Antalyaspor - Galatasaray (Spor Toto Süper Lig 27. hafta mücadelesi7
- Galatasaray Galerileri
- Giriş Tarihi: 04 Nisan 2011 Pazartesi , 21:23
RIDVAN DİLMEN: G.Saraylı oyuncular fişi çekmiş (FOTOMAÇ)
Öncelikle çok iyi oynayan Antalyaspor'u kutlamamız lazım. Harika mücadele ettiler, savaştılar. 3 puan alarak da düşme potasından uzaklaşıp 'Oh be' dediler.
Uzun süre maç kazanamayan Manisa ve G.Birliği'nden sonra Antalyaspor da Galatasaray maçı ile kendine geldi. Sarı-kırmızılı takım herkese can veriyor.
Galatasaray sezonu bırakmış. Oyuncuların tamamı 'önümüzdeki yıl var mıyız yok muyuz' diye düşünüyor. Çoğu da 'yokuz' diyordur.
Yeni bir teknik direktöre rağmen fişi çekmişler.
Galatasaraylı oyuncuların bu kadar bitik, moralsiz, kondisyonsuz olması çok üzücü bir durum. Yerlisi, yabancısı bütün oyuncular vurdumduymaz. Bülent Ünder ne yapsın? Hagi geldi olmadı, Ünder geldi olmadı, Arda geldi olmadı.
Ne yapsalar olmuyor. Yeni stada rağmen Galatasaray'da iyi giden hiçbir şey yok.
Galatasaray çok büyük bir kulüp.
Şampiyon olmazsa hiçbir şey olmaz. Ama manzara karanlık. Genel olarak 3 yıla baktığımızda hatalardan hiç ders alınmadığı görülüyor.
Galatasaray son 3 yılda 93 maçta 31 kez yenilmiş. Aynı periyotta Trabzon 18, F.Bahçe 19, Beşiktaş 21defa mağlup olmuş.
Yenilen gollerde de Galatasaray açık ara önde. Galatasaray'da büyük bir kaos yaşanıyor. Bunun nasıl çözüleceği de belli değil. Transferlerde büyük yanlışlara düşüldü. Galatasaray'ın formasını koysan şu andakinden daha fazla puan toplar.
Galatasaray'da her şey değişiyor ama başarı gelmiyor.
Kadro ile bu kadar oynanmaz. Oyuncular ve takım iflas etmiş durumda. 2 yıldır söylüyorum. Galatasaray'da oyuncu kalitesinden çok profesyonellik anlayışında sorun var. Oyuncunun önce kalbi olacak.
Profesyonel olacak. Bir oyuncu kötü oynayabilir, kötü pas atabilir ama kötü koşamaz.
Kötü mücadele edemez.
Kötü savaşamaz. Bugün G.Saray'ın en iyi oyuncusu, en güvenilir futbolcusu dediğimiz Milan Baros 62 maçta 22 kart görmüş.
Kendisine çelme takılması gereken bir hücumcu bu kadar kart görmez. Ben ne yapayım attığı golleri. Bu, formasına saygısızlıktır. Zaten problem bundan kaynaklanıyor.
Bu tip oyuncularla başarı gelmez. Mantalitenin değişmesi gerekiyor. Galatasaray'da Servet'in dışında kime kefil olabilirsiniz? Yeni gelecek olan başkan ve yönetim bunları üst üste koyarak ciddi bir hesap yapacak.
Buna göre davranacaklar.
LEVENT TÜZEMEN: Zihinsel ve bedensel bir tükeniş!.. (SABAH)
Amerikalı ünlü beyzbol oyuncusu Willie Mays bir sporcunun işini yapması konusunda şöyle der: "Sporda arada bir iyi olmak zor değildir. Zor olan, iyi oynamayı sürekli hale getirmektir."
Galatasaray sürekli iyi oynamayı unuttuğu gibi arada bir iyi oynamayı bile beceremiyor. Galatasaray, Türk Milli Takımı'na sakat Sabri'yi de sayarsak 7 futbolcu vermesine rağmen ve bu listeye yabancı milli oyuncularına da katarsak ligde "aciz, ezik" görüntüsünden kurtulamıyor. Üst üste maç kazanamamanın yarattığı baskı ve özgüven bunalımı yüzünden futbolcular zihinsel olarak çöküntü yaşıyor. Bu tükeniş bilinç kaybı (!) yaratıyor olacak ki; Galatasaraylı oyuncular ne oynadıklarını bile bilmiyor. Galatasaraylı oyuncular "paralize" olduklarından dolayı Antalyalı taraftarların devre arası "Cim-Bom kümeye" diye bağırdıklarında maçı döndürmek için hırslanmadılar bile!..
Antalya'da alınan yenilgi Galatasaraylı oyuncuların zihinsel, sinirsel ve bedensel olarak tükendiklerinin göstergesidir.
MAÇ KAZANMALARI İMKANSIZ
Bu görüntüyle Galatasaraylı oyuncuların gelecek haftalarda maç kazanması bile "İmkansız" görünüyor.
İddia ediyorum; Yılmaz Vural'la Antalyaspor'un 2006-2007 sezonunda 39 puanla küme düştüğü, Rize'nin 40 puanla kümede kaldığı sezon gibi bir dönem yaşansaydı Galatasaray "Bank Asya"nın yolunu tutardı. Allah'tan; Konya, Buca ve Kasımpaşa'nın oynayacağı rakiplerine bakarsak Galatasaray kümede kalma konusunda şanslı görünüyor.
Galatasaray'ın farklı yenilmesinde Antalya'nın iyi oynamasında başrolü Necati Ateş oynadı. Devra arası Hagi'nin ısrarla istediği, Başkan Adnan Polat'ın 'okey' verdiği ama Adnan Sezgin'in ne hikmetse almadığı Necati kendisine oynanan oyunun bedelini Galatasaray'a ağır ödetti.
Galatasaray takımına baktığımızda Necati'nin çok oyuncudan daha fazla katkı sağlayacağını her halde Başkan Polat görmüştür. Zaten Necati'nin gönderilmesi hataydı, alınmaması da futbolu iyi bilenlere ders oldu!
Galatasaray taraftarlarına da bir çift sözüm var: Taraftarlık sadece iyi günde olmaz. Kötü günde de takımın yanında olmak gerekir. Futbolcuya küfür ederek, hakarette bulunarak iyi oynamalarını sağlayamazsınız. "Herkes gider biz kalırız" demek yaşanan kaosu çözmez. Galatasaray'ın kalan haftalarda ayakta durabilmesi için gerçek Galatasaraylı taraftarlara ihtiyacı var.
ÖMER ÜRÜNDÜL: Sistemle sürekli oynanmaz (SABAH)
Her yönden çok kritik Fenerbahçe-Bursaspor karşılaşması, futbol kalitesi olarak vasatı aşmasa da atmosferi, temposu, mücadelesiyle zevkli geçti. Yeri geldikçe vurguladığım bir konu var. Birçok işte olduğu gibi futboldu da sistem çok önemli. Maçların gidişatına ve skoruna göre, belli süreler hariç, alışılmış sistemi bozmayacaksın. Aykut Kocaman pazar gecesi sistemi arızaya uğratan bir 11 sahaya sürdü. Üstelik zorluk derecesi yüksek bir maçta. Senelerdir alışılmış düzen 4-4-1-1. Zico döneminden beri her teknik adam da bu düzende ısrar etti. Çünkü Alex ile çift santrafor oynamak için üçlü orta saha formatına uygun oyuncular olması gerekir. Bu tip oyuncular eldeki kadroda yok.
Bursaspor karşısında Niang-Semih ile çift santrafor olduğu bölümlerde Santos'un kulvarı boş kaldı. Özer ve Mehmet Topuz'un doğal olarak kafaları karışınca bu düzen kanatları hem öne çıkmada hem de savunma adına eksik bıraktı. Niang orta sahanın solunda oynadığında da bir şey değişmiyor. Çünkü yapısı bu görev yerine uygun değil. Bu yanlış tertip takımın hırsına ve temposuna rağmen üretkenliği engelledi.
Galatasaray'da her şey değişiyor ama başarı gelmiyor.
Kadro ile bu kadar oynanmaz. Oyuncular ve takım iflas etmiş durumda. 2 yıldır söylüyorum. Galatasaray'da oyuncu kalitesinden çok profesyonellik anlayışında sorun var. Oyuncunun önce kalbi olacak.
Profesyonel olacak. Bir oyuncu kötü oynayabilir, kötü pas atabilir ama kötü koşamaz.
Kötü mücadele edemez.
Kötü savaşamaz. Bugün G.Saray'ın en iyi oyuncusu, en güvenilir futbolcusu dediğimiz Milan Baros 62 maçta 22 kart görmüş.
Kendisine çelme takılması gereken bir hücumcu bu kadar kart görmez. Ben ne yapayım attığı golleri. Bu, formasına saygısızlıktır. Zaten problem bundan kaynaklanıyor. Bu tip oyuncularla başarı gelmez. Mantalitenin değişmesi gerekiyor. Galatasaray'da Servet'in dışında kime kefil olabilirsiniz? Yeni gelecek olan başkan ve yönetim bunları üst üste koyarak ciddi bir hesap yapacak.
Buna göre davranacaklar.
BURSA CEZAYI KESEMEDİ
Fenerbahçe, yanlış takım tertibinin handikapına rağmen riskli anlayışla fazla defansif sıkıntı yaşamadı. Çünkü Bursaspor geçen sezonki formundan uzak. Bilhassa Santos'un kendi kulvarında çoğu zaman yalnız kalması Bursaspor için önemli bir avantajdı. Ama geçen sene sağ kulvarı mükemmel bir uyum ile etkili bir şekilde işleten Ali Tandoğan-Volkan ikilisindeki bu seneki düşüş Kocaman'ın hatasına ceza kesmeyi engelledi. Ertuğrul Sağlam Saracoğlu'nun atmosferini, rakibin özelliklerini de göz önüne alarak akılcı bir taktik uygulattı. Bu taktiğin savunma yönü çok başarılıydı. Ama hücum yönü çok eksik kaldı. Çünkü kilit oyuncalar formsuz. Zaten ligin ikinci yarısından bugüne kadarki aşırı puan kaybı da bunun göstergesi. Bir de bana göre Fenerbahçe'ye karşı uygulanan oyun stratejisinde santrfor Miller değil sprinter Sercan olmalıydı.
YABANCI AYRICALIĞI
Fenerbahçe cephesinde, Zico döneminden başlayıp bugün de devam eden, mantıkla bağdaşmayan bir durum var. Nedense performansları iyi olmasa da yabancı santrforlara ayrıcalık tanınıyor. Kezman ve Güiza'dan sonra bu sene de Niang. Alex'li düzende kadro yapısı itibariyle tek santrforlu oynama mecburiyetinde Semih yedekliğe mahkum kalıyor. Takım fizik olarak iyi düzeyde. Kondisyon olarak en yetersiz Niang, iyi de oynamıyor. Buna rağmen ayrıcalık var. Selçuk sakat olmasa, Semih yedek olacaktı. Fakat Cristian'ın oynama mecburiyeti olunca, yabancı kontenjanı yüzünden Kocaman sistemi değiştirme riskini göze aldı. Halbuki Bursa karşısında Niang, yedek oturmalı, Dia ile başlayıp düzen bozulmamalıydı. Bana göre 69. dakikada Semih değil iyi oynamayan Niang çıkmalıydı. Son bölümde baskının artacağı belliydi. Burada da Semih gerekliydi.
İSKENDER GÜNEN: Niyetsizlik... (SABAH)
Dile kolay! Galatasaray gibi bir takım 106 gündür deplasmanlardan üç puanla çıkma başarısı gösterememiş. Şu an geldiği nokta ise kelimenin tam anlamıyla büyük hayal kırıklığı!.
Galatasaray'ın içinde bulunduğu durumdan dolayı maçları 'hedefsizlik' olarak yorumlayabilir miyiz? Ya da bu hedefsizliğin getirdiği konsantrasyondan dolayı bu sonuçların çıktığı söylenebilir mi? Bugünkü durum hedefsizlik değil niyetsizlik!