Fotomaç'ın usta yazarları Galatasaray - Fenerbahçe derbisini değerlendirdi!
- Galatasaray Galerileri
- Giriş Tarihi: 03 Kasım 2018 06:59 Güncelleme Tarihi: 03 Kasım 2018 09:51
Spor Toto Süper Lig'in 11. haftasında Galatasaray evinde Fenerbahçe'yi ağırladı. Olaylı geçen ve 2-2 sona eren karşılaşmayı usta yazarlar değerlendirdi.
LEVENT TÜZEMEN
Valbuena'nın penaltısına kadar sahanın, oyunun hakimi G.Saray'dı... Başta Belhanda olmak üzere tüm G.Saraylı futbolcular, oyuna baskılı ve coşkulu başladı.
Galatasaray, Fenerbahçe'yi hataya zorlarken, Fenerbahçe'nin hedefi Galatasaray'ın hatalarından faydalanmaktı. Galatasaraylılar ayağa mükemmel pas yaparken Fenerbahçe orta sahayı geçmeyip, rakibi karşıladı ve kontrataktan golü kovaladı.
Skor 2-0'dan 2-2'ye gelmişse bunun baş sorumlusu taraftardır. Linnes'in golünden sonra G.Saraylı oyuncuların yaptığı pas alış verişine tribünler 'Oley!' diyerek tempo tuttu. Eğer rakibin duyguları ile alay ederseniz bedelini de ödersiniz. Ama Fatih Terim skorun 2-2'ye geleceğini hesap etmemiş ki hamle yapmayı bile düşünemedi.
EMRE BOL
Türkiye'nin en büyük iki takımının maçına benzemeyen bir karşılaşma izledik! Bir yanda saha, seyirci ve en önemlisi "Terimsilin" gazıyla önde pres yapan Galatasaray, öte yanda sistem değişiklikleriyle kafası karışmış, ne yaptığını bilmeyen Fenerbahçe...
Bu maç özelinde Valbuena tercihini doğru buluyorum.Çünkü onun gibi futbolcuların iş yapacağı bir diziliş vardı. Skora bakınca yeke yek bir mücadele olduğu düşünülebilir.
"Üç, üç, üç" diye bağıran Galatasaray taraftarı neredeyse üçüncü golü kalesinde görecekti. Fenerbahçe takımı kalite olarak düşük olmasına karşın fizik olarak Galatasaray'dan üstündü. Dakikalar geçtikçe bu üstünlük kendini gösterdi. Kalite önemli elbette ama futbol sahasında güçlü olmak zorundasın.
Maçın sonunda kendi sahasında berabere kalmayı yediremeyen ve kendisine teknik adam diyen Hasan Şaş'ın ortalığı karıştırdığını gördük.
Konuşurken, yazarken sana Hasan hoca diyordum Hasan Şaş! Bundan sonra Hasan'dan fazlası olamazsın! Adam gibi futbolcu olamadın ki adam gibi teknik adam olasın!
DR. GÜRKAN KUBİLAY
Rakip stoperlere daha çok baskı yapar daha mücadele eder diye Frey'i santrfor çıkarmış ama sürprizi Valbuena ile yapmıştı F.Bahçe.
Benzia'nın ayağına nerdeyse hiç top değmeyen ilk 10 dakika G.Saray baskısı vardı ama, Ömer'in ve Sinan'ın şutu dışında heyecanlandıran yoktu.
Enteresan olan, F.Bahçe'nin ceza alanı içinde ilk 45 dakika bir kez bile topla buluşamaması ama dışardan 3 kez şut denemesi idi. G.Saray'da ise bir tek Donk'un şutu vardı.
Geri dönüşlere alışan Fenerbahçe, pas üstünlüğü dışında hücumda etkili olamayan Galatasaray'dan bir puanı hakkıyla aldı.
ZEKİ UZUNDURUKAN
Cocu'nun gidişi, Fenerbahçe'de sistem değişikliğini de beraberinde getirmişti. Cocu hücumcu hocaydı ya, çift forvet oynatıyordu ya Fenerbahçe'yi.
Erwin Koeman ise ilk iş olarak sistemi değiştirmiş ve 3-5-2 yerine 4-2-3- 1 ile Fenerbahçe'yi Türk Telekom Stadı'na çıkarmıştı. Koeman'ın bir sürprizi daha vardı Valbuena. Kanatlar Valbuena ve Ayew'e teslim edilmişti.
Benzia'nın orta alanda kaptırdığı her top ise Galatasaray'ın hızlı hücumlarına dönüşüyordu. Böylesine maçlarda sahneye çıkacak bir forveti olmayan Galatasaray, Donk ile golü buldu. Koeman, saç-baş yoldurtan Benzia'nın yerine Alper hamlesi ile 2. yarıda başladı ve bu değişiklik sarı-lacivertlilerin uykudan uyanmasını sağladı.
Cocu döneminde gol bulmakta zorlanan Fenerbahçe, Koeman ile birlikte hem de TT Stadı'nda 2 gol birden buldu. Hatta galibiyeti getirebilecek çok net pozisyonlar da buldu Fenerbahçe...
SERKAN KORKMAZ
Hayatımın açık ara en kötü G.Saray'ını, en kötü F.Bahçe'sini ve en kötü G.Saray-F.Bahçe derbisini izledim dün gece. Ve kabul edelim ki iki ezeli rakip de bugün oynanacak Başakşehir ve Beşiktaş'ın kalite olarak hayli gerisinde.
Eren'in santraya dakikalar kala yine sakatlığına işaret ederek oyna(ya)maması ironikti. G.Saray kadrosundaki tek golcünün ''yalancı çoban hikayesi''ndeki gibi inanadırıcılığı pek kalmadı.
Şu ana kadar üç penaltı yaptırtan Ozan'ı konuşuyor herkes ama yılların deneyimiyle oynayan Muslera adeta es geçildi. Yine tuhaf bir şekilde penaltıya sebebiyet vermeyi başardı(!). Sonuçtan bağımsız konuşursak; G.Saray'ın F.Bahçe'den tek bariz iyi yanı ligdeki yeri.
ERMAN TOROĞLU
Şunu söylerim hep, "90'ıncı dakikada öyle şeyler olur ki maçı yazmak hikaye. Onu yazarsınız, onu yorumlarsınız iş biter" Nitekim dün akşam böyle bir maç yaşadık. Bu tip maçlar her zaman olmaz.
Maç bitiyor… İki takım oyuncuları 90 dakika sonunda inanılmaz eforlar harcayarak birbirlerine giriyorlar. Tekmeyi, tokadı birbirine yapıştıran yapıştırana! İğrenç… Maçta kalite yok. Teknik, taktik hak getire…
Bakınız! İlk kıvılcım son dakikalarda çakıyor. Soldado ile Belhanda birbirine giriyor. Fırat Aydınus, her zamanki gibi idare etmeye çalışıyor. Bakın yönetmiyor, idare ediyor! Olaya orada el koysa bunların hiçbiri olmayacak. Ama hep eyyam, hep eyyam! "Olay bana yıkılmasın. 90 dakika bitsin ben gideyim" diyor…
Fatih Terim maçtan sonra hakeme bir şeyler söylüyor. Eğer Terim, Fırat'a "Son dakikalardaki bu olayları biz kenardan gördük. Sen görmedin. Bu maçı bu hale soktun. Yapacağın hakemliğin içine…" demişse yüzde 100 haklı.
Şimdi oyuna gelelim... F.Bahçe, fizik olarak G.Saray'a göre daha iyi. Nitekim her geçen dakika F.Bahçe'nin lehine işledi. G.Saray 2-0 öne geçmesine rağmen maç 2-2 bittiyse bu Fenerbahçe'nin şanssızlığı ve beceriksizliği!