Dan diye lafa girmektense sağa-sola şöyle bir selam çakalım ki Fotomaç'takibu ilk yazımızda en azından lifimiz atmasın...
Beylere, ağalara, muhtara, kapıdaki anahtara, kara göze kara kaşa selam; sırdaşa arkadaşa, demirbaşa selam; velhasıl-ı kelam, bilumum şikeciler ve teşvikçiler hariç bütün futbolseverlere selam.
Şükür ki şükür, 110 günlük futbol hasreti bitti.
Yayıncı kuruluşun da sloganlaştırdığı gibi umulur ki bundan kelli futbol konuşsun.
Kafalarda futbola ilişkin bir yığın istifham varken nasıl "konuşacak" biraz netameli tabii.
Neyse, biz "işimize" bakalım.
Sezonun ilk maçlarına bi ufaktan değindikten sonra da Trabzonspor-Manisaspor maçına akalım.
Hadi vira bismillah...
Çarşı'nın yükü ağır
2011-2012 sezonunun ilk haftasında izlediğim Beşiktaş, tabiri caizse gazı kaçmış gazoz gibiydi. Quaresma tek başına yetmez, yetmiyor.
Yeni transferler uyum sağlarsa ne ala; sağlamazsa "Çarşı"nın yükü ağır.
Çünkü Beşiktaş'ta gözüme çarpan en büyük eksiklik, temposuzluğun yanı sıra tuhaf bir ölgünlük! "Çarşı"nın diriltici etkisine fena halde ihtiyaç var yani.
Bu arada, Eskişehirsporlu Batuhan'ın golüne de şapka çıkarmayı ihmal etmeyelim.
Özlemiştik
Sizi bilmem ama ben Samsunspor'u özlemiştim.
Hoş geldiler, sefa getirdiler.
Spor Toto Süper Lig'deki ilk maçlarının ilk devresinde Gençlerbirliği'ni adeta dağıttılar ama ikinci yarıda maçı neredeyse berabere bağlayacaklardı.
Lafın belini kırmadan direkt söyleyelim: Manisaspor maçının ilk devresinde Trabzonspor takım oyunundan uzaktı. Hem de bütün hatlarıyla.
Bir-iki etkili atağı vardı, hepsi bu.
Bu da ilk yarı için yetti de arttı. Adrian, 39. dakikada Manisaspor defansını çalımlarla bayıltıp "Geçen sene kaldığın yerden devam et" dercesine Burak'a öyle bir pas verdi ki, olursa o kadar olur. Burak da Polonya yıldızın hatırını kırmayıp bi güzel deftere yazdı.
Takmayın kafaya
Adrian
başta olmak üzere kalede Tolga Zengin, biraz da Mustafa Yumlu ilk devre Trabzonspor'da dikkat çeken isimlerdi.Aha şuracığa yazıyorum: Bu Adrian var ya; Selçuk'u da aratmaz, adından da çok söz ettirir. Volkan Şen'e 21. dakikada verdiği gollük ara pas da görülmeye değerdi. Colman mı?
Yine olmadık yerlerde olmadık hareketlerle saç baş yoldurmaya devam ediyor.
Maçın 14. dakikasında Yiğit Gökoğlan'a "Rahatsız etmeyeyim, geçmek istiyorsan buyur geç" der gibiydi.
Böyle çalım yenir mi kardeşim! Tolga Zengin olmasaydı Manisaspor o dakikada golü bulacaktı.
İlk devrenin en ilginç hareketi, Burak'a yapılan faulden sonra sarı kart isteyen Adrian'a Cüneyt Çakır'ın sarı kart göstermesinin ardından, Mustafa Yumlu'nun Adrian'ı uyarma şekliydi.
Volkan Şen son derece savruktu; yerini 58. dakikada Henrique'ye bıraktı. Halil Altıntop ise kelimenin tam anlamıyla etkisizdi; o da yerini 67'inci dakikada Cech'e bıraktı.
Bordo-mavili takımın bir kişi eksik rakibine karşı ikinci devre bu kadar pozisyon vermesini henüz tastamam takım olmamasına bağlamak gerek.
E'ee kolay değil tabii; 10 futbolcusu gitmiş, 13 futbolcu gelmiş bir takımdan bahsediyoruz.
Ancak ikinci yarıda kaçırılan o gollük pozisyonlar, o acemi "şutlar" uyumla veya takım oyunuyla falan izah edilemez.
O değil de bu defansın hali ne böyle?
Bir kişi eksik bir takıma bu kadar pozisyon verilir ve maçın bitimine birkaç dakika kala böyle saçma sapan gol yenilir mi? Neyse daha ligin başı, olur böyle maçlar; fazla takmayın kafaya.
Önemli olan şu: İnter, Manisa'ya benzemez; perişan oluruz,
aman ha!
