Fenerbahçeli taraftarlar, takımın genlerindeki ofansif oyunu sahada görmek istiyorlar, alınan skorlardan ziyade tepkiler daha çok oyun üzerine. Bununla beraber sezonun bitimine 11 hafta kala, puan olarak da liderin oldukça gerisinde kalması bu tepkileri en tepe noktaya getirdi.
Tribünlerdeki seyirci sayısının yetersizliği de tüm bunların göstergesi. Şimdi taraftarları mutlu etmek için elindeki tek hedef kupayı kazanmak zorunda. Dick Advocaat'ı başarısız bulmuyorum, çok deneyimli bir teknik adam. Pereira ile yollar geçen sezon sonu ayrılmalıydı, Advocaat o dönem gelse, transferlerde de etkisini hissettirir, takımın çehresi şu an farklı olurdu.
***
Galatasaray son iki sezona kadar sportif yönden başarılı işler yapıp 4.yıldızı taksa bile, ekonomik yönden olumsuz gelişmeler başkan Dursun Özbek yönetimini mali yönden daha fazla çalışma yapmaya zorluyor. Futbol şubesini yöneten spor aklının yetersizliği sonucu tercih edilen yanlış teknik direktörler, son iki yıldaki başarısızlıkta rol oynadılar. Bunun yanında kaliteli bir futbolcu kadrosu olmasına rağmen, ekibin kendi arasındaki bölünmüşlük ve futbolcuya dayalı düzen de Galatasaray'ın başarıdaki en büyük rakipleri oldu. Riekerink'in başa getirilmesi çok hatalı bir karardı. Şu an yeni teknik adam İgor Tudor'u eleştirmenin ise biraz erken olduğunu düşünüyorum, hocaya kredi verilmeli.
Karabükspor'da başarılı işler yapmış ve takımı ateşleme potansiyeline sahip genç bir hoca.
Faydalı olacağını düşünüyorum.
Galatasaray'ın hücum futbolu felsefesine uygun oyun oynatır ve bunu sonuçlara da yansıtır ise taraftarı mutlu edecektir ama her şeyden önce futbolcuların kendi içindeki sorunların çözülmesi gerektiğini düşünüyorum.
***
Beşiktaşlı taraftarlar, yönetim, teknik heyet ve futbolcular da mutlu. Sebepleri tek bir etkene bağlamamak gerek. Samet Aybaba ile başlayan, Bilic'in geliştirdiği, Şenol Güneş'in de zirveye taşıdığı Beşiktaş takımı, yeni statlarında futbolunu her geçen gün daha da geliştiriyor. Lig şampiyonluğuna ambargo koymanın planlarını yapan bir Beşiktaş var artık. Birkaç sezon önceki ligin sonunu getiremiyor, ya da büyük maçları kazanamıyor algısını çoktan yok etti. Savunmadaki zafiyetleri de bir bir çözülmeye başlandı.
Yapılan transferleri de olumlu buluyorum. Kaydedilen tüm bu artılar ile birlikte Avrupa liginde de şampiyonluk hayalleri kurulması çok doğal artık.
***
Trabzonspor'un ligi ilk 5 içerisinde tamamlayacağına inanıyorum. Tarihinde Avrupa'nın devleri ile başarılı şekilde mücadele eden Karadeniz Fırtınası, son yıllarda yerini sakinliğe bırakmış olsa da; yeni yönetim, yeni stadyum, yeni teknik heyet ve devre arası transferleri ile takımda iyi bir seviye yakalandı. Takım eski günlerine dönüş sinyalleri vermeye başladı bana göre, devamı da gelecektir. Alınan puanlar ve ortaya konan arzulu futbolu bekliyordu taraftarlar, şimdi takımlarını daha da destekliyorlar.
MİLLİ TAKIM ÖNERİSİ
Bir soru: Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim'in yerinde olsaydınız, nasıl bir A Milli Takım 11'i kurardınız?
Her ne kadar milli takımımız başarılı işler yapsa da, doğal olarak zaman içinde yaşlanan bir kadrosu olacak. Takıma genç oyuncuları teker teker monte etmek yerine, yarınların takımını şimdiden kurmak adına, gelecek vadeden, çok genç oyunculardan kurulu bir takıma yatırım yapar, birlikte oynama alışkanlığı geliştirir, yıllar içinde aynı takımı hiç bozmadan, kazanma arzusu üst düzeyde, ezbere oynayan bir takım yaratmaya çalışırdım.
Tabi bir de sabır söylemlerimi, her basın toplantısında üzerine basa basa sıkça tekrarlardım.

BU SESE KULAK VERİN
Bir soru: Türk futbolundaki gidişatı nasıl görüyorsunuz. (Ekonomik anlamda... Yarışmacı ruh anlamında... Yönetilme noktasında...
Ekonomik açıdan kulüplerimizin gelir seviyesi her geçen gün artsa da, giden yönetimlerin yaptığı hatalar, kulüplerimizi finansal çerçevede sıkıntıya sokuyor.
Gider kalemlerinde yapılan majör hataları, özellikle iki ana başlık altında sınıflandırabiliriz; yanlış teknik direktör seçimi ve yanlış transfer politikası...
Bu iki konuda tercihler hatalı olunca, kulüpler üzerindeki finansal yükümlülükler her geçen gün büyüyor ve kartopu etkisiyle yönetilemez bir hale geliyor. Bu darboğazdan kurtulmak adına kulüplerimizin hedefi; bir yandan gelirleri arttırmak için yeni projeler üretmek, diğer yandan da takım planlamasını doğru yaparak, daha ucuz maliyetli kadrolar kurgulamak olmalı. Kulüplerimizin uygulayacağı doğru finansal modeller ile orta/ uzun vadede, nakit akışları dengeye ulaşacak ve bunun sonucunda da iyileşmeler kendiliğinden gelecektir.
Elbette ekonomik anlamda refaha ulaşmış kulüplerin, %100 başarılı olacağı tanımlamasını yapamayız. Başarının bir çok parametresi var. Bu konuda en baş faktörler, doğru yapılanma, takım oluşumu ve taraftar desteğidir.
Geçmişte yıldızlar topluluğu bir çok takımın başarılı olamadığı örnekleri hepimiz biliyoruz. Oysa başarıya aç, daha mütevazı ekiplerin, takım ruhunu oturtup, hedefine adım adım koştuğu bir çok örneğe de şahit olduk. Günümüz dünyasının olmazsa olmazı diğer bir konu ise kurumsal yapılanma. En alttan en üste, doğru yapılanma ve görev dağılımı ile etkin performans yönetimi, tüm kulüplerimizi daha farklı noktalara taşıyacaktır.
Son olarak futbolun var olma sebebi olan, taraftar kavramından bahsetmemiz gerekir. Futbolun içinde yer alan dinamikleri ayakta tutan bu olgu, takımın en önemli itici gücüdür. Her bireyin gönül verdiği renklerin farklı olması doğaldır. Önemli olan, bu taraftar kimliğinin hiç bir zaman fanatikliğe dönüşmemesidir.
Tüm spor müsabakaları için yenmek ya da yenilmek sadece bir sonuçtur, hayatın anlamı değildir.
Futbolun bir spor ve en önemlisi bir eğlence olduğunu unutmamalı ve bundan keyif almalıyız.
SADECE HAKEMLER Mİ?
Soru: Bu sezonki hakem performansını nasıl buluyorsunuz? Hakemlerin, Dört Büyükler'i koruduğunu düşünüyor musunuz?
İnsan faktörünün olduğu yerde hata olması son derece doğaldır. Bazı sezonlarda hata adedi fazla olabiliyor, bu da doğal olarak göze çarpıyor. Ancak tüm başarısızlıkları hakemlere yüklemek bence işin kolayına kaçmak, suçu da başkasına atmaktan başka bir şey değildir. Hakemler de performanslarını geliştirmek adına, aldıkları eğitimlerin hakkını vermekle yükümlüdürler.
Onları sürekli eleştirmek yerine, üzerlerindeki baskıyı azaltan bir ortam yaratabilirsek eğer, daha olumlu sonuçlar alabiliriz diye düşünüyorum.

KADINCA YORUM
Bir soru: (Kulüp başkanlarına, yöneticilere, teknik direktörlere, futbolculara, taraftarlara) mesajlarınız neler?
Başkanlar:
Başkanların futbolun sadece erkekler tarafından izlenen bir oyun olmadığını, biz kadınların hatta çocukların bile bu oyuna büyük ilgi gösterdiğinin bilincinde olmalarını istiyorum. Sevgi ve saygının ön planda olduğu, fanatizmi körükleyen söylem ve eylemler içinde bulunmamalarını özellikle rica ediyorum.
Teknik direktörler:
Biz kadınlar daha ince ruhlu olduğumuz için görselliğe ve güzelliklere önem veririz. Oynanan futbol ne kadar sonuca yönelik olsa bile, seyir zevki yüksek bir anlayış içinde olmaları gereğinin bilincinde olsunlar.
İçimizdeki annelik duygularımızdan dolayı da çocuklarımızın çok iyi eğitilmesi arzusu vardır. Futbolcuları sadece futbolcu olarak değil, aynı zamanda çağdaş bir genç ve iyi bir insan olarak eğitin.
Futbolcular:
Yüksek olan hoşgörümüzden dolayı siz futbolcuların her türlü hatalarına yapıcı yaklaşımlar gösteririz.
Sizler de çocuklara iyi örnek olma görevinizi lütfen gözardı etmeyin. Çünkü çocuklarımızın kendilerine seçtikleri idoller sizlersiniz. İyi oyunun yanı sıra bu misyonu da kendinize görev edinin.
Taraftarlar:
Futbol, kadının ve erkeğin takımlarını bir arada desteklemesi ile güzel.
Şiddete yönelik tavırların ve söylemlerin olduğu ortamlardan, biz kadınlar büyük rahatsızlık duyuyoruz.
Hepimizin eşi, annesi, kardeşi olduğu bilinci ile sevgi ve saygının var olduğu bir ortamda takımlarımızı destekleme keyfini birlikte yaşayalım.
