* Londra'da yüzmede Çin rüzgarı esiyor. Özellikle de 16 yaşındaki Ye Shiwen'in başarısı büyük ses getirdi. Çin'de neler oluyor?
Yüzmede ne sporcular çıkarıyorlar!
Erkekleri geçen kızlar çıkarıyorlar. Bunun altındaki sebep ne; Trinidad Tobago'lu, Jamaika'lı atletler nasıl Amerika'ya gidip çalışıyorlar. Çinliler de en iyi yüzme hocalarının Avustralya'da olduğunu keşfetmiş. Oradan alabildiğini almış, alamadığına da sporcusunu gönderiyor. Şu gördüğümüz madalyalı Çinlileri, Avustralyalı hocalar yetiştiriyor.
Avustralya'da kıyamet kopuyor; 'Kendi elimizle rakip yetiştiriyoruz' diye...
Bizim çocukları kim yetiştiriyor?
Bizim 6. kez olimpiyatlara katılan Derya Büyükuncu'nun antrenörü karısı... 'Ödeneği paylaşsınlar' diye...
YAŞADIĞI SÜRECE GİTSİN
Devlet, 10 bin dolar maaş veriyordu, 35 kişi içinde 33. olana... Allah ayağını sürçtü Derya'nın... 'Avrupa Şampiyonası'nda canım istemiyor' diye bayrak takımında yüzmedi, milli takım yarışa giremedi.
Bunun üzerine maaşı 10 binden 5 bine indirdiler. Dolar hâlâ!.. Sonra Acun, "5 bin dolara çalışılır mı? Bende ne paralar var" dedi. Yüzmeyi bıraktı, Acun'a takıldı ve biz bu adamı olimpiyata götürdük.
Neymiş altıncı olimpiyat! Yedinciye de götürelim! Hayatta olduğu sürece gitsin. 'Olimpiyata katılmak' diye bir rekor varsa!..
Var; olimpiyata 8 defa katılan, 8'inde de final yarışan, madalya alanlar var.
Eskrimciler var, biniciler var. Ama sonuncu olarak katılıyorsan Hıncal Uluç olarak ben de katılırdım. Birinci turda, sonuncu olup eleniyorsam, bunun için Derya Büyükuncu olmaya gerek yok!
Tabii sisteme de bakmak gerekiyor galiba... Derya'nın yerine yenilerini koyamadık. Koyduklarımız da derece yapabilecek durumda değil...
Biz hasbelkader elimize geçen yetenekleri de ziyan ediyoruz.
İşte Süreyya Ayhan...
Süreyya Ayhan 2004'te olimpiyat şampiyonuydu, 2008'de olimpiyat şampiyonuydu, bu sene yine olimpiyat şampiyonuydu. Çünkü onun tozuna yetişecek sporcu dünyada yok, görüntüde yok, ortada yok.
Ama biz 'Hocasıyım' diyen kişiye emanet ettik, müdahale etmedik, harcadık.
Çin gibi bir bilimsel laboratuar, yüzücüsünü Avustralya'ya gönderirken, biz Süreyya'yı iyi bir hocanın olduğu yere gönderemedik. 'Yücel, tamam kızı sen bugüne kadar getirdin. Teşekkür ederiz. Ama bu kızın yeteneği senin bilgini aştı. Bu kız artık bir dehaya gereksinim duyuyor. Sen menajeri ol. Yine sebeplen. Bütün hesap kitabı da sen de olsun ama biz buna dünya çapında bir hoca bulalım' deseydik; Süreyya şu ana kadar en az 4 kez dünya, 3 kez de olimpiyat şampiyonu olmuştu.
Kazandığı Grand Prix'lerden aldığı 50'şer bin doları cebine koymuş, İstanbul'un yarısının sahibiydi. Nerede o Süreyya şimdi!..
Acıklı bir söyleşi okudum.
*Süreyya finali doğru şekilde yapamamış olmanın üzüntüsü içinde görünüyor ve hâlâ "Koşabilecek enerjiye sahibim" diyor.
Ama Allah'ın verdiğiyle iş bitmiyor. Allah'ın verdiğinin üstüne kulun verdiklerini ekleyeceksin. O da bilimle, zekayla olur. 2 Ye Shiwen'in erkek yüzücülerden bile daha hızlı yüzüp dünya rekoru kırması "doping" şüphesini de beraberinde getirdi. Tabii dopingin yanında Çin'in sporcuları yetiştirme anlayışı da sorgulanıyor. İşkenceye varan antrenmanlar yapıldığı yönünde haberler çıktı.
Haberlerin gerçeklik payı var mı?
Akıllara durgunluk verecek dereceleri üst üste yaptığın zaman herkes senden şüphe eder. 1972'de Lasse Viren beş bin, on bin, maraton kazandığı zaman herkes 'Nerden çıktı bu adam? Dopingli mi?' diye kıyametler koptu. Sonradan öğrenildi ki dünyada 'kan dopingi' denen şeyi ilk yapan adam. Afrika'da Kilimanjaro Dağı'nın tepesinde yaşamış, dağ tepesinde oksijen az olduğu için kandaki hemoglobinlerin sayısı artıyor, o hemoglobinleri aldırmış, depolamış, Münih Olimpiyatları'na getirmiş.
Olimpiyat sırasında kendisine o hemoglobini bol kanı vermiş. Tabii kendi kanını verdiği için kendisine yapılan bütün muayenelerde herhangi bir dopinge rastlanmıyor. Ama senin kanında 100 hemoglobin varken Viren'in kanında 200 hemoglobin var.
Yani oksijeni daha iyi harcıyor. Bundan iyi doping mi olur? Kan dopingi öyle başladı.
DOPİNG YAPTIĞI BİLİNİYOR
Şimdi Çin bir de şüpheli bir ülke. Kapalı olduğu için... Kim var, kim yok. Bütün demir perde ülkelerinde olduğu gibi...
Bir de geçmişte ortaya çıkarılan büyük günahları var.
100 metre engellide muhteşem atletler çıktı, dünya rekoru hâlâ Bulgar Donkova'da... Donkova onu nasıl koştu?
Gene Bulgar Stefka Kostadinova 2.09'u nasıl atladıysa o da öyle koştu.
Bunların dopingli olduğu biliniyor ama değişmiyor.
100 metrede Flo-Jo'nun (Florence Griffith-Joyner) Seul'de koştuğu 10.41'in doping olduğunu herkes biliyordu. Ama 2000 olimpiyatlarında temiz çıkan Marion Jones'un madalyasını 7 sene sonra alan Amerika, Flo-Jo'yu hâlâ olimpiyat rekortmeni ve dünya rekortmeni ilan etmeye devam ediyor. O dereceyi de geçmenin imkânı, ihtimali yok. Belki Çinliler yetişir!
Ben aslında Usain Bolt'tan da şüphe ediyorum. 'Dünyada doping yok' şu demek; doping laboratuarlarının tespit edemediği bir ilacı kullanmış olabilirsin. Marion Jones'un girdiği doping testi sayısı 500!..
iNSAN DEGiL ROBOT
* Marion Jones hepsinden temiz çıkmayı başarmıştı!
Hepsi 2.5 liranın içinde!..
Üstünde maden var, plastik var, vidalar var. Takır takır da çalışıyor!
Neden; çünkü hiç para ödenmeden çocukların fabrikalarda çalıştırıldığı ortaya çıktı. Oyuncak fabrikalarında, hayatında oynamayacağı oyuncakları imal ediyor Çinli çocuk düşünebiliyor musun! Bunun hepsini belirlediler.
Zavallı, yüzücü kızcağız fiziksel olarak eli büyük, kolu uzun 'Sen yüzersin' demişler ve altı yaşında annesinin yanından koparmışlar. O günden sonra yetişen kız robot, insan değil. Telefonunu da elinden almışlar.
DÜNYA YERİNDEN OYNAR
O kızın gördüğü muameleyi bizde şu anda mahkûm olarak Yenipazar'da yatmakta olan Mehmet Ağar'a uygulasak dünya yerinden oynar 'işkence' diye...
Mahkum!.. Ona yapmaya hakkın yok. 6 yaşında bir kıza, çocukluğunu, gençliğini yaşatmıyor.
Tam bir robot!.. Tabii tartışılacak bu...
Sporda Çin'in en büyük rakibi Amerika...
Amerika'da bir kızın 6 yaşında annesinden, babasından ayrılıp böyle bir manastır gibi bir yere zorla koyamazsın. 'Kendi tercihi' diyemezsin.
6 yaşındaki insanın ne tercihi olur, ne bilecek! Kendi tercihi 18 yaşından sonra geçerlidir. 'Ben bilerek manastıra gidiyorum' gidersin. 'Ben bilerek kampa giriyorum' girersin. 'Ben bilerek oruca giriyorum' girersin.
Lochte'den iyi yüzüyor son 50 metreyi!..
Bunu alkışlamak mı, tartışmak mı lazım; bence tartışılır. Bir insanın çocukluğunu ve gençliğini yok etme pahasına Çin'e bir madalya kazandırmak!..
O madalya Çin için bir istatistikten ibaret. Madalya sıralamasında Amerika 17, Çin 5 o kadar!.. Gelecek olimpiyatta unutulur.
Geçen olimpiyatta, jimnastikte kim kazandı? Bilen var mı hatırlayan var mı? Atlamada; bilen var mı hatırlayan var mı? 50 metrede, 100 metrede bilen var mı hatırlayan var mı? Bir istatistik rakamı uğruna bir çocuğu robota çeviriyorsun!..
ÇOK KORKUNÇ BİR ÖRNEK
* Yeniden Bolt'a dönecek olursak... Dopingli çıkma ihtimalini saymazsak 100 metrede yine rakipsizdi..
DÜNYADA İLK DEFA GÖRDÜM
* 400 metrede Nagihan Karadere erken çıkış yaparak diskalifiye oldu. Nagihan'ın başlama atışından çok önce reaksiyon göstermesi ilginçti. Sporcuların üzerinde bir baskı mı var? Bunu neye bağlıyorsunuz?
İki numaralı işin de kaybettiğin halde sana teşekkür etmek. 'Vay Bülentçim kaybettin ama olsun. Sana teşekkür ederiz!' Böyle bir gazetecilik dünya üzerinde yok. Şimdi bu bahane arayanların hepsinin dillerinde 'Baskı var' sözcükleri!.. Yahu olimpiyatta ilk defa yarışıyorsun, senin derecen ile o turu geçmen zaten ihtimal dahilinde bile değil. Ne baskısı var sende!..
Londra'ya giden herkeste bu kadar yoğun bir baskı varsa, o zaman 'Bu takımda bir eksik var' demektir.
Bu takıma bir tane de değil on tane mentor lazım. Sporcuları yarışmaya ruhen hazırlayacak.
BAŞARIYI DÜŞÜNEN YOK
Nagihan, "O anı hatırlamıyorum" diyor!
O anda ne olduğunu hatırlamayacak bir atlet olimpiyatta yarışır mı?
Atletizmde komut verilir gider takoza oturursun. 'Dikkat' der poponu kaldırırsın. 'Pat' sesi gelir koşarsın. 'Dikkat, poponu kaldır' komutuyla fırlayan dünyada ilk defa görüyorum!
Bunun baskı ile alakası yok.
İki ihtimal var: Ya kasten yapıyor, 'koşup rezil olmaktansa, baştan diskalifiye olurum' diyor. Ama bu ihtimali var saymıyorum. Kızın konuşmasından samimi olduğunu hissettim. Belli şaşkın...
O zaman kafileye bir değil, iki-üç mentor alacaksın ama bunu akıl edemiyoruz.
Çeşitli kaprisler, hesaplar yüzünden pek çok sporcunun kendi antrenörünü Londra'ya götürmüyoruz!
Sen 4 sene olimpiyatlar için bir hoca ile çalışıyorsun. Sonra sana başka bir antrenör veriyorlar! Seni ne tanır, ne bilir, ne halinden anlar. 'Seni biliyorum. Bu sabah moralin bozuk. Gözüne baktığımda anlarım.
Senin moralini düzelteyim.' Çünkü o sporcu ile dört senedir beraber...
Ama bizde hesaplar ayrı!.. Kimsenin hesabı başarıya yönelik değil...
Herkesin hesabı kendi başarısına yönelik!..
Röportaj: Bülent CAN
