- 20 Kasım 2007
Maç bitmeden kimse 'Finallere gittik' demesin
GALATASARAY YENİLDİ
Ama İspanya'da bütün göstergelerin Galatasaray'ın kazanacağını gösterdiği bir maçı, nasıl kaybettiğimize şahit oldum. Athletic Bilbao'nun hiçbir iddiası yoktu. Kendi ligindeki durumu karışıktı, bu yüzden en iyi oyuncularını sahaya çıkartmadı. Gol kralı oyuncuları dahil sahaya çıkartmadı ve kendi lig maçına sakladı. Sahaya neredeyse B takımıyla çıktı. Biz o takıma Fatih Akyel'in yarattığı pozisyonda, neredeyse kendi kalemize attığımız golle yenildik. Kazanmayı istemeyen, ummayan, umurunda da olmayan Bilbao'ya biz zorla yenildik. Hem de Galatasaray. O müthiş Galatasaray. Futbolda her şey oluyor. Onun için kazanma arzusu, hırsı, motivasyonu olmayan Bosna'ya da kaybedebiliriz. Malta ile Moldova ile boğuşan bir takım bu! Onun için Bosna maçının 90. dakikasında bitiş düdüğü çalmadan kimse 'Finallere gittik' falan demesin. Ne medya desin, ne vatandaş desin, ne de Fatih Terim desin. Norveç maçından çok daha ciddi bir maç oynayacağız. Çünkü Milli Takım daha fazla stres altında olacak.
SEYİRCİ HEMEN DÖNER
Norveç'i yenemezsen tamam, bu o kadar büyük bir sorun değil ama iş bu noktaya geldikten sonra kendi sahanda Bosna'yı yenemezsen yüzün kızararak çıkarsın. O zaman hangisinin baskısı daha büyük; Norveç maçının mı, Bosna maçının mı? 'Mahalle baskısı' dediğimiz şey hangi maçta daha fazla? Üstelik Türkiye'de takımını 90. dakikaya kadar destekleyen bir seyirci yok. Bunu hepimiz biliyoruz. İşler kötü gitmeye başladığı anda 'Onu çıkar, bunu oynatma, kahrol Fatih' başlar. Federasyonu da istifa ettiririz, antrenörü de istifa ettiririz, futbolcuları da saha dışına alırız. Bunların hepsini ben hesaplayabiliyorum, görebiliyorum. Onun için Bosna maçında hele bir hakem bitiş düdüğünü çalsın...