Hıncal Uluç

hincal.uluc@sabah.com.tr

Floransa'da sorsun

_Galatasaray, aldığı kötü sonuçlara İstanbul BŞB yenilgisiyle bir yenisini daha ekledi ve 23. haftada, lig tarihinde en çok mağlubiyet yaşadığı sezona imza attı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
O maçla ilgili iki istatistik var; bir Galatasaray istatistiği, bir Büyükşehir Belediye istatistiği var.
Galatasaray istatistiğinin bir önemi yok. Çünkü oynayan hiçbir Galatasaraylı futbolcusunun kafasında bu maç yoktu.
Herkesin kafasında Gaziantep maçı vardı. Bu maçın onlara getireceği, götüreceği bir şey yok. Küme düşmezler, yukarıya yetişmelerine de imkan yok. Belediye ile niye uğraşsınlar?
Hem de berbat bir havada, Türkiye'nin fırtınaya en açık stadında hangisi sakatlanma, hastalanma riskini göze alır?
O maçta sakatlanan Galatasaraylı futbolcuya, ben yönetici olsam kızarım. 'Gaziantep ile hayati bir maç oynayacağız.
Niye sakatlanıyorsun' diye hesap sorarım.
Belediye maçı antrenman maçı gibiydi. Sonuç çok önemli değil, gerçekçi bakmak lazım.
Hagi de bu maçta mümkün olduğu kadar Gaziantep maçının hesabını, kitabını yaptı. Öyle yapmak lazım, böyle yorumlamak lazım. Böyle bir yorum da okumadım.
Herkes normal bir lig maçıymış gibi yazmış.
Asıl önemlisi Abdullah Avcı yönetimindeki İstanbul Büyükşehir Belediye'nin üç büyük takım karşısındaki performansı.
Müthiş bir performans göstermiş, üç büyük takımla oynadığı maçlarda, rakiplerinden daha fazla galibiyet almış. Üç büyüklerin, Büyükşehir Belediye maçlarından bir puan cetveli yapsan Avcı'nın takımı birinci çıkıyor. Neden?

SEYİRCİSİ YOK, BELEDİYESİ VAR
Çünkü Abdullah Avcı'nın kafasında üç büyük takımdan birisine hoca olmak var. Ya da Milli Takım... Bu yüzden cin gibi biliyor ki kendisini göstereceği maçlar; televizyonda yayınlanan ve izlenen maçlar... Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş maçları...
Yani Abdullah Avcı senede 6 maç oynuyor. Geri kalan hiçbir maç önemli değil. Üç büyüklere karşı bu kadar iyi performans sergileyen bir takımın her sene şampiyonluğaoynaması lazım. Hele böyle bir ligde... Buna rağmen Avrupa'ya bile gidemiyor. Niye? Çünkü geri kalan maçlar umurunda değil Abdullah Avcı'nın!..
Bu 3 maça göre takımını hazırlıyor, bu 3 maça göre takımını motive ediyor, bu 3 maçta en iyi performansını ortaya koyuyor. Bu istatistiğin arkasında yatan en önemli sebep bu... Yani Büyükşehir'e çalışmıyor Abdullah Avcı, kendine çalışıyor.
Takımına çalışsa Büyükşehir senelerden beri ilk 5'te olurdu. Arkasında belediyenin büyük imkanları var, istediği transferleri yapabiliyor.
Sıkıntısı yok.
İstanbul'da bir yığın geleneksel takım var, adı yok. Vefa'nın, Karagümrük'ün, Beykoz'un, Süleymaniye'nin... Bunları hatırlayan var mı? Niye; arkalarında belediyenin trilyonları yok da ondan... Büyükşehir'in seyircisi yok ama belediyesi var arkasında... Bastır parayı...
Bütün bu paralar Abdullah Avcı için harcanıyor.

HAKAN TAHMİN EDİYOR
_Büyük takımlar, Belediye'yi biraz da hafife alıyorlar sanki... Belediye bunun rahatlığıyla da oynuyor gibi... Buna Olimpiyat Stadı şartları da eklenince ortaya ilginç sonuçlar çıkabiliyor.
Hayır... Büyükşehir'in sadece büyük takımların maçlarında oynadığını herkes biliyor.

_Hakan Şükür, Arda'nın iyileşmesine rağmen mevcut başarısızlık ortamından uzak durabilmek için forma giymediğini ileri sürdü. Bu iddia doğru olabilir mi?
Bu zaman zaman benim de aklıma gelmiyor değil...
Çünkü ben Arda'nın yerinde olsam, şu ortamdaki Galatasaray'da oynamak istemem. Dahası Galatasaray'da kalmak da istemem.
Şimdiden menajerime 'Haziranda bir kulüp bulması' için talimat veririm. Hakan Şükür böyle bir şey diyorsa ya bir şeyler duyuyor ya da kuvvetli tahminleri var.
Benim yaptığımı yapıyor, kendini Arda'nın yerini koyuyor.
Böyle bir ortamda oynamanın Arda için akıl karı olmadığını düşünüyor.

_Eleştirilerden bunalan Hagi'nin, "Büyük hoca ama ikinci gelişinde başarılı olamadı" diyerek Terim'i ima etmesini nasıl karşılıyorsunuz? Bir kaçış yolu mu?
Görüntü o... Feldkamp birinci gelişinde harikaydı, Galatasaray'a ikinci gelişinde çuvalladı. Fatih Terim birinci gelişinde harikaydı, ikinci gelişinde başarılı olamadı.

SÜREN ARKASINDA DURDU

Amma velakin birinci gelişi ile ikinci gelişi arasında büyük bir fark var. Birinci gelişindeki ve ikinci gelişindeki aynı Fatih Terim... Ali Sami Yen'de, Fenerbahçe'ye 4-0 yenilen Fatih Terim'di birinci gelen... Fatih Süren onun arkasında durdu. Arkasında durduğu için 4 sene sonra Galatasaray, Avrupa şampiyonu oldu. İkinci gelen Fatih Terim de aynı başladı ama bu defa Özkan Canaydın onun arkasında yoktu.
Sonuç olarak Hagi'nin dediği doğru; birinci gelen Fatih Terim'in başarıları var. İkinci gelişinde kovdular adeta...
Demek ki birinci gelişinde Özhan Canaydın başkan olsaydı yine 9. ayda kovulmuştu.
Birinci Terim ile ikinci Terim arasındaki fark yönetim farkıydı, Fatih Terim farkı değil.

_Belki de ikinci gelişinde de başarılı olamayan Hagi'nin böyle bir tespit yapmasıydı garip olan... Hagi'nin gittiği her yerde fiyasko...
Hagi mesela İtalya'da futbol oynadı senelerce...
Gitsin bir Floransa'ya 'Fatih Terim' desin bakalım!..
Bir de 'Hagi' desin bakalım.
Bakalım İtalya'da Hagi'yi hatırlayanvar mı? Fatih Terim'in sokağı var. Floransa'da stadyuma giden sokaklardan birinin adı Fatih Terim sokağı...

_Galatasaray'ın 200 bin euro fark için almadığı Cenk Tosun, Gaziantep'te müthiş bir başlangıç yaptı.
Buna karşılık Galatasaray'ın yenileri, beklentileri karşılamaktan uzakta... Oyuncu seçimlerin de hata mı yapılıyor?
Galatasaray'ın 200 bin euro için almadığı Cenk Tosun, Gaziantep'te neler yapıyor; Galatasaray'a 5.5 milyona euro'ya mal olan Stancu, Galatasaray'da neler yapıyor meydanda!..
Ama ben şimdi sana şunu soruyorum: Sen bir komisyoncusun.
Satış üzerinden komisyon alıyorsun.
Elinde bir tane 5.5 milyonluk euro'luk oyuncu var, bir tane 200 bin euro'luk oyuncu var.
Diyelim; yüzde 10 komisyon alacaksın. Birinden 550 bin euro alıyorsan diğerinden 20 bin euro alırsın. Hangisini satmayı tercih edersin? Hele bu komisyonu paylaşıyorsan birileriyle... Hangisi daha caziptir?
Şimdi bütün bunlar Galatasaray'ın mali kongresinde konuşulacak. Hagi geldiği zaman, "Ben Becali'den, Romanya'dan uzak dursun" dedim. Çünkü Becali hakkında en çok dedikodu yapılan futbol menajerlerinden bir tanesi... Galatasaray'ın bundan evvel Romanya'dan aldığı oyuncularla ilgili başına gelenler, çıkan dedikodular, olup bitenler biliniyor. Buna rağmen Becali'nin bütün getirdiklerini aldılar. Cenk Tosun'un günahı, Becali'nin getirmemesi ve de fiyatının komik bir para olması...

RÜŞTÜ BÜYÜK BİR KALECİ

_ 5 maçtır kazanamayan ve 3 maçta kalesinde tam 12 gol görerek, büyük bir hayal kırıklığı yaşatan Beşiktaş, Antalya'yı mağlup ederek moral buldu. Maçla ilgili yorumunuz nedir?
İlk yarıda Rüştü'nün iki muhteşem kurtarışı var. Ben zaten Schuster'in sene başından beri Rüştü ile oynamamasına çok hayret ettim. Büyük kaleci her zaman büyük kalecidir. Kalecilik, tecrübe işidir...
Schmeichel, 40 yaşına kadar oynadı. Böyle bir sürü kaleciler biliyorum. Oradan oraya panter gibi fırlayan 18-19 yaşındaki gençler değil; nerede duracağını bilen 38-40 yaşındaki tecrübeli kaleciler tercih edilir. Rüştü büyük kaleci... Senin elinde büyük bir kaleci varsa onu oynatırsın.
Antalyaspor'u tanıyamadım ben. Antalyaspor çok kötü oynuyor. Bence Mehmet Özdilek soğumuş bu işten.
İpler kopmuş. İkinci yarı yaptığı değişikliklere bakıyorum; takım mağlup durumda.
Kenarda Veysel, Djiehoua gibi iyi ya da kötü golcü adamları var, bek değiştiriyor. Kenarda dururken hallerine bakıyorum; 'Maç bitse de gitsem' diyor. Bu hale geldiyse iş, o antrenör o takımda kalmamalı. Antalya iki hafta daha böyle devam ederse potaya girer.

SONUÇLAR DOĞRU MUYDU!

_Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı, şampiyonluk hedeflediği Euroleague'den elendi. Manşetlerde hatalı karar verdiğini kabul eden Hacettepe'ye yönelik eleştiriler vardı. Siz neye bağlıyorsunuz Fenerbahçe'nin vedasını?
Şimdi Uğur Erdener (Hacettepe Üniversitesi Rektörü) hâlâ susuyor. Hacettepe durumu karışık... Şimdi kontr dedikodular başladı. Hacettepe'nin raporları doğruydu da sonradan çeşitli baskılarla geri alındı. Türkiye'de her şey olabilir!..
Uğur Erdener neyin yanlış olduğunu açıklamadıkça Hacettepe'nin adı simsiyah kalacaktır. İki kere iki dört.
Bu kadar net. 5 sporcu A ve B muayeneleri 10 eder. 10 muayenede de aynı hata yapılıyor; nasıl fark edilmiyor?
Bunu bana Uğur Erdener'in açıklaması lazım. 'Efendim, raporlar analizler doğruymuş da yorumu yanlışmış!' Ne demek yorumu. Doping raporunun yorumu yoktur.
Doping sayılan maddeler; yukarıdan aşağı yazılır. Kızın idrarında bu madde varsa dopinglidir yoksa dopingsizdir.
Bunun nasıl yorumu yanlış olabilir. Okuma yazması olan ilkokul üçüncü sınıf talebesine ver raporu bakar 'A yokmuş' der ya da 'A varmış' der. Bu kadar basit...
Ama bir türlü Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü yanlışın nerede olduğunu açıklamıyor. O zaman orası karanlık.
Hacettepe'de belli bir yanlış mı yapıldı, yoksa Hacettepe'de belli bir takım adamlar 'Biz yanlış yaptık mı?' dediler her ne sebeptense... Onu bilmiyorum.
Bildiğim Hacettepe güvenini kaybetmiştir. Uğur Erdener de susarak bu güvensizliği desteklemiştir. Bundan sonra Hacettepe'de hiçbir şeye ben güvenmem, hastamı da Hacettepe'ye göndermem. Tedavinin birinci maddesi; teşhis... Analizlerine güvenmediğim bir kuruma ben hastamı gönderir miyim? Olay çok dallı budaklı...
Fenerbahçe Euroleague, bundan mı veda etti, istediğin gibi spekülasyon yapmak kolay...

* * *
EMRE'NİN DÜNYA UMURUNDA DEĞİL
Hiddink'in açıklamalarına rağmen Emre'nin hali ortada. Avusturya maçında sahaya kaptan çıkarsa hiç şaşırmam

Hiddink, dostluk maçında bir dakikada iki sarı kart görerek atılan Emre Belözoğlu'nu eleştiren açıklamalarda bulundu. Türk futbolcularının hakeme nasıl davranacaklarını bilmediklerini ifade etti. Bir hocası, ilk defa Emre'yi açık bir şekilde eleştirdi.
Nihayet...
Yani biz Emre'yi el birliği ile bu hale getirmek için her şeyi yapıyoruz. Sevgili Fatih Terim hocamdan başladı. Bir Avrupa maçında kırmızı kart gördüğü zaman gayet sert davrandı, vurdu adeta...
Ama ondan sonra sanki ondan pişman olmuş gibi Emre'yi himayesine aldı.
Arkadan federasyon, Emre'yi himayesine aldı, arkadan Aziz Yıldırım evladı ilan edip himayesine alınca medyamız, hakemlerimiz, federasyonlarımız ses çıkarmaz oldu...

ATATÜRK'ÜN LAFI VAR
Türkiye'deki bütün statlarımızın kapısında Atatürk'ün lafı yazar: "Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim" diye... Biz futbol ahlakı adına yapılmaması gereken ne varsa saha içinde yapan adamı Milli Takım'a çağırıyoruz ve çağırmakla kalmıyoruz bir de kaptan yapıyoruz. Olur mu?

AÇIKLAMA YOK
İşte Hiddink'in o laflarına rağmen bu hafta gördünüz Emre'yi sahada!.. Adamın umurunda değil. Dünya umurunda değil. Hiddink öyle diyor ama futbol federasyonundan henüz 'Emre'den Milli Takım kaptanlığı alınmıştır' diye bir açıklama yok.
O Fatih hoca bile o kadar koruduğu Emre'den kaptanlığı almıştı. Tuncay'a vermişti.
Onun için mart ayındaki Avusturya maçında Emre sahaya yine kaptan olarak çıkarsa hiç şaşırmam. Hiddink neler söylediği halde bu haftaki haline bak Emre'nin!..
Adam iplemediğini gösteriyor.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.