- 28 Nisan 2026
Düğün ve cenaze!
Galatasaray'ın kazanma sebebini oluşturan isimler öncelikle Sane ve Osimhen'di. Yeteneği mücadele ruhuyla senkronize etmek herkesin harcı değil. Osimhen'in kolunu maçtan önce özne yapanlar, dizini hesaba katmadılar. Osimhen, Galatasaray'ı baştan yaratırken, maçtan önce yarattığı korku iklimiyle de Fenerbahçe'nin bir sezon sonu macerasına daha noktayı koydu. Olacağı da buydu! Sane'ye gelince estetik ve yaratıcı ruhun simgesi olan biri Fenerbahçe'nin sol kanadını elden ayaktan düşürürken Aslan'ın yelesi olduğunu gösterdi. Gecenin en parlak yıldızıydı. H H H
Kimseyi içten gelmeyen mücadele ruhuna zorlamak mümkün değil. Her takımın kendine yakışan bir tavrı var. Sarı ile lacivert aşktan alırdı rengini ama takımda forma aşkı olmayanlar Fenerbahçe'nin bir yılını daha aldı. Transferde çuvalla para alanlardan geriye dış yapı masalları gözyaşı kanalları ve yüz milyonlarca dolar borç kaldı.
Tedesco sezon başından beri ayrıcalıklı davrandığı Kerem'in posterini duvarına assın. Hatta giderken Kerem'i de yanına alsın. Sidiki denen adamı bu takıma monte etmenin nasıl bir teknik adamlık mahareti olduğunu söylemeye gerek yok. Geçen haftaki travmayı atlatamayan kaleci Ederson'un tedaviye karşılık vermediği gördüğü kırmızı kartla dışa vurduysa, böyle birinin Brezilya bileti formasından değerliyse, giyilen forma sadece "kıyafet" olmuş demektir!
Maçın başlarında sahte centilmen pozları veren edepsiz Skrinar'ın yenilen gollerden sonra gerçek yüzüne dönüş yaptığını gördük. Elleri kirli adamın yüreğindeki kir oranı da sezon başından beri ortada. Sallai'ye rakip ceza alanı içinde yaptığı hareketin karşılığı kırmızı kart. 'Böyle birini Fenerbahçe'ye kaptan yapanlar utansın' diyeceğim ama direksiyonu tutan ağalar aynaya baksaydı Fenerbahçe bu hallere düşmezdi zaten.
Asıl hesap dökümü yeni başlıyor. Ali Koç'un alacaklarına mahsuben hibe ettiği 90 milyon doları futbolcu kılığına girmiş yabancılara dağıtmakla, kendi yanlışlarını sürekli olarak dış güçlere bağlayanlar, Fenerbahçe'yi içten çökerten "asıl yapıyı" görmek zahmetine katlansınlar artık. Pazar gecesi futbol ihanet nedeniyle kapalıydı da suçu üzerine alacak olan biri çıkar mı acaba? Çıkmazsa, taraftarın bilinçli olanına karşı duracaklarını hiç sanmıyorum.
Devekuşu hükümdarlığı bu kadar. Bilmeyenlere bir kez daha hatırlatmak zorundayım. "Şu yükü taşır mısın?" diye sormuşlar devekuşuna. "Ben kuşum taşıyamam" demiş. "Madem kuşsun uç da görelim" demişler. "Ben deveyim uçamam" demiş. Fenerbahçe aynen o hesap! Bu meselede işaret edilen başta Sadettin Saran, sonra Tedesco ve futbolculardır. Böylesine kritik bir maçtaki korkak mücadele anlayışına ve sadece sızlanmakla yöneticiliğe soyunanlara bu cümleler az bile. Noktayı koymamız gerekiyorsa; "Mağdur edebiyatıyla ayakta kalınmaz. Sahayı mağrur biçimde terk etmek için insan olanda yürek olmalı yürek! Kazanma yasasının simgesidir yürek, kadife keselerin derdine düşmek değil."