- 08 Ekim 2011
İyi olan kazandı
Bu şu demek: İlk yarıda Alman kalesine beş kez gittik hiç atamadık, onlar bir kez gelip attılar.
Adamlar üç pasta gol attı, biz altı pastan kaleyi göremedik.
Almanya'ya karşı bir yarıda bu kadar pozisyon bulan çok az takım vardır.
İlk 45'te üç sağlam, ikisi şöyle-böyle tam beş pozisyonumuz vardı.
Buldun mu atacaksın yoksa atarlar!
İkinci yarıda Gökhan ve Colin Kazım'ı oyuna alınca sağ kanadı etkili kullandık.
Garip olan şu ki, muhtemelen rakibimizle aynı sayıda (Belki de daha fazla) pas yapmamıza rağmen serilik anlamında ciddi sıkıntı yaşadık.
Onlar jet hızıyla, biz ağır çekim oynadık.
Onlar hep boşta, biz hep markaj altındaydık.
Sanki daha kalabalık gibiydiler!
FAZLA GİBİYDİLER
Gol atmak dünyanın bizim için dünyanın en zor haline elmişti ki, Hakan öyle olmadığını kanıtladı.
Sağdan bir atak, düzgün bir orta ve düzgün bir vuruş, hepsi buymuş meğer!
O golle umutlandık, seyirci coştu, maça ortak olduk derken İngiliz hakemin bence ağır penaltı kararı geldi.
Maç da gitti.
Ben yine de millileri beğendim.
Futbolda en küçük bir hileye göz yummayan, alt yapı dediğimiz futbol gerçeğine ciddi yatırım yapan Almanya'dan her şeye rağmen puan alabilir, hatta yakaladıklarımızı atsak futbol anlamında haddimizi aşıp belki kazanabilirdik de.
Aşamadık!