Alkışlarla veda

Yazık oldu Beşiktaş'a! Pisi pisine gitti maç. Bu mücadele ve futbolla Devler Ligi'ne devam etmeliydi Kartal.
Maç başlarken Beşiktaş nasıl kazanır diye düşündüm. Kartal kazanmak istiyorsa İstanbul'daki gibi rakibe önde baskı yapıp, geriye yaslanmayıp savunmayı da önde kurup, rakibi hataya zorlayıp kazanabilir diye düşündüm.
Maç başladığında taktik aynen düşündüğüm gibiydi.
Beşiktaş tüm hatlarıyla bu sistemi ilk 20 dakika boyunca çok iyi yaptı. Tehlikeli pozisyonlar da buluyordu.
Bir teknik adam olarak o anda Arsene Wenger'e baktım.
İyi ki onun yerinde değilim diye düşündüm. Yüz hatlarının ifadesi Beşiktaş'ın gücünden korktuğunu gösteriyordu.
Düşünsenize ilk maçı 0-0 bitirmişsiniz.
Skor çok riskli. Rakip bir atarsa siz iki atmak zorundasınız.
Üstelik rakibiniz çok koşup, çok iyi alan daraltıyor ve sizin ekibinizden fizik gücü de çok iyi. Haliyle endişesi ikiye katlanmış, tavan yapmıştı. Ta ki o talihsiz gol dakikasına kadar.

Penaltılar güme gitti

Aslında golden önce iki pozisyon vardı ki maçın kırılma noktalarıydı adeta. Hakem tam iki penaltı pozisyonunu es geçti.
Biri Mustafa Pektemek diğeri ise Motta'nın pozisyonu, ikisi de penaltıydı bence.
Beşiktaş ilk yarıda rakibine hiç pozisyon vermedi. İki pozisyon verdi, biri gol oldu.
Gökhan'ın girişi Beşiktaş'ı ateşledi. İyi adam eksiltti.
Hakem bir kırmızı kart çıkarıp rakibi 10 kişi bırakınca orada yapılacak hamle Necip olmamalıydı. Çünkü rakip o dakikalarda geriye yaslanıp skoru korumaya çalışıyordu. Cenk girse belki de gol de gelecekti.
Beşiktaş için üzüldük. Bir gol herkesi sokağa dökecekti. Sevinilecek durum sezon öncesi Kartal'ın bu kadar diri oluşu.

ETİKETLER: Beşiktaş
Bu web sitesinde çerezler kullanılmaktadır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

"Tamam" ı tıklayarak, çerezlerin yerleştirilmesine izin vermektesiniz.