Fenerbahçe - Başakşehir yazar yorumları
- Fenerbahçe Galerileri
- Giriş Tarihi: 10 Eylül 2017 Pazar , 11:25Güncelleme Tarihi: 10 Eylül 2017 Pazar , 11:31
Başakşehir, ligin 4. haftasında Fenerbahçe'yi deplasmanda son dakikada Kerim Frei'in attığı golle 3-2 mağlup etti.
Spor yazarları zorlu mücadeleyi değerlendirdi. İşte o yorumlar...
Zeki Uzundurukan - Fotomaç
La Fontaine'den Masallar
BAŞAKŞEHİR, maça adeta golle başlarken; F.Bahçe'nin oyun anlayışı ve motivasyonu bir anda alt üst oldu. Geriye düşen F.Bahçe, rakip kaleye oyunu yıktı. Başakşehir ise Attamah'ın golünden sonra geriye yaslanıp Fenerbahçe'yi birinci bölgede kabul etti.
İlk yarıda F.Bahçe kalesine biri kornerden olmak üzere gönderilen iki yan top, ağlarla buluştu. İlk golde Emre'nin korneri, ikinci golde de Caiçara'nın ortası ve Adebayor'un bir füze gibi kafa vuruşu, Ülker Stadı'ndaki taraftarlarda adeta soğuk duş etkisi yarattı. Sarı-lacivertliler, Dirar'ın golü ile umutlarını 2. yarıya taşıdı ama takım oyunu konusunda çok eksikleri var F.Bahçe'nin...
F.Bahçe dün de Valbuena üzerinden oynadı. Bütün hücum aksiyonlarında o vardı! Alex'le kıyaslanan Giuliano'yu dün de beğenmedim. Soldado da çok ağır bir hücumcu ve son vuruşlarda etkili değil. Gol sorununa çare olsun diye alınan Janssen, kumaşı iyi bir forvet ama dün net bir pozisyonu gole çeviremedi.
Zeki Uzundurukan - Fotomaç
F.Bahçe'nin attığı 2. golde yardımcı hakem Serkan Ok bayrağını kaldırdı ancak Fırat Aydınus, orta noktayı gösterdi. Aydınus, Skrtel'in kafa vuruşundan sonra en son müdahalenin Clichy'den olduğunu anlatarak golü verdi. Eğer ofsayt pozisyonundaki Soldado topa dokunmuş olsaydı gol geçersiz olurdu. Yan hakem pozisyonu iyi süzemedi.
Gol kararı doğruydu. Son sözü muhteşem bir gol atan Kerim Frei söyledi.
Geride kalan 4 haftayı tartıya koyduğumuzda Fenerbahçe'nin Valbuena dışındaki transferleri, soru işaretleri ve hayal kırıklıkları ile dolu!
Her maçtan sonra "Bu takım şampiyon olacak" diyen Aykut Kocaman'ın bu iddialı cümlesi, taraftarlara 'Lafontaine'den Masallar' gibi gelmeye başladı!
Başakşehir'i ise tebrik etmek lazım!.
Ömer Üründül - Sabah
Kimliğine dönünce
Başakşehir müsabakanın hemen başında kullanılan kornerde, Attamah'ın golüyle maça adeta galip başladı. Bu golden sonra Fenerbahçe, hiç moralini bozmadan, oyunu karşı alana yıktı. Üçüncü bölgedeki etkili presle Başakşehir'in pas alışverişlerine imkan bırakmadı. Ozan, Souza ve Dirar, büyük enerji sarf etiler ancak Giuliano'nun etkisiz kalışı ve Valbuena'nın fizik açıdan düşüş içinde olması, bu yoğun baskıda üretkenliği engelliyordu. Buna karşılık ilk yarı istediği organizasyonu sağlayamayan Başakşehir; Napoleoni ile çok net bir gol kaçırdı. Adebayor ile hazırlanışı ve yapılışıyla güzel bir golle farkı ikiye çıkardı. Fenerbahçe, etkili oyununda golü bulamamış ve 2 farklı skor dezavantajına düşmüştü. Moraller de bozulmuştu. Ama sahneye kaleci Volkan Babacan çıktı. Gereksiz bir vakit geçirme ile susmuş taraftarı ve moralsiz Fenerbahçeli oyunculara hareket getirdi. Ardından Fenerbahçe, soyunma odasına farkı bire indirerek, moralli gitti.
Ömer Üründül - Sabah
İkinci devrede yine Fenerbahçe atak olan taraftı ama ilk yarıdaki gibi yoğun baskı kurulamıyordu. Çünkü Başakşehir, yorgunluktan etkisini azaltan pres karşısında daha iyi top yapıyordu. 64'ten sonra Aykut Kocaman'ın hamleleri geldi ve Fenerbahçe bir duran topta beraberliği yakaladı. Yediği ikinci gole kadar beklenen futbolunu sergileyemeyen Başakşehir, bu golden sonra birden gerçek kimliğine döndü. Maçın son bölümü heyecan fırtınası gibiydi. İki gol Başakşehir, bir gol de Fenerbahçe kaçırdı. Sonrasında müthiş bir Kerim Frei golü skoru ilan etti, Fenerbahçe'nin puan kaybı da ilk 4 haftada 7'ye çıktı...
F.Bahçe dün aslında hırslı ve tempolu oynamaya çalıştı ama planlı, programlı, ofansif girişimleri olmadığından, Giuliano ve Soldado'dan önemli katkı gelmediğinden ve de takımın bu yapısıyla her zaman vurguladığım gibi üçüncü bölgede baskı ile oynandığından çok gol yer görüşüm, bu maçta da belgelendi. Başakşehir, beraberlik golüne kadar son derece yanlış oynadı. Visca formda değil, çok kötü gününde olan Elia'ya Abdullah Avcı çok sabır gösterdi. Ne Napoleoni ne de İrfan Kahveci hiçbir katkı vermedi. İlerlemiş yaşına rağmen Adebayor'a saygı duydum.
Yazarımız Rıdvan Dilmen, televizyondaki yayınında sıcağı sıcağına şu değerlendiremeleri yaptı:
Kerim Frei muazzam vurdu. Volkan'ı da yolladı köşeye. Bakıyor böyle. Başakşehir takımını bugün beğenmedim. Beğenmediğim Başakşehir 3 gol attı Fenerbahçe'ye, 2-3 tane de kaçırdı. Aziz Yıldırım kongrede "Mayıs ayında transferi bitireceğiz" demişti ama Neto Eylül ayında geldi. Galatasaray'a bakıyoruz transferi Nisan'da bitirmişler. Yarın kazanırsa farkı 7 yapacak. Volkan Babacan'a atılan yabancı madde geldiği için büyük ihtimalle ceza alacak. Fenerbahçe'nin tribünü dolduracak bir maçı kaldı. O da Beşiktaş maçı. Bir daha da bulamazsın. Ancak küfür etmeye gelirler. Her teknik direktör bilimden ve maç analizlerinden faydalanmalıdır. Maradona'ya bak yapamadı, Zidane'a bak durum ortada. Real Madrid'de Zidane rakip analiz ediyor ama önce ben diyor. Beşiktaş da önce ben diyor. Ama Kocaman, önce sen diyor. Giuliano ve Valbuena'nın aynı anda sahada kalması zor. Dünya futbolu bu fiziksel kalitede iki futbolcuyu kaldırmıyor artık. Tabii ki sabır önemli. Zaman gerekli evet ama, Fenerbahçe gelecek için ışık veriyor mu? Ben çok ışık görmedim açıkçası. Fırat Aydınus muhteşem bir maç yönetti. Müthiş bir hakem.
Gürcan Bilgiç - Sabah
Müthiş final
Aykut Kocaman'a "Kabus nedir?" diye sorsanız, "ikinci dakikada Başakşehir'den gol yemek" diyebilirdi. Fikstürde Fenerbahçe adına numara çeken arkadaşın, o gündeki yıldızlarla olan ilişkisini bir astroloğa yorumlatmak lazım elbette. Evinizdeki ilk maçı Trabzonspor, ikincisini Başakşehir, üçüncüsünü Beşiktaş ile oynuyorsanız, "Bir dakika dur be kader, bir nefes alayım" deme hakkınız da oluyor. Aykut Hoca'yı sınayan ilahi kuvvet, yedinci resmi maçına (G.Birliği) kadar santrfor da vermemişti kendisine. "Kasamızda 100 milyon Euro var" diyen kulüp başkanı ise hafta içinde "Transfer yaparsak batarız" cümlesini kuruyordu. Transferin son gününde aldığın santrforu, bir gün sonra ligin en organize takımı karşısında oynatmak zorunda kalıyorsun.
Gürcan Bilgiç - Sabah
Peki; bu şartlarda bu maçın yorumunu yaparken, hangi yörüngeyi kullanmalıyız. Abdullah Avcı'nın "kusursuz makinası" 2-0'ı cebine koyduktan sonra, rakibinin eline de el bombasını vermiş demektir. Buna rağmen önde baskı yaparak, rakibin pas organizasyonunu engelleyerek, oyunu kendi şartlarında oynamaya çalıştı Fenerbahçe. Souza'nın bu görüntüde "en yararlı" olduğunun altını çizerek, bütün oyuncuların skora başkaldırdığını söylememiz de gerekir. "İyi oynamadı" diyecekleriniz vardır elbette ama "iyi koşmadı" diyemeyiz hiç birine. En az kazanmak kadar önemli olan, bu oyun karakteriydi aslında. İkinci dakikada golü yedikten sonra, maçı yeniden başlatmak için 80 dakika mücadele etti Fenerbahçe. Aykut Hoca bütün riskleri aldı, oyuncuları tüm güçlerini kullandı.
Özet yapmak gerekirse, takım olmak için en az dört maça daha ihtiyacı olan Fenerbahçe'nin, kişisel ekstralara ihtiyacı olduğu bir dönemde olduğunu söylememiz lazım. Müthiş bir maç izledik. 2-0'dan geri geldi ve Başakşehir gibi bir organizasyonu etkisiz hale getirdi Fenerbahçe... Eşitlikten sonra ise rakibinin son nefesini kullandığını anlayıp, bunun için ne yapacağını düşünüp, kazanmasını bildi Abdullah Avcı'nın ekibi. Sanırım sezon bittiğinde, bu maç daha anlamlı olacak.
Gürkan Kubilay - Fotomaç
4-4-2'lik Akçe
Ligdeki ilk korner golünü , daha ilk dakikada F.Bahçe'ye atarak başladı Başakşehir.
F.Bahçe'nin de, her maçta "kalesine gelen ilk şutta gol yeme" alışkanlığı böylece devam ediyordu.
Başakşehir'in düşük şiddetteki baskısı bile F.Bahçe'nin geriden de, ortadan da oyun kurmasını engellemeye yetiyordu.
Topu ayağına alan F.Bahçe'li ya yana, ya geriye oynayınca takım rakip kalede tehdit oluşturamıyordu. Trajikomik olanı, top kullanamayan 2 stoperin arasına, oyunu kurmak için gelmek zorunda kalan adamın Josef oluşu idi. Hal böyle olunca da, Soldado ceza alanında ilk 38 dakika 1 kez bile topla buluşamıyordu.
Başakşehir'in de rakibin üzerine kontra ve hızlı ile gitmekten başka yolu yoktu. Ki, Volkan ve Skrtel olmasa 2. yi bulmaları işten bile değildi.
Ama, hızlı başlanan duran top organizasyonu , süper orta, iyi kafa, Volkan'ın şansızlığı ile birleşince F.Bahçe'yi dağıttı. Oysa ki, cuma akşamı A Spor'daki programımda "Başakşehir'in 4 golünün 2'si duran top, dikkat Aykut hoca" demiştim.
Gürkan Kubilay - Fotomaç
İlk korner golü Fenerbahçe'nin santrforu, hem de iç sahada, ceza alanında, 38 dakikada sadece 1 kez topla buluşmuşsa, söz bitmişti aslında. Tek çare duran toptu ve Dirar ile o golü buluyordu F.Bahçe.
Skirtel , Ozan ve 2. golü yedirmesine rağmen Valbuena dışında iyi adam yoktu ilk yarı.
2. yarı baskıyı arttırdı F.Bahçe, Napeoloni- İtfancan ile orta saha direncini arttırdı Başakşehir. İsla-Janssen hamlesi geldi. Dirar sağ beke, Janssen sağ öne geçti.
Janssen hayatında ilk kez orada oynayacaktı.
Hoca baktıki olmayacak, yanlışından döndü, Atıf-Giu değişikliği ile 4-4-2 ye döndü. Valbuena 2. yarının en kötüsü idi.
Fenerbahçe'nin bu haftaya kadarki ilk korner golü de Başakşehir'e nasip oluyordu.
Çift santrfor ile başka bir çehreye kavuşan Fenerbahçe'yi umarım Kocaman görüyordu. Takım , rakip ceza alanında 4-4-2 oynayınca kalabalıklaşabilmişti.
Kısa sürede 2 pozisyon bulan Janssen çok iş yapabilecekti.
Son dakikadaki mükemmel şut stadı yıktı. Yine de bu maç, kaleye atılan 4 şutun 3'ünün içeri alındığını bilerek, skorun ötesinde, korkarak oynamadan, doğru kanat adamı kullanılan bir 4-4-2 nin Fenerbahçe için en geçerli akçe olacağının ispatıdır..
Ercan Güven - Milliyet
Al kalemi sen yaz
Hayır, kimse seni yıpratmak istemiyor Aykut Hoca'm… Ortada ne varsa onu yazıyoruz sadece. Skordan bağımsız "Fena oynamadı" diyecek kadar bol keseden davranıyoruz ama skora bakınca "vah vah"tan başka çare kalmıyor. Kadıköy'ü, galibiyeti, Başakşehir maç istatistiklerini falan göz ardı etsek de bu Fenerbahçe'ye "iyi" diyebilecek kimse var mı bu memlekette?
Kalemi sana versek bundan fazlasını sen bile yazamazsın!
Çünkü malzeme ile ürün arasındaki orantısızlık, tuhaflık, gariplik, yavaşlık, soğukluk buna izin vermez.
Ercan Güven - Milliyet
Fenerbahçe için turnusol kağıdı gibi bir maçın ilk devresinde hiç de kötü oynamadı sarı-lacivertli takım… Ama garip!.. İlk yarının skoruna bakıyorsunuz Başakşehir 2-1 galip.
Neden?.. Çünkü Fenerbahçe rakip ceza alanı yakınına ya giremiyor ya da girdiğinde çoğalamıyor.
Gol, çatıya tırmanmak gibi bir şey… Merdivenin bir-iki basamağı eksikse, çok güzel tırmanırsın ama çatıya çıkamazsın.
Hele hızlı değilsen.
Sürat felaket sanıyor Fenerbahçe. Bu bir tercih olabilir. Lakin eldeki potansiyelin verimsiz kullanıldığı bir tercih olduğu kesin. Hatta yıkıcı bile sayılabilir. Oysa Başakşehir duran topu, kontratağı olan bir takım. Yüksek pas yüzdesi, olağanüstü tecrübeli futbolcuları ve en önemlisi kanatları dolu tanesi gibi yağdı durdu yine Fenerbahçe yarı alanına.
Fenerbahçe ise hâlâ "alışma devresinde"… Kim neye alışacaksa?
Gençlerbirliği maçından Neto, İsmail ve Josef farkıyla sahaya çıkarken bir de tribüne çağırıp alkışlayan seyirci sayesinde Ozan'ı da kazanmıştı Fenerbahçe ama Guilanio-Soldado ikilisi ancak ikinci kez yan yanaydı. Neto ise ilk kez forma giyiyordu. Yine de topu oyuna orta sahadan daha iyi sokuyordu yeni stoper.
Fenerbahçe'nin yıldızı ve topu ilerde tutabilen tek adamı Valbuena ise Başakşehir defansından adeta dayak yedi ilk yarı. Yine de maçın ilk yarıda kopmasını önleyen golün pasını kişisel çabasıyla yaratan adamdı. Evet maça şokla başladı şokla bitirdi Fenerbahçe. Henüz 1 dakika 26. saniyede kornerden gelen top Attamah'ın kafasını buldu; işe bakın tam o anda Volkan hazırlık zıplamalarında havada kalmıştı. Hamle yapabilmesi için ayakları yere dokunmadan top kaledeydi.
Başakşehir'in ikinci golü de dramatikti Volkan adına… Bu kez ceza alanına ortalanan topu Adebayor üst direğe nişanladı ve yere dik inen top Volkan'ın bedenine çarpıp girdi. Fenerbahçe artık iki moralsiz ve formsuz kaleci sahibi. Üstelik kalecilerin düzelmesi yeni transferlerin "alışmasından" daha uzun sürer genellikle.
Ercan Güven - Milliyet
Fenerbahçe'nin ilk 45 dakikada yükseldiği, hızlandığı dakikalar ise son 5 dakikaydı ve o da golü getirdi. Sadece bu bile Fenerbahçe'nin hızlanmadan, topsuz koşular yapmadan, yan topları bırakmadan bir yere gidemeyeceğinin kanıtıydı.
İkinci yarının Fenerbahçe ve Fenerbahçeli açısından önemi, yeni transfer Janssen'in 64'te oyuna girmesi kadar Soldado'nun takıma-oyuna-sisteme hiç ama hiç alışamadığıydı. Veya takdim edildiği kadar büyük bir golcü değil kendisi.
Atak yapsa da son basamağı çıkamayan Fenerbahçe, oyunu mağlup sürdürdükçe paniğe kapılmaya başladı. Uzaktan şutlar, kale önünde dokunulamayan paslar, homurdanan tribünler…
Elbette kalbini bilemem… Ama son 20 dakikayı Aatıf'ı alıp çift santraforlu şekle çevirdi Aykut Kocaman, bir kontratakla gol yemeden bir gol atarak gelecek beraberliğe çoktan razıydı gibi geldi bana. Fenerbahçeli futbolcular da aynı fikirde olmalı ki, biraz vites attırdılar. Bölgesel baskılara başlayıp hücumu zenginleştirmeye çalıştılar.
Ve dakika 78… Yan hakemin ofsayt, Aydınus'un "değil" dediği Fenerbahçe golü… Tabi ki Aydınus haklı…. Üç Fenerbahçeliyi ofsayttan kurtaran Clichy'nin topla teması.
Bu maçın hakkı beraberlikti. Yani, Fenerbahçe'nin henüz tam hazır hale gelmemiş ama geriye doğru da gitmemiş hali. Ama Başakşehir bu kadarına bile izin vermedi. Kerim'in golü Fenerbahçe'yi kapatan kepenkti.
Galiba bir takım düştü şampiyonluk yarışından. Bu puanları çok arayacak Fenerbahçe… Çünkü yabancı futbolcuya yüklenen ve şampiyonluk peşinde koşan beş takımdan üçü-dördü için "iflas" değilse bile "konkordato" ilan etmenin başlangıcı bu sezon olacak.
Fenerbahçe de "tehlike" bölgesindeki takımlardan biri. Ve futbol açısından değil ama puan cetvelinde terse doğru hızla yol alıyor. Soru şu… Bu gidiş nereye?