- 02 Kasım 2010
Hani kolaydı?
Tek başına pres yapan Umutyalnız kaldı.
Bordo-mavili savunmanın golde hatası vardı.
Adam paylaşımı yoktu. Hele, ilk devrenin sonuna doğru Grajciar'ın kaçırılması, Trabzonsporgibi bir takımın savunmasına yakışmadı. Grajciar'in dokunuşunda top kale yerine auta atarken, Trabzonspor şanslı idi. Bu pozisyon gol olsa bordomavililer puan alamayabilirdi.
İlk 45 dakikada Trabzonspor'da dağınık bir orta saha, hatlar arası kopuklukve gözlemledik. Serkan yerinde, Barış ortada çok aksadı. Umut, Jaja ve Selçuk gayretli idi. Bordo-mavililer yedikleri golün bir kopyası ilk 45 dakikanın skorunu ilan etti.
Golü atan Umut, kenarda Tolga'ya geldi, Şenol Güneş ise kulübeden çıkmadı. Bu görüntü "Hala dargınlar mı?" sorusunu gündeme getirdi.
"Gol nasıl kaçırılır?" dersi...
İkinci yarıda Barış'ın yerine Yattara girdi, sahada gezindi. Engin'in egoistliği bu devrede de devam etti. Yeşil-beyazlıların top kaybı yüzdesi çoğaldı. Konyaspor 1 puanı koruma çabasına girince, Trabzonspor rakip kaleye yığıldı.
Bir kontratakta Tazemeta'nın, Glowacki ile Egemen'i kafa kafaya vurdurması ilginçti. Selçuk'un kornerinde Egemen 3 puana vurdu kafayı.
Bordo-mavililer sona doğru 4 kez rakip savunmayı 4'e 2 yakaladığı pozisyonlarda "Gol nasıl atılamaz" dersi verdi.
Tatsız maçta en güzel görüntüler tribünlerdi.
Konyalılar Trabzonlular'a, bordo-mavililer de yeşil-beyazlılara güzel jestlerde bulundular.
Her zaman görmek istediğimiz güzellikler de bunlar değil mi?