- 10 Mayıs 2011 | Salı
Yaşasın üç puan
Bu bilindik isimleri sürekli takımda görüyorsak, demek ki altyapıdan oyuncu çıkarılamıyor.
Ya da çıkanlar değerlendirilemiyor. Bu maçtan alınacak 3 puan, kazanılacak 2-3 genç oyuncudan daha mı önemli? Bu kadar günlük düşünmenin ne anlamı var? Belki biraz Emre Çolak'a şans tanınıyor, her hoca onu biraz oynattı ama o hiçbir gelişme gösteremiyor...
Seneye Kazım'ı bu takımda kim oynatacak, Stancu, kimbilir hangi sıradan takıma kiralanacak, bunlara eklenecek bir yığın isim var.
Beyin ve fizik olarak tatil havasına çoktan girmiş gözüken oyuncular belki yaz tatillerine girecekler ama içlerinden kaçı geri gelecek orası meçhul…
Aykut'tan klasik hatalar
Maçın ilk yarısına gelecek olursak, Galatasaray'ın yaptığı ataklar ve bunlara başarıyla karşı koyan bir Kasımpaşa kalecisi vardı.
Neticede ilk yarı karşılıklı atılan birer golle bitti. Tabii bir tarafta devleşen bir kaleci görülürken, diğer taraftada klasik hatalarına bir yenisini ekleyen Aykut vardı...
İkinci yarıda belliki golün faturası Çağlar'a kesilmiş ve yerine genç yetenek (!) Hakan Balta girmişti. İyi günündeki Kasımpaşa kalecisi Fırat'ın, geç hamlesiyle sebep olduğu penaltı ve akabinde gelen gol bir nebze olsun maça olan iştahlarını arttırmıştı.
Bir an önce Galatasaray'ın 3. golü bulmak ve maçı rahat tamamlamak için artan bir baskısı vardı. Kasımpaşa maçtan iyice kopmuştu.
Zaten iki takım oyuncuları da bir an önce bu maçı da tamamlayıp şu ligi hayırlısıyla bir bitirelim düşüncesindeydiler. Bu da oyunun son bölümlerinde futbollarına açıkça yansıdı.