- 23 Ocak 2011
'Sis'li ve 'pas'lı...
Öyle de oldu. İlk 11 de sürpriz yoktu.
Engin'in yokluğu, Şenol Güneş'in işini kolaylaştırdı, maç eksikli Colman'a yer açıldı. Engin olsaydı, Colman olmayacaktı!
Maçın ilk 10 dakikasında, her iki takım da birbirini keşfetme derdindeydi.
Gole kadar, organize bir Ankaragücü takımı izledik. Rakibini iyi etüt etmiş olan Ümit Özat'ın planları 20. dakikaya kadar iyi işledi.
Trabzonsporlu oyuncuların zor paslar denemesini, seyirciyi sürekli coşkulu tutma gayreti olarak yorumladım. Hiç gerek olmadığını ve abartılı bulduğumu söylemeliyim.
Buna halk arasında 'tribüne oynama' da deniliyor sanırım!.. Oysa, kolay paslar tercih edildiğinde, sonucu gol oluyor ve seyirci bir şekilde coşkusunu zaten kaybetmiyor.
İlk yarının başlarında yine ön direkte yokları oynayan Trabzonsporlu oyuncular vardı.
Manidar dakika ve golcü İlginçtir;
golde arkada boşta kalan Jaja, Umut'un ön direk hamlesiyle golü bulabildi.
Maçın ikinci yarısına Ankaragücü, adeta kaybedecek bir şeyi olmadığını fark ederek başladı. Sestak'ı oyuna alarak hücumda da arayışlara başlamış oldular. İyi kapanıp, iyi hücuma çıktılar. Manidar bir dakika ve isimden golü bulan Ankaragücü takımı rahat oynamanın ödülünü de almış oldu.
Golden sonra yaklaşık 30 dakikalık bir süre olmasına karşın, müthiş bir panik gözlemledik Trabzonspor'da. Bu kırılgan yapı lidere de seyircisine de hiç yakışmadı. Şimdi soruyorum; maç 1-0 olduktan sonra, kaçan goller, "Sağa bak sola pas at, şapkadan tavşan çıkar" şeklindeki paslar size hangi maçı hatırlattı.
Cevap belli. O halde bu puan çok iyi!
Bu bir puan Trabzon'u şampiyon yapabilir!
Ne demiştik: Testi kırılmasın, derse devam!