- 09 Haziran 2009
Köle değilse esir!
İlkesizliğin sınırı
Yani 'Sporcunun zeki, çevik ama ahlaklı' olması gerekliliğinden zerrece nasiplenmemiş bir fotoğrafla karşı karşıyayız. İşte sporcunun böylesi için Fenerbahçe ile Beşiktaş birbirlerini rencide eden beyanlar vererek kapışıyor, ilkesizliği çağrıştıracak tutumların altına imza atıyorlar. Hele Beşiktaş'ın 'sporcu köle değil, istemediği yere gönderilemez' savı var ki, insan resmen hicap duyuyor. Tanrı aşkına, kendilerine sormadan Ertuğrul Sağlam'ı Samsunspor'a, Koray Avcı'yı Manisaspor'a gönderen başka bir kulüp müydü? Ya 'köle değil' gerekçesiyle savunulan Mehmet Topuz'un 5-6 'koruma'yla izinsiz soluk alamaz hale getirilmesini nasıl yorumlayalım? Yani başkasına köle olmasını istemiyorsunuz ama siz esir alıyorsunuz. Hem de güya tatil yaptığı, dolayısıyla sezonun yorgunluğunu üzerinden atmaya çalıştığı, yani özgür olması gereken günlerde.
Taraftara kızmayın
Fenerbahçe'nin tavrı da acayip. Beşiktaş futbolcuyla anlaştıktan sonra şipşak kulübüyle anlaşıyorsun. Tamam, Beşiktaşlılık duruşu, Fenerbahçe'nin aylardır gündeminde olan ve anlaşmak üzere başkanını İstanbul'a çağırdığı bir futbolcuyu ayartmamayı gerektirdi. Ama Fenerbahçe'nin de misyonu gereği 'kanı kanla yumazlar' diyerek Türk futboluna olan sorumluluğunu asla unutmaması gerekir herhalde. Tanrı aşkına futbolumuzun başrol oyuncuları böyle yaparsa, stat önlerinde veya trübünlerde birbirinin yakasına yapışan, küfreden ve cinnet geçiren taraftarlara ne hakla kızabiliriz, söyler misiniz?