- 20 Mart 2011 | Pazar
Zincirler kırıldı!
Bu açıdan ilginç bir maçtı. Kıran kırana bir mücadele izledik. Yabancıların ön plana çıktığı bir geceydi bu. Asistleri yapan da golleri atan da hep yabancılardı.
İlk dakikalarda tutuk görünen Beşiktaş, golü yedikten sonra oyuna asılmaya başladı.
Simao'nun ceza sahasında Önder tarafından düşürüldüğü pozisyonda Halis Özkahya net penaltıyı vermiş olsa maçın şekli çok daha önce değişirdi. "Schuster'in gidişi yabancı oyuncuları nasıl etkileyecek?" diye merak ediyordum olumlu etkilediğini görüp mutlu oldum. Quaresma özellikle ikinci yarıda müthiş istekliydi.
Ayak dışıyla attığı golü kelimelere sığdırmak kolay değil, jeneriklikti. Simao ve Guti de her zamankinden daha istekliydiler.
Galibiyete özlem büyüktü
Almeida'yı ilk kez Almeida gibi vuruşlar yaparken gördük. Suskunluğunu iki golle bozmuş oldu. Tüm bu görüntü içinde yine de ben en çok Necip'i beğendim. Schuster de gittiğine göre artık bu çocuğu kimse tutamaz. Allah nazardan saklasın.
Uzun sözün kısası Schuster'in gitmesiyle Beşiktaş zembereğinden boşalmış gibi coştu.
Müthiş bir maçtı, başkasını bilmem ama ben oldukça keyif aldım. Beşiktaş adına farklı açılardan önemli bir maçtı. Öncelikle kulübün sembolik kuruluş tarihine denk gelmişti. Tayfur hocanın ilk maçıydı ve haftalardır galibiyete duyulan özlem vardı. Bu açıkça belliydi.
Hepsi birleşince taraftar tribündeki yerini aldı maç boyu susmadılar ve bu arada İnönü'yü futboldan koparmak isteyen Sayın Kültür Bakanımıza da gönderme yaptılar.
Sayın Bakan'ın deyimiyle binlerce Beşiktaşlı yine tepindi ve ardından, "Stat kayıyor, stat kayıyor!" diye yeri göğü inlettiler.