Türkiye Futbol Federasyonu eski Başkanı Mehmet Ali Aydınlar 1 yıllık sessizliğini bozdu, şike sürecinde yaşananları, Fenerbahçe tarafından "hain" ilan edilmesini, UEFA ile yaşananları Four Seasons Otel'de düzenlediği basın toplantısıyla anlattı. "Her şey ortaya çıksın. Görevdeyken söylediğim her şeyin bir bir gerçekleşmesi beni çok fazla üzdü" diyen Aydınlar, KKTC'de askerliğini yaparken geçirdiği trafik kazasında vefat eden oğlu Kerem ile ilgili bir soruda ise gözyaşlarına hakim olamadı ve basın toplantısını bitirdi. İşte Aydınlar'ın anlattıkları, sorulara verdiği cevaplar:
NEDEN BUGÜN KONUŞTUM?
Göreve geldiğimin 4. günü 3 Temmuz süreciyle karşılaştım. Benim için, 'Bu konuları bilerek görevi kabul etti' dediler. Ben aptal mıyım, bunları bilerek görevi kabul edeyim. Neden böyle bir toplantıya gerek duydum? Süreç içinde en çok zarar görenlerden biri olarak bazı gerçekleri paylaşmaya karar verdim. Bugünün konuşmak için en doğru zaman olduğuna karar verdim, karşınıza çıktım. Her şeyi sorun, cevap vereceğim. Gizli, saklı bir şey kalmasın. Herkes gerçekleri, kapalı kapılar ardında konuşulanları öğrensin.
TÜM KULÜPLER İÇİN ÇALIŞTIM
Yaşadığım 7 aylık sürecin tamamında hassasiyetle çalıştım, sadece F.Bahçe için değil, Türk futbolunun zarar görmemesi için uğraştım. Karşılığı ne oldu? Hain ilan edildim, 25 yılımı verdiğim kulübüm tarafından itibarsızlaştırılma kampanyasına maruz kaldım. Onbinlerce taciz mesajları aldım, hakkımda yüzlerce dava açıldı. Yaşananları hak edecek ne yaptım?
FIRSAT 3 KERE KAPIYI ÇALDI
Tabloyu gördüğümde durumun vahim olduğunu anladım. UEFA ile temasa geçtik, Fenerbahçe'yi bilgilendirdik. Bu süreçte Fenerbahçe'nin eline bir değil tam 3 fırsat geçti. Bazı kişilerin bekası adına bu fırsatlar reddedildi. Kulübe yakışır şekilde davranılsa tarihi 100 yılı geçen kulüp bu durumlara düşmezdi. Haklı çıktım, şu anda onun üzüntüsünü de yaşıyorum.
BURSA'YI ÖNERİRDİMUEFA ile pazarlıklar yaptık. Türk futbolu için en az zararla kapatmak için uğraştık. Ancak bu çabalarımız görmezden gelindi. UEFA bize, 'F.Bahçe'yi göndermeyin, gönderseniz bile almayız' dedi. Ama bize 'kim gelsin' diye sormadılar. Sorsaydılar soruşturmada ismi geçen Trabzonspor'u değil, Bursaspor'u yollardık. Bu daha doğru olurdu.
DAHA BÜYÜK CEZA GELİRDİ
F.Bahçe'yi Şampiyonlar Ligi'ne göndermeyerek daha büyük cezadan kurtardım. Milli takıma 3-5 yıl, F.Bahçe'ye 8 yıl ceza gündemdeydi. Türkiye'yi riske atamazdım. UEFA'nın o gün söyledikleri bir bir gerçek oldu. Yani UEFA'nın kararlarında hiç değişiklik olmadı. Ben 'En ufak kuşkusu olanlar Avrupa'ya gitmesin' çağrısı yaptım. F.Bahçe 'Hayır oynayacağız' diye tutturdu.
KİŞİLERİ KURTARDILARLarnaka'da Platini ile bizzat görüştüm. Türk futbolu adına pazarlık yaptım, kabul ettirdim. Liglerin oynatılacağını, büyük zararlar olmaması için ligin sonundaki play-off öncesi kararı vereceğimizi söyledim. Avrupa'dan 1 yıl men ile dosya kapanacaktı. Fenerbahçe, kişileri kurtarma adına, hırslar adına davranmasaydı zarar daha az olacaktı.
MEŞHUR 58. MADDE
UEFA'da süreç devam ederken en büyük engel TFF'nin 58. maddesiydi. Bu maddenin ağır olduğunu Platini'ye söyledim, 'Dava sürerken değiştirmek olmaz. Ancak askıya alınabilir' dedi. F.Bahçe '58. maddenin değiştirilmemesini istedik' diyor ama dönemin Kulüpler Birliği'nin 14 imzası ile,'58. madde değişsin, küme düşme kaldırılsın' diye kim başvurdu? '58. madde değişmezse Türk futbolu batar' diyen (Nihat Özdemir) kimdi?
KİMSEYE FAYDASI YOK
Bu işi uzatmanın kimseye faydası yok. Fenerbahçe'ye de yok, Türk futboluna da yok. Önüzüme bakalım. Yargıtay süreci şahısları ilgilendiriyor. Kulüpleri ilgilendiren süreç biti. Fenerbahçe'nin rakipleri 'Asya'da nasıl pazar oluşturabilirim'in hesabını yaparken Fenerbahçe nelerle uğraşıyor.
O SEZONU YOK SAYACAKTIKDisiplin Kurulu 'Şu maçlarda şike yapıldı' diye karar verseydi kupalar geri alınacaktı. Yapmak istediğimiz o sezonu yok saymaktı. Hem Türkiye ligi, hem de Türkiye kupası ile ilgili sorunlar vardı. Şike tespit edilen maçlar hangileriyse şike yaptığı iddia edilen takımın naklen yayın gelirleri diğer takıma verilecekti. Bizim düşüncemiz bu yoldaydı.
ERZİK'TEN DESTEK GÖRDÜK
Sayın Şenes Erzik bu süreçte bize çok yardımcı oldu. Yanlış bir davranışını ben şahsen görmedim. Türk futbolu açısından önemli bir mevkide ve önemli hizmetleri olduğunu düşünüyorum. Hedef şaşırtmanın bir başka uygulaması da sayın Şenes Erzik üzerinden yapıldı.
SEN F.BAHÇE'Yİ KORUYORSUN
UEFA Başkanı Platini ile Viyana'da yaptığım görüşmede bana, "Bana 45 bin, genel sekreter İnfantino'ya 70 bin şikayet maili ve faksı geldi. Şikayetlerin ana konusu sensin. Senin Fenerbahçeli olduğun ve Fenerbahçe'yi koruduğun yönünde şikayetler var. Ve bize 'duruma el koyun' deniyor" dedi. Türkiye'den ciddi baskı gördükleri kesindi.
'BiZi DÜŞÜR' DEMEK KOLAY
Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu'nda dört Fenerbahçe yöneticisi beni istifaya davet etti. Fenerbahçe için nasıl çalıştığımı bilenlerden birisi o bahsettiniz arkadaş. İnsanda biraz vicdan olur. O kişinin de olduğu ortamda, 'F.Bahçe küme düşmeyecek' dedim. 3-5 gün sonra o arkadaş çıktı (Ali Koç) kameralar karşısında 'Bizi küme düşürün. Hergün ölmektense bir gün ölelim' dedi. Sonra gelip bu taleplerini ilettiler. Yazılı olarak taleplerini iletmelerini istedim, kabul demediler. Bu durumda ben nasıl işlem yapacağım. Sonra 'Bak Fenerbahçe'yi küme düşürdü' diye beni hedef haline getirecekler. ŞİKE konusunda zaman aşımı yoktur. Gerekli yaptırımlar uygulanmazsa UEFA kendi yaptırımlarını uygular. Ahlaki değerlerden asla taviz vermem. Çok kişi gözaltına alındı, 1 yıl hapis yattılar. Tahkim Kurul, UEFA, CAS bunlar vahim durum değil mi? Bize belgelerin hemen verileceği söylendi, verilmedi. Belgeler gelmeden, mahkeme karar vermeden biz nasıl karar verelim. Bu yüzden süreç uzadı, ligler başladı. O zaman karar versek lig ne olurdu?
YIPRATACAKLAR
Başkan adayları seçimden bir hafta önce çıkabilir. Ancak 2 ay sonra olağanüstü kongre olmaz. Adaylar çıkınca 2 ay boyunca onları yıpratacaksınız. Böyle bir şey olur mu? F.Bahçe'nin karışık durumu kongre için de geçerlidir. Çünkü kurumsal değildir.
72'YE GÖRE KARAR VERSEM
Futbol Federasyonu eski Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, süreç başladığında TFF Disiplin Talimatnamesi'nin 72. maddesine göre karar verebileceğini söyledi. Bunu neden yapmadığını da "Masumiyet karinesine saygı gösterdim, normal süreci bekledim. Niye? Kulüpler zarar görmesin diye" şeklinde açıkladı. Aydınlar, ülke futbolunun çıkarları söz konusu olduğu için ortada olağanüstü bir durum olduğunu ve bu
kararı çok rahat alabileceğini de söyledi
RADARA YAKALANMIŞLAR
FIRSAT 3 KEZ KAPIYA GELDi
Aydınlar şike süreci başladıktan sonra ortaya çıkan 3 fırsatı şöyle açıkladı: 1- F.Bahçeli yöneticilere 'Avrupa'ya gitmeyin' dedim, 'Kuşkusu olan gelmesin' diye de ekledim. Böyle olsa yangın bu hale gelmez, ceza bu kadar büyük olmazdı. 2- UEFA'dan gelen 'F.Bahçe'yi göndermeyin' mektubunu yöneticilere gösterdim, '1 yıl ile kurtarabiliriz' dedim. Beni hain ilan edip aynı yolda devam ettiler. 3- Türk futbolu adına büyük bir fırsat daha yakaladık. Bir yıllık ceza ile herşey bitecekti. UEFA ile mutabık kaldık. Bizden çözüm sürecinin yazısını istediler, gönderdik. Nihat Özdemir'in "Bir puan bile sildirmeyiz" ifadesi son şansı da alıp götürdü.
GÖZYAŞLARIYLA BİTTİMehmet Ali Aydınlar'ın basın toplantısı, bir soru karşısında Aydınlar'ın gözyaşlarını tutamaması üzerine sona erdi. Bir basın mensubu, "Aziz Yıldırım'ın sizin için söylediği 'Yaşadığı acıyı unutması için voleybol şubesini verdik' sözleri hakkında neler düşünüyorsunuz?" sorusu salonda buz gibi bir hava estirdi. Aydınlar'ın cevabı şöyle oldu: "Herkesin manevi değerleri vardır. Ben 2007 yılında voleybol şubesine sponsor oldum ve başına geçtim. Benim oğlum ise 2008 yılında..." Mehmet Ali Aydınlar, cümlesini tamamlayamadan gözyaşları içinde kaldı. Salonda soruyu soran gazeteciye büyük tepki oluştu. Aydınlar oğlunu en son F.Bahçe-Vakıfbank maçında gördüğünü, havaalanına uğurladığını söylerken gözyaşları yanaklarından süzüldü. 25 yaşındaki Kerem Aydınlar KKTC'de terhisine 20 gün kala geçirdiği bir trafik kazasında hayatını kaybetmişti.

