- 03 Ekim 2008
İçime sindiremedim
Hadi canım sende
Maçı düşünüyorum. Servet'in bir kafa vuruşu direkten döndü. Ama o Servet'i maç boyunca Florya Parkı'nda dolaşır gibi her tarafa ayak basmasının sebebi neydi? O da bilinmeyenler arasındaydı. Koca maçta direkten dönen o top dışında Galatasaray'ın ciddi bir pozisyonu da yoktu. Ancak buna karşılık Bellinzona'nın ikinci yarıda iki gollük şutunu Sanctes'in kurtarması ise Galatasaray için bir şanstı. Maçta iki penaltı vardı. İkisi de hadi canım sende cinsindendi. Ancak, Galatasaray'ın penaltısı ise yapılışı açısından bize yakışacak cinsten değildi. Lincoln'ün kendini yere atması ile olan sahte penaltı hiç kimsenin içine sinmedi. Herkes "Hadi canım sende. Bu da penaltı mı?" diyecek kadar da dürüstü. Ancak maçın sonlarında Lincoln'ün kesip, Yaser'in kafayla attığı gol ise gerçek bir goldü.
Takımdaki karışıklık niye?
Oyun boyunca Galatasaray'ı çözmek asla mümkün olmadı. Sahaya çıkan Galatasaray'ı yine yanlış kuran Skibbe, orta sahayı çok zaman Bellinzona'ya kaptırdı. Mehmet Topal dışında Hakan Balta'nın ikinci yarı ortaya kayması dahil, doğru dürüst oynayan hiç kimse yoktu. Bir kere daha görüldü ki Mehmet Topal'sız bir orta saha asla olmazdı. Baros çok yalnız kaldı. Bir türlü istediği toplar ona gelmedi. Lincoln birkaç top attıysa da 3 kişi arasında kalan Baros, topları çok zaman kaybetti. Uzatmayalım... Sarı-kırmızılı takım benim içime sinmeyen bir tur atladı. Halbuki burada çıkıp doğru dürüst maç oynamalı ve alkışı almalıydı.