Alex'in attığı tweet, yönetimin ve Aykut Kocaman'ın büyük tepkisini çekmişti. Artık Alex için yolun sonu görünüyordu. Taraftarların yaptırdığı heykel uzun bir süre yeni kriz sebebi olmuştu. Bir türlü açılamayan heykel, camiada guruplaşmalara neden oldu. Sonunda heykelin açılmasına karar verildi. Taraftarların Alex sevgisi gerçekten bambaşkaydı. F.Bahçe taraftarı, sarı-lacivertli formayı giymiş en önemli oyuncusuna şükranlarını bu şekilde sundu.
Kocaman-Alex krizini çözen adam bir kez daha başkan Aziz Yıldırım oldu. Ama bu kez birini feda ederek… Yıldırım reyini, "camianın evladı" dediği Kocaman'dan yana kullandı. Hem de, "Alex efsane değildir" diyerek…
Ya Alex gider ya ben!
Oysa bir camiada kimin efsane olacağını taraftarlar belirler. Yıldırım bu ince noktayı hesap edememişti.
Karşılıklı gergin ortam, yapılacak hesapsız her açıklama en büyük zararı F.Bahçe'ye veriyordu.
Kaybedilen Kasımpaşa maçı Alex'in sarı-lacivertli formayı giydiği son karşılaşma olarak tarihe geçti. Devre arasında oyundan alınan sambacı, yedek kulübesi yerine tribüne gidince ipler koptu. Kocaman, artık sona gelmişti. Soyunma odasında önce istifasını verdi, ardından kendisini vazgeçirmeye çalışan yöneticilere Alex'in sonunu getiren cümleyi etti: Ya o ya ben!
Alex kadro dışı bırakıldı. Tam 8 yıldır en üst düzey şekilde F.Bahçe'ye hizmet eden Brezilyalı yıldız, bu durumu kabul edecek değildi. Başkan Yıldırım'la yaptığı görüşmede, "Benim durumum ne olacak?" diye sordu. Aldığı cevapla da gözden çıkarıldığını anladı. Artık F.Bahçe macerası sona ermişti.
Alex hislerini, "Başkan, Aykut hocanın kararına saygılı olmamı istedi. Yüz kızartıcı bir şey yapmamıştım ve bu durumu kabul edemiyordum. Ayrıca başkanın gözlerinde benden vazgeçtiğini gördüm" ifadesi ile anlatmıştı.
Macera sona ermişti
Alex için artık eve dönüş zamanı gelmişti. 8 yıllık macera işte böyle sona erdi. Alex, Brezilya'ya döndü. Döndü dönmesine ama arkasında onu seven milyonlarca kalp bıraktı...
SON
Emre BOL * * * GELİŞİM?..
Şöyle buyurmuş; bizde antrenmanlar gelişmek için yapılmaz!
Eee bravo. İşte bizim yerli futbol kafamız!
Anladınız mı şimdi neden anlaşamadıklarını.
Biri gelişme istiyor, diğeri kölelik!
Anlaşamazlar tabi...
Türk futbolunda gençler neden bir adım ileri gidemiyorlar derseniz, cevabı bu sohbette gizlidir.
Teşekkürler Alex...
Veda ederken bir yanlışı daha görmemizi sağladığın için.
Onun ayıbı değil...Ha unutmadan. Sayın başbakanımız her fırsatta dürüst ve mert insanları sevdiğini söyler. Muhalefetten dahi mertçe tavırlar beklediğini belirtir. Alex'in de mertliğini sevmiş besbelli. Bir yıl kadar önce Aziz Yıldırım'ın Alex'i alıp, başbakana götürdüğü yazılıp çizilmişti her yerde. Türk medyası olarak hep birlikte yanılmışız; aslında götüren Alex'miş!
Böyle bir futbolcu kıskanılır elbet.
Ve ondan korkulur.
Korktular ve bitirdiler.
Hikaye budur.
Not: Alex babaydı ve her baba gibi çocuklarını çok severdi. Çocukları seven biri değilseniz onu anlayamazsınız.
Şov yaptığını, çocuğunu kullandığını düşünebilirsiniz!!! Bu da sizin ayıbınızdır, Alex'in değil.
Teşekkürler kaptan!Alex'in F.Bahçe'ye geldiği ilk günleri hatırlıyorum. Hem özel bir futbolcu hem de özel bir insandı. En büyük hatası ise hâlâ futbol oynayabileceğini düşünmesiydi aslında… Artık 35 yaşına gelmişti.
Özellikle bu sezon onun fizik olarak nasıl düştüğünü en iyi görenlerden birisiyim. Adrese teslim ortalarını bile yapamaz olmuştu. F.Bahçe taraftarı onu çok sevdi. Ama Alex nerede bırakacağını bilemedi.
Bir spor yazarı olarak onu tanımak, doyumsuz futbolunu izlemek çok güzeldi. Yaşattıkları için ona teşekkür ederiz.
Belki bir gün yine karşılaşırız.
Obrigado Capitano…
Turgay DEMİR
