Aziz Yıldırım'ın açıklamaları haftaya damgasını vurdu. UEFA, federasyon ve Trabzon'a yaptığı göndermeler kadar Şenes Erzik'i de ortada görünmemekle, destek vermemekle suçladı.
İÇERİDEKİ KOMEDİ AYRI
Yıldırım Demirören'in Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı olarak yapacağı bir şey yok. Fenerbahçe'nin ceza alan yöneticileri, Yıldırım, Ekşioğlu, Mosturoğlu, Fenerbahçe'ye bir takım haksız maçlar kazandırmışlarsa bu aynı zamanda 'bir takım kulüpler haksızlığa uğramışlar' demektir. Yıldırım Demirören neye göre; haksızlığa uğramış kulüplerin hakkına saygı duymayacak da Fenerbahçe'yi destekleyecek? Suçluyu destekleyen bir federasyon olabilir mi? Federasyonun yapması gereken saygı ile Türkiye'de Yargıtay'ın kararını, Avrupa'da UEFA'nın kararını beklemek. Kendisine bir şey sorulduğu zaman da gereken cevapları veriyorlar zaten... 'Belge gönder' diyorlar gönderiyorlar.
Tabii Demirören, "Şike sahaya yansımamıştır" diyerek Fenerbahçe'ye ceza vermeye gerek duymamıştı. Bu aşamada Yıldırım, federasyondan kararının arkasında durmasını istiyor.Türkiye Futbol Federasyonu'nun kendi içerisindeki komedisi ayrı!.. Türkiye Futbol Federasyonu içeride bugüne kadar yüz karası bir tutum izledi. Kaçak oynadı, rüzgara göre oynadı, sıyrılmaya göre oynadı. Ama dışarıdaki tutumu doğru... Oraya gidip Fenerbahçe'yi savunma hakkı yok.
Basın toplantısında, "Aziz Yıldırım ne teslim olur, ne teslim eder. Kellemi isteyenlerin kursağında kalır" dedi. İstifa beklentileri var ancak, Yıldırım'ın görevi bırakmayı kesinlikle düşünmediği anlaşılıyor.
Türkiye dağ başı mı? Aziz Yıldırım kendisini Dadaloğlu falan zannediyor herhalde!.. "Ferman padişahın dağlar bizimdir" diyor. Bir yanda uluslararası bir kuruluş var; UEFA... Bir yanda ulusal bir kuruluş var; federasyon... Bir de yargı var. Bunların kararları ne ise uymak zorunda Aziz Yıldırım... Bu kararlar 'aleyhinde çıktı' diye 'Ben uymuyorum' derse Bağdat Caddesi'nde, vardır ya her mahallenin bir delisi, dolanır tek başına, ona döner. - Ben seni tanımıyorum! - 'Ben de seni tanımıyorum. Sen kimsin!' derler adama...
NASIL TAHAMMÜL EDİYOR!Şu anda Fenerbahçe Başkanlığı, Fenerbahçe A.Ş Başkanlığı tartışmalı durumda... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin verdiği tedbir kararı nedeniyle... Her taraftan boğazına kadar batmış, kendi savunmasını yapacağı yerde; "Ben teslim etmem!" Neyi etmiyorsun! Fenerbahçe babanın malı mı, Fenerbahçe miras mı kaldı sana! Fenerbahçeliler böyle konuşan bir başkana nasıl tahammül ediyor, anlayamıyorum! 'Fenerbahçe demek ben demek. Ben her türlü rezilliği yaparım. Bunu Fenerbahçe'den ayıramazsınız, benim yaptığım her şey Fenerbahçe yaptı demektir.' Aynen sözleri bunlar... "Ben Fenerbahçe'yi teslim etmem." Fenerbahçe'yi teslim mi aldın ki teslim etmiyorsun! Fenerbahçe ile yan yana konulduğun zaman sen bir noktasın, plajdaki kum tanesisin Aziz Yıldırım... Sen daha Fenerbahçe'nin büyüklüğünün farkında değilsin. Kaç Aziz Yıldırım gördü bu kulüp... Şimdi isimleri hatırlanmıyor bile...
UEFA verdiği cezaları açıkladı ama şimdi Tahkim Kurulu süreci var. Yıldırım, şike yapmadıklarını ve suçsuzluklarını ispat edeceklerini söyledi. "Bir uçak dolusu insan ile savunmaya gideceğiz" dedi. Bu noktadan sonra savunma ne kadar etkili olur, kararlarda bir değişiklik olur mu?
KARAR VERMESİ GEREKİRDİ
UEFA'nın verdiği cezanın ardından eski federasyon başkanı Mehmet Ali Aydınlar'ın ismi de sıkça konuşuluyor. Aydınlar'a hak verilirken, "Puan silme cezası uygulansa böyle olmazdı" şeklinde yorumlar var. Siz bu görüşlere katılıyor musunuz?Mehmet Ali Aydınlar iyi bir Fenerbahçeli olarak Fenerbahçe'nin bu işte en az zararla sıyrılması için çalıştı. Bu doğru bir tutum değil. Gerçekçi olup kısa sürede bir karar vermesi gerekirken 'Fenerbahçeli olarak' olaya yaklaştı. Fenerbahçeli olarak olaya yaklaştığı içindir ki Aziz Yıldırım tarafından da gönderildi. Yani İsa'ya da Musa'ya da yaranamadı Mehmet Ali Aydınlar... Bugün Fenerbahçe için ne kadar akıllı ve taktikli davrandığı ortaya çıkıyor.
Tabii öteki taraftan bakarsak, Trabzonspor cephesi de Aydınlar'a tepki gösteriyor ve "Kupamızı vermedi" diyor.
Evet...
***
AMACINA ULAŞTI
Fenerbahçe, Aykut Kocaman'ın yerine Ersun Yanal'ı getirdi. UEFA'nın verdiği karara kadar isminin açıklanmaması dikkat çekiciydi. Ayrıca 1 yıllık anlaşma yapılması da ilginç bulundu. Yanal'a karşı bir güvensizlik mi var?
Beşiktaş da hocasını buldu ve Hırvat teknik direktör Bilic ile anlaşmaya vardı. Bilic, hırslı, heyecanlı, genç bir çalıştırıcı... Siyah- beyazlı ekibe yeni bir hava getirir mi?Bilic henüz antrenörlük konusunda kariyer yapmış bir isim değil... Futbolculuğu fevkalade iyi ama özellikle kulüp antrenörü olarak kariyerli değil.
MİLNE ŞAMPİYON YAPTIMilli takım antrenörlüğü başka bir şey. Kulüpte yakalanmış herhangi bir istikrarı daha yok. Onun için bakacağız. Hiç kimsenin ummadığı bir adam geldi Beşiktaş'a; Gordon Milne... Üç sene üst üste şampiyon yaptı. Teknik direktör bile değildi. İngiltere'deki görevi fizik kondisyon vermek olan bir adamdı. 'Teknik direktör' diye yutturulup Türkiye'ye getirdiler ama üç sene üst üste Beşiktaş'ı şampiyon yaptı adam. Ne olacağı belli olmaz. Umutsuz da umutlu da olmamak lazım.
***
HiÇ BEKLEMEDiĞiM BiR DAVRANIŞTI
Fenerbahçe ve Trabzonspor arasındaki gerginlik U20 Dünya Kupası'na da yansıdı. Trabzon'da oynanan Avustralya maçında Salih'e küfürlü tezahürat yapıldı. Yerel çekişmelerin milli formaya karıştırılması yanlış değil mi?
BAŞKAN NİYE KONUŞMUYOR!
Rekabetin adı da 19 yaşındaki bir genç futbolcuya hem de milli takımın gözbebeği bir futbolcuya 'Fenerli' diye küfretmek değil. Çok ayıp. Trabzon'dan katiyen beklemediğim bir davranış. Trabzonluların ne kadar fanatik olduklarını biliyorum. Bana zamanında ne tehditler yağdığını biliyorum. Trabzon'un başkanı "Öbür bacağına dikkat etsin" diye yerel radyolara, televizyonlara konuştu bir zamanlar. Biliyorum ama bunu beklemiyordum. Bir milli maçta, milli bir davada hem de bu kadar kritik bir maçta sen 'Fenerli' diye Salih'e söveceksin!
Öteki taraftan bunlara diğer statlarda da sıkça rastlıyoruz. Milli formayı rekabetle karıştırıyoruz galiba...
Röportaj: Bülent CAN
