben yanılıyorum, Fatih haklı... Ama bunun karşılığı yönetime ders vermek, yöneticilik öğretmek değil. Sen işine bak, onlar da işine baksın.
DANY'YE 'KALK' DİYEN YOK
Galatasaray kötü oynuyor, yanlış oynuyor ve yanlışlar devam ediyor. Kendini yere atmalar, durmadan hakemle uğraşmalar, hakemi çileden çıkartmalar sürüyor. Çirkin görüntüler yaratılıyor.
Bir de bunların kafaları da çalışmıyor. "Bireysel taktik" diyorum mesela...
Eskişehir maçında sahanın ortasında Galatasaray'ın aleyhine frikik verdi hakem...
Yani Galatasaray 18'ininin içine bir top ortalanacak. Dany orada yerde kıvranıyor, bir kişi gidip, 'Aptal etme... Doktor içeri girerse saha dışına çıkmak zorunda kalacaksın. Adam stopersiz defansa orta yapacak. Bize lazımsım, kalk, yatma' demiyor. O da doktorla birlikte kenara gidiyor ve Galatasaray 18'ine Eskişehir top ortalarken, stoper oyunun dışında!..
Bunu düşünemiyor bak! Galatasaray'ın futbolcusu bunu düşünemiyor! 'Benim bu pozisyonda dışarı çıkmamam lazım, doktor çağırmamam lazım' demesi lazım. Ama hakeme 'Gerek yok, ben ayağa kalkarım' demedi.
Ya da birisinin onu uyarması lazım; 'Geri zekalılığın alemi yok, hemen kalk' demesi lazım.
Kenara gider gitmez dirildi Dany ve frikikten sonra koşarak oyuna girdi.
Gol olsaydı ne olacaktı! Bireysel taktik bu... Bunu hesaba katacaksın.
Sarı kartı yedikten sonra hakemin üstüne yine niye getiriyorsun? Hakemin aciz olduğunu biliyor musun? Senin elinle ve ağzınla bağırarak yaptığın hakaretin üzerine ikinci sarıyı ya da direk kırmızıyı çıkarırsa ne olacak? Onun için son dakikada falan değil. Galatasaray maçı 9 kişi bitirebilirdi.
Attığı gol ofsayt.
O ofsayta rağmen pozisyonu yaratan Galatasaray değil pozisyonu yaratan Dede; asist yaptı. Ofsayttan Umut'un çevirdiği topu Burak'ın önüne Dede indirdi.
Yani Eskişehirspor golü Galatasaray'a armağan etti.
O zaman nasıl oluyor da efendim 'Vay efendim son dakikada...' geçiniz. Maçın o hale gelmesi mucize.
Ersun Yanal biraz daha cesur oynatabileydi takımını ne olurdu ben bilemiyorum.
SARACOĞLU'NDA O BAYRAK KALKARDI * Eskişehir, Galatasaray'ın üstüne gitmeyi pek düşünmedi.
Hiç. Geldiği zaman darmadağın ediyordu zaten... Öyle bir savunma ki...
Maçın bitimine bir dakika var, 1-0 galipsin, Galatasaray on sekizin değil altı pasın içinde dört Eskişehirli var. Buna karşılık bir tek hayalet Cris var. Yani golün kaçmasına imkan yok. Dört kere vurdurdular topa!.. Halı saha maçında böylesi olmaz.
Ne yaptı Fatih Terim; öfkelendi, Selçuk'u oyundan aldı. 'Topu santrada kaptırdı' diye kızdı Selçuk'a...
* Hakem açısından ilk ofsaytı süzmek biraz daha zordu sanki...
Galatasaray'ın ofsaytı nasıl ofsaytsa o da öyle ofsayt. Durmadan kaleciden döndüğü için...
Orada bütün mesele Necati'nin ilk şutu attığı durumda Nuhiu'nun olduğu yer. Necati şutu attığı zaman Nuhiu ofsayttı. Necati'nin attığı şut gol olsa gol ama top kaleciden döndüğü anda ofsayt pozisyonundaki adam avantajlı durumda, kaleye yakın çünkü...
Orada bayrağın kalkması lazım.
Gol olan pozisyonda da aynı adam kalecinin önünü perdeliyor. 'Aktif alan dışında' demene imkan yok. İyi süzdüğün zaman iki pozisyonda da ofsayt var.
Ama Galatasaray'a iyi süzmüyorsan Eskişehir'e de iyi süzmeyebilirsin.
HAKEMLERİN ROLÜ BÜYÜK
Ama bak şunu hiç çekinmeden rahatça söylüyorum; o pozisyon Saracoğlu Stadı'nda olsaydı ofsayt bayrağı kesin kalkardı.
Beşiktaş maçından sonra gazetelerden bir tanesi yazıyor: "Fenerbahçe 47 maçtır yenilmiyor..."
Bu maçların en azından 25 tanesinde hakemlerin büyük rolü var.
Saracoğlu'nda maçı başka yönetiyorlar hakemler!..
* Terim'in ligdeki yedi maçta yedi farklı savunma sahaya sürmesiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?
Savunmanın sağlam olması için birbirine alışmış, birbirlerinin zaaflarını ve üstünlüklerini bilen adamlardan oluşması lazım. Böyle olması lazım ama Fatih Terim bu sene garip bir şeyin içinde.
İşte diyorum ya; Terim bir şeyler ispat etmeye uğraşıyor! Bana öyle geliyor.
Cris'i o aldırdı ya öyle diyorlar. Bir de Galatasaray'da böyle söylentiler var. 'Ronaldinho'yu, Fatih Terim aldırmadı, Cris'i, Fatih Terim aldırdı.' Fatih Terim'in tutumu da bu söylentileri kuvvetlendiriyor. 'Cris'i aldırdım onun için ben Cris'in nasıl bir futbolcu olduğunu göstereceğim.' O gösterene kadar Galatasaray beş maç kaybedecek o ayrı. Her maça başka savunma çıkar mı!..
Röportaj: Bülent CAN
