Fenerbahçe Kaptanı Alex de Souza, Lig TV'de canlı yayınlanan 'Futbol Gündemi' programında kendisine yöneltilen sorulara yanıt verdi. Milli takımdan Ulu Önder Atatürk'e, kazanılan şampiyonluktan futbolu ne zaman bırakacağına kadar sorulan tüm soruları içtenlikle yanıtlayan Alex, altı çizilecek laflar etti. İşte Brezilyalı yıldızın açıklamalarından öne çıkanlar: "Türk Milli Takımı'ndan 'Biz' diye bahsedeceğim. Hırvatistan'ı eleyecek güçteyiz. Ancak şunu da söylemeden edemeyeceğim; Tük Milli Takımı kolektif açıdan istenen düzeyde değil. Bunda grupta ikinci olma baskısı ve stresin etkili olduğunu düşünüyorum. Şimdi o stres ve baskı yok."
Gökhan'la hep konuşurumFenerbahçe'ye gelince... İnişli çıkışlı bir grafiğimiz olabilir.
Lider olmamıza rağmen daha iyi oynayabiliriz. Bazı oyuncuların alışkın olduğumuz performansına dönmesiyle özlenen Fenerbahçe'yi göreceğiz.
Taraftarın takıma sonsuz bir kredisi var.
Malum söylentilerden sonra taraftarın takıma bağlılığı daha da arttı. Destek hiç değişmedi ama bağlılık arttı.
Kaptanım ve sorumluluğumu hep yerine getiririm. Gökhan ile kavga ettiğimiz çıktı basında.
Gökhan'la birçok kez oturup konuşmuşuzdur. Ama saha dışında hiçbir zaman sesim yükselmez.
Takımda başka tecrübeli isimler var. Semih, Selçuk ve Emre gibi oyuncular mevcut.
Bu oyuncular hem tecrübeli, hem de yaş olarak diğer oyuncuların üzerinde. Bütün takımın bu anlamda birbirine destek olması gerektiğini düşünüyorum.
Bizi geçen sene başarıya götüren buydu.
Herkes birbirinden bir şey aldı, ruhunu koydu ve başarı geldi.
Niang ile Lugano savaşçı karakterlerdi ve şimdi yoklukları takımı etkiliyor.
Bu yoklukta bile takımın içinde kimden ne alabilirsek kardır. Bazısının bilgisi, bazısının duygusu.
Kimseyi motive etme ihtiyacı hissetmiyorum.
Çünkü Fenerbahçe forması giyenlerin motivasyona ihtiyacı yoktur. Motivasyon için arma yeterlidir.
Hoca-öğrenci ilişkisi var Aykut Kocaman'la aramızda. Benim bazı kararlarda etkili olduğum iddiası gerçek dışı. Saha içinde ya da dışında kendisine her zaman yardımcı olabileceğimi, elimden geleni yapacağımı kendisine söyledim ama kararları her zaman o verir.
En beğendiğim gol, Erciyes'e attığım goldü. Galatasaray'a attığım gol de çok güzeldi.
Ama takımın iki delisi Mehmet Topuz ve Lugano beni tuttular ve doyasıya kutlamamı engellediler.
Takımdan ayrılmak isteyenlere karışmam. Mesela Lugano...
Bir değişiklik yaşaması gerektiğini ve gidebileceğini söylemişti, teklif geldiğinde de gitti. Santos'un transferi ani oldu. Niang da kararını kendisi verdi. Bir futbolcu gitmeyi kafasına koymuşsa, kalmasının artık bir faydası yoktur.
Sivas'a hem arkadaşlarıma destek olmak hem de PFDK'nın kırmızı kart cezasını kaldırma ihtimalini düşünerek gitmiştim.
Sahada ben de olsam büyük ihtimalle yenilirdik.
O gün Bekir ve Yobo dışında herkes ortalamanın altında oynadı. Beni en çok kızdıran şey, saha içinde zor olanı yapmaya çalışmaktır. Stoch'a da kızdığım oydu. Bana ya da Sezer'e pas vermek yerine zor olanı seçti, kendi vurdu, başarısız oldu. Ben küçükken, beni yetiştiren herkesten bunu öğrendim.
Karabük maçında kırmızı kartla atıldığım maçta hakemin yerini merak ettim ve videodan izledim.
Hakem kötü yerdeyse hata yapmış olabilirdi. Ancak gördüm ki doğru yerdeydi. O an hayatımın en üzücü anlarındandı.
Brezilya'ya dönüp dönmeyeceğimi, kariyerimi nerede bitireceğimi bilmiyorum. Daha önceki planlarımda futbolu 34 yaşımda bırakmak vardı.
Şu an 34 yaşındayım ve maçlara gayet iyi çıkıyorum ve kendimi iyi hissediyorum.
Bir günde hoca olunmazİleride teknik direktör olur muyum, bilmiyorum. Bir günde Fenerbahçe teknik direktörü olunmaz. Kimse size bu görevi bir günde vermez. Sağda solda Fenerbahçe'nin bu görevi bana vereceği yazılıp çiziliyor ama doğru değil bu iddia. Futbolla yaşayan insanlarız.
Sadece polisin, politikacıların yetkisinde olan şeylere alışkın değiliz. Şampiyonluğu kimsenin bizden almaya gücü yetmez. Alın terimizle kazandığımız bir şampiyonluktu. Neler yapılıyor olursa olsun, hangi karar alınıyor olursa olsun, o şampiyonluk bizimdir ve hep öyle kalacaktır. Onu bilincimizden söküp atamazlar."
Başkanımız hep güçlü
Başkanımız Aziz Yıldırım'ı cezaevinde ziyaret ettiğimde güçlü yapısının aynen devam ettiğini gördüm. Onu iyi tanıyan biri olarak bu beni hiç mi hiç şaşırtmamıştı."
Lugano 3 şeyi özleyecek
Lugano burda kaldığı sürece hep üç şeyi özleyeceğini söylerdi. Çayı, taraftarın 'lay lay' tezahüratını ve İstanbul trafiğini. Bana hep daha kötülerini gördüğünü söylerdi.
İstanbul adamı fena yer!
İstanbul fantastik bir şehir ama insan burada kendini kaybedebilir. Kadınlar, tatlı hayat... Bunlar insanın başını döndürebilir. Ayakta duran durur, duramayan yok olur."




