Usta yazarlar Beşiktaş-Trabzonspor maçını yorumladı
- Beşiktaş Galerileri
- Giriş Tarihi: 02 Ekim 2017 07:10 Güncelleme Tarihi: 02 Ekim 2017 07:18
Zeki Uzundurukan: Derbi dediğin işte böyle olur!
Geçen sezonun en harika maçını oynamıştı Medical Park Stadı'nda bu iki takım... Hafızalardan silinmeyecek bir futbol ve şahane gollere sahne olmuştu Trabzon'daki derbi. Dün de maçtaki tempo, yine süper bir derbi olacağının izlenimini verdi.
Talisca'nın yine muhteşem golü ve hemen ardından Trabzonspor'un Olcay ile geri dönüşü...
Beşiktaş'ta takımın en önemli silahları yoktu, saha kenarındaki dahi hocası Şenol Güneş de yoktu. Ama taş gibi bir Beşiktaş vardı sahada.
Sağ bekte Necip, orta sahada Medel ve Tolgay; sağ kanatta ise Lens ile başladı Kartal.
Ersun Yanal ise Alanyaspor hezimetinin faturasını bazı oyunculara kesmiş olacak ki, sürpriz bir kadro ile çıktı adeta olmak ya da olmamak maçına. Mesela stoper alınan Tomas Hubocan dün formsuz Mas'ın yerine sol bekte görev aldı. Takımın en büyük silahı Yusuf Yazıcı yedek kalırken, Onazi ilk 11'de çıktı.
Sonrasında top bir o kalede bir diğer kalede... Orta alanlar çok çabuk geçildi.
Hakem Fırat Aydınus, çaldığı her düdüğün ardından her iki takım futbolcularına adeta konferans vererek maçın hızını kesti. Aydınus, tansiyonu yüksek maçta hatalı kartlar çıkardı, yanlış kararlar verdi iki takım adına da...
O dakikaya kadar hücumda hiçbir etkinliği olmayan Negredo çıkıp Cenk Tosun girdi oyuna. Yani Beşiktaş'tan maça müdahale gelirken, Ersun hoca yine kenarda değişiklik için çok bekledi.
Oysa Yusuf Yazıcı veya haftalardır yok saydığı Castillo hamlesi ile Trabzonspor'un direncini artırabilirdi Ersun hoca. Lens'in attığı golde Talisca'nın Trabzonspor savunmasını uyutan pası ustalık kokuyordu.
Fabri müthiş kurtarışlar yaptı
Dün Fabri'nin Abdülkadir'in vuruşunda öyle bir kurtarışı var ki... Maç genelinde müthiş kurtarışları vardı Fabri'nin. Mesela Yusuf'un vuruşunu da inanılmaz çıkardı Fabri... Kaleci farkı böylesine büyük maçlarda fazlasıyla ortaya çıkıyor işte.
Olcay'ın attığı golden sonra sevinmemesi, duygusallık adına, vefa adına örnek bir davranıştı. Futbol sahalarımızda böyle fotoğrafları çok görmeye alışık değiliz.
Her anlamda lider ve örnek bir oyuncu Olcay Şahan...
Castillo ve Yusuf Yazıcı girdikten sonra daha çok üçüncü bölgede oynayan bir Trabzonspor ortaya çıktı.
Maç boyunca Burak Yılmaz ileri uçta çok yalnız kaldı. Ne kenarlardan ne de göbekten top aldı Burak. Sosa da çok top kaybetti, hücuma fazla katkısı olmadı.
Rodellega değişikliğinde de çok geç kaldı Ersun hoca.
Burak ve Rodellega ile çift forvet oynadı son 15 dakika derbiyi Trabzon.
Bordo-mavililer, risk alıp beraberlik için bastırırken; Lens'in Onur ile karşı karşıya pozisyonda kaçırdığı gol... Ardından Rodellega ile gelen beraberlik golü.
Başta da söylediğim gibi geçen sezonki derbiye benzer bir maç çıktı ortaya...
Trabzonspor da Beşiktaş da hızlı oynadı ve maçın temposunu hiç düşürmedi 90 dakika boyunca.
Ersun Yanal'ın değişiklikleri ile maçın son bölümünde fırtına gibi esen bir Trabzonspor vardı. Dün akşam iki takım da kazanabilirdi. İnanılmaz goller kaçtı. İki takım da bu beraberlikle zirve yarışında yara aldı.
Beşiktaş'a da Trabzonspor'a da helal olsun. Geçen sezon tadı damağımızda kalan o (sezonun maçının) derbinin ikinci bölümünü izlettirdiler bize...
İşte böyle derbiler istiyoruz. Büyüklüğünüze çok yakıştı. Teşekkürler!.
Erman Toroğlu: ERSUN YANAL AĞLAMASIN!
Ey Ersun Yanal! Gördük ki takımın fizik gücü iyi, kadron da kaliteli. Kaprisi, oyuncuyla çatışmayı, 'Gelişiyoruz' demeyi bırak da sahaya sonuç yansıt
Derbi iyi başladı, sonra uyuttu, sonra hareketlendi, sonra aksiyon filmi gibi oldu. Bir 10 dakika daha olsa "Aşk, ihtiras, kan…" hepsi olacaktı bu filmde.
Daha enteresan şeyler olacaktı. Keyif veren bir maç oldu, berabere bitti.
Ben kumardan, kağıttan çok anlamam. Biraz tavla oynarım, eskiden kız tavlası vardı ya ondan. Ama 'Kare As' diye bir tabir var. Bu akşamın kare ası şöyle bence; Ersun Yanal, hakem Fırat Aydınus, kaleci Fabri ve Lens… "Rodallega nerede?" diye soran olursa, Ersun Yanal parantezinin içinde!
Ersun Yanal… Trabzonspor, İstanbul'da Fenerbahçe, Başakşehir ve Beşiktaş...
Üçüyle de berabere kaldı. Bunlar Türkiye'nin üst düzey takımları. Trabzonspor bu üç takımla fizik olarak başa baş mücadele etti mi? Etti… Bunu hazırlayan da Ersun Yanal.
Kadrosu da fena değil. Öyle bir ayrıntı ki bıçak sırtı diye bir olay var. Öyle. Trabzonspor bu üç maçı alsa 6 puan daha alacak, puanı olacak 15. İçeride Alanyaspor'a çok aptalca 3-0'dan 4-3 yenildi. O maç kesinlikle Ersun Yanal'ın teknik hatasıdır. Onu da aldığını düşün bugün Trabzonspor 18 puanda ikinci sırada olacaktı.
Bakın! Ersun Yanal hiç ağlamasın. Elindeki kadro çok iyi.
İyi de para harcandı. Yanal kapris yapmasın. En basiti; şu Rodellaga gibi adamı küstürdü. En basitiyle 5 maç alırsın. 5 maç da Burak'la alsa düşünün. Televizyona çıkıp, eline sopayı alıp "O öyle, bu böyle" demekle olmaz. Eline mikrofonu alıp "Biz iyi olacağız, daha iyi olacağız" demekle de olmuyor.
"Gelişiyoruz" diyor, bırak gelişmeyi sahaya sonucu yansıt. Futbolcularla mücadele etmeyeceksin, takımı motive edeceksiniz. Rodallega gibi adamı küflendirdi. Bakın maça oyuna girer girmez maçın şekli değişti. Ey Ersun Yanal… Artık başka şeyleri bırak da kendini futbola ver.
Fırat Aydınus… Bülent Yıldırım kadar olmasa da onun yarısı kadar eyyam yaptı. Talisca'nın, Kucka'ya bir tabanı var kesin kırmızı kart. Pepe'nin elle müdahalesi var sarı kart. İkisini de vermedi.
Eyyamın kralını yaptı. Aynı hakemin aynı pozisyona farklı kart uygulaması olmaz. Bu eyyamdır!
Fabri… Beşiktaş'ı fark yemekten kurtardı. İkinci yarıda çıkardığı pozisyonları sayabildiniz mi bilmiyorum. Beşiktaş, yatıp kalkıp Fabri'ye dua etsin.
Lens… Skor 2-1'ken bir gol kaçırdı atsa maçı bitirecekti. 1 dakika geçmeden döndü Trabzonspor golü attı. Kaçırdığı pozisyona kadar kötü mü oynadı? Hayır… Gol attı, savunmaya geldi top çıkardı. Ama "Ben niye yedek kalıyorum" dememek için o golü atacaksın arkadaş. Atamazsan, döner sana atarlar.
'DEVE DİŞİ' GİBİ...
Beşiktaş'ta bu maçta 'deve dişi' gibi önemli oyuncular yoktu. Oğuzhan, Atiba ve Quaresma… Ama şu da var Beşiktaşlı çoğu oyuncu Avrupa'daki gibi oynamıyor. Siyah-beyazlılar, Trabzonspor karşısında bildiğimiz Beşiktaş gibi oynamadı. Trabzonspor ise beklediğimden iyi mücadele etti. Bordo-mavili oyuncular "Olay bizde değil, hocada" der gibi oynadılar.
Olcay Çakır: Gelişmek...
İstanbul'a gelirken daha önce İstanbul'da oynadığı iki karşılaşmada da hamle konusunda sıkıntıları olmuştu teknik adamın.
Her iki karşılaşmayı da alabilir, kaybedebilirdi. Tıpkı dün gece yaşananların benzeri gibiydi kısacası.
İki kez geri düşmesine rağmen rakibini yakalamayı başardı Trabzonspor.
Ligin uzak ara en iyi futbolunu üreten, tribünleri önünde müthiş işler yapan Beşiktaş karşısında Trabzonspor'un oyunu bırakmaması önemli artısıydı.
Yusuf'u hafta içi yaşananlar sonrası, daha doğrusu söylentiler sonrası, kenarda gördük.
Teknik adamın her şeyini eleştirdik ama ilk kurgusuna saygı duymaktan başka yapılacak bir şey olmadığına kanaat getirdim.
Yusuf'un kaybedilmemesi adına kenarda bekletilmesine karşıyım, umarım doğru terapi uygulanıyordur çocuğa...
Dün gece hakem konusunda zaten beklentilerimin dışında bir durum olmadı.
Fırat Aydınus dengeli yöneteyim derken oyunun hızını güzel düşürdü!
Daha tempolu bir maç beklentim, maçın sonuna doğru gerçekleşti.
Verdiği, vermediği kartlarla, oyunu kafasında kurguladığı şekilde yönetti.
Lakin bir çok pozisyonda çifte standartları dikkatlerden kaçmadı.
Ersun Yanal, Şenol hocanın oyuna iki oyuncuyla müdahale ettiği anlarda Lens'in golü sonrası müdahele etti.
Anladım ki, Ersun hocanın ilk kurgusu ile oyuncu değiştirirken yaşadığı sıkıntı bazı oyunculardan vazgeçememe ya da 'reaksiyonlarına karşı ne yapabilirim' kaygısından.
Yusuf'u kenarda bıraktığı gibi, Olcay'ı da tercih etmesi değiştiriken hep bu tercih kaygısı etkili gibi.
Dün gece son 11, ilk 11 olmalıydı.
En azından bundan sonra öyle olmalı.
Ne de olsa 'gelişiyoruz' durumu var...
Doğruya doğru, tonlarca kayıp sonrası az da olsa gelişiyorlar...
Maçın hakkı diye bir şey varsa, öyle de oldu...
Turgay Demir: Sahalarımızda görmek İstediğimiz güzellikler
Sahalarımızda görmeye hasret kaldığımız güzellikler vardı dün gece Vodafone Park'ta...
Olcay Şahan tribünlere çağırıldı, bir minik taraftara imzalı formasını verdi, ardından güzel bir gol attı ve en güzeli attığı gol bile alkışlandı.
Bravo Olcay, bravo büyük Beşiktaş taraftarı; dosta düşmana, yıllarca bu formaya emek veren bir oyuncunun nasıl karşılanacağını gösterdiğiniz için.
İyi başlayan Beşiktaş'tı iyi oynadığı dakikalarda, Babel'in bitirici asisti, Talisca'nın öldürücü vuruşuyla öne geçen de Kartal oldu.
Golden sonra Beşiktaş duraklama dönemine girerken Abdülkadir'in müthiş oyunuyla Trabzonspor oyun hakimiyetini ele alıp Olcay'la gol buldu.
Ersun Yanal, Beşiktaş'ın orta sahasında Atiba-Oğuzhan gibi iki eksik varken neden Yusuf'la değil de Onazi ile başladı anlayamadım.
Şenol hoca ikinci yarıya başlarken (sakatlık yoksa) neden Medel'i çıkardı onu da anlayamadım.
Negredo iki ya da üç kez topla buluştu ve iyi kullandı, bir şutu da direkten döndü, neden çıktı bu da kolay anlaşılır bir şey değildi!
Beraberlik adil bir sonuç Maçın büyük bölümü kora kor mücadelelerle geçerken o ana kadar orta şekerli oynayan Jeremain Lens müthiş bir vuruşla Beşiktaş'ı tekrar öne geçirdi.
Aynı Jeremain Lens harika başladığı pozisyonda komik bir aşırtma yaparak maçın kırılma anına imza attı.
Bu pozisyonun hemen sonrasında Trabzonspor Rodallega ile beraberliği sağladı.
O anda aklıma, 'bu Rodallega neden kenarda tutulur?' sorusu takıldı.
Ersun hocanın on biri, Şenol hocanın değişiklikleri yanlıştı bana göre.
Elbette en iyisini onlar bilir.
Son on dakikada iki tarafa da eşit yakınlıkta bir mücadele vardı, maç tam ortadaydı özetle...
Son saniyelerde Beşiktaş'ın müthiş baskısı, Trabzonspor'un ise iki tehlikeli kontratağı vardı, hiç biri sonuç getirmedi ve bu şartlarda ortaya çıkan beraberlik bence adil bir sonuçtu.
Necmi Perekli: İsteyince oluyormuş
Trabzonspor bu sezon ligin en önemli deplasman maçlarından birisine çıktı. Trabzonspor'un moral bozukluğu ve geçen haftalarda eleştirilerin hedefi olan Ersun hoca ile çıktığı maçı bu denli başarılı oynaması fevkalâde enteresandır.
Öyle ya son maçlarda puan kaybının getirdiği sıkıntı ile ortada görevi tartışılan bir teknik adam vardı.
Bu maçı oynamaları dahi başarı iken ortaya koyduğu oyun ile bordo-mavililer son haftaların ligde ve Avrupa kupalarının başarılı ekibi Beşiktaş karşısında 3 puanı kaçıran taraf olarak sahaya adeta ambargo koydu.
Hele son dakikalarda Rodallega ve Yusuf Yazıcı'nın son hamlelerdeki şanssız vuruşları gerçekten Trabzonspor'a 3 puana mal oldu.
Maçın teferruatına gelirsek, evvelden beri bu iki takım arasında oynanan futbol her zaman kaliteli ve seyir itibarı ile hoş ve heyecanlı olmuştur.
Bu hafta da aynı şekilde maçı seyredenlere zevkli ve keyifli dakikalar yaşatmıştır. Futbolda aranılan ilk faktör de bu değil mi?
İki hocaya tebrikler
Bence maç berabere bittikten sonra bile her iki takımı da futbol adına oyuncuları ile oynatan teknik adamları kutluyoruz.
Trabzonspor'da son haftalarda eleştirilen teknik direktörü Ersun Yanal'ın bu maçta yaptığı tüm hamleler yerindeydi.
Oyuncu değişiklikleri, zamanlaması ile beraber doğru idi. Aynı zamanda oyunu yönetmesi de etkili ve isabetli idi. Zaman zaman Trabzonspor oyun inisiyatifini rakibi Beşiktaş'a bıraktı. Bunda gerek saha gerekse seyirci avantajının etkisi vardı. Fakat herkesi şaşırtan bir performansla bu ambiyans altında bordo-mavili ekibin kanaatimce Beşiktaş'tan daha efektif ve sonuca tesir edici oyun ortaya koyması takdire şayandır.
Bundan sonra puan tablosu neyi gösterirse göstersin artık bu ligde her zaman var olduğu istenmese de kabul görecektir.
Üç puanlı lig, unutulmasın ki denk ekiplerin mücadelesinde her türlü sıraya gebedir..
Sinan Vardar: Ah Lens Ah!
Beşiktaş için önemli bir mücadeleydi.
Ben puan farkını çok önemsemiyorum ama siyahbeyazlı takım Trabzonspor galibiyeti Beşiktaş'ın kadro zenginliğini tartması bakımından çok önemliydi. Dün güzel bir mücadele seyrettik. Kalite çok üst düzey değildi belki ama Beşiktaş'ın ve Trabzonspor'un maçı kazanma gayreti seyretmeye değerdi.
Hep belirtiyorum Beşiktaş Türkiye'nin en iyi takımı... Dün şunu da bir kez daha gördük; Beşiktaş müthiş yetenekli futbolculara da sahip. İlk golde Babel ile Talisca'nın uyumu müthişti. Bu Talisca'nın dünyaya geliş nedeni böyle nefis vuruşlar yapması mı çok merak ediyorum. Attığı gol tam anlamıyla enfes güzellikteydi.
Lens, Beşiktaş'a transfer olduğunda her Beşiktaşlı gibi ümitliydim. Ancak dünkü maçta Trabzonspor'un attığı gol öncesi bomboş durumda Cenk Tosun'a çıkarsa maç bitecekti. Tamam Lens gol attı ama dün yaptığı sorumsuzluk Beşiktaş'ı 2 puandan etti. O pası verseydi bugün onun takıma katılışını ve Beşiktaş'ın 3 puanını konuşacaktık.
Kabul ediyorum henüz konuşmak için çok erken ama Beşiktaş'ın yeni transferi Medel, siyah-beyazlı takımın el freni gibi. Şilili futbolcu yan ve geri paslarla sürekli Beşiktaş'ın ileri gitmesine engel oldu. Açık ve net söylemek gerekirse Medel modası geçmiş, tarihin tozlu sayfalarında yerini almış bekler gibiydi.
Trabzonspor'un en tehlikeli adamı Abdülkadir öyle bir ilk yarı oynadı ki maçı izleyenleri büyüledi. 18 yaşındaki bu genç adam Trabzonspor'un en büyük silahıydı. Olcay'ın golünde başrolde yine o vardı. İlk 45 dakikada Beşiktaş'ta 3 oyuncu onu durdurma yolunda sarı kartlar gördüler. Bravo Abdulkadir...
Trabzonspor'un iyileri arasında Beşiktaş'ın FEDA döneminin yıldızı Olcay Şahan'dı. Belli ki o da bu büyük taraftarı çok özlemiş ki; attığı gol sonrası sevinmedi bile. Hep aklıma takılıyor Olcay Şahan gibi oyuncu neden Trabzonspor'a bedava denilebilecek bir fiyata verildi.
Sözüm Sana Aydınus!
Beşiktaş dün 2-1'e kadar oyunu forse etti ama oyunu rölanti alma isteği siyahbeyazlı takıma pahalıya patladı. Tabii Fenerbahçe ve ve Leipzig maçlarındaki yoğun tempo takımı belli ki dün kötü etkiledi. Siyah-beyazlı takım Oğuzhan ve Atiba'yı çok aradı. Beşiktaş ilk defa pas trafiğinde rakibinin gerisinde kaldı.
Tabii özellikle maçın son bölümünde Trabzonspor atakları karşısındaki Fabri'nin hakkını vermemiz gerekir.
Ben Trabzonspor karşısında kaybedilmiş 2 puanın büyük kayıp olmadığı görüşündeyim. Lig uzun maraton ve köprünün altından çok sular akacak.
Bu puan kaybının telafasi var.
Maçın hakemi Fırat Aydınus'a da bir çift lafım olacak.
Sevgili Fırat son haftalarda çok iyiydin ama dünkü maçta rezalettin. Trabzonsporlu Okay'ı nasıl oyundan atmadın, şunu bana bir izah et Allah aşkına!
Ertem Şener: Yorgun savaşçı
Beşiktaş eksikti, kopuktu ve bireysel yeteneklerine umut bağlayarak başladı maça. Talisca bunun farkındaydı ve hep aile reisi gibi davrandı. Hem oynadı hem toparladı arkadaşlarını. Talisca olmasaydı Trabzonspor ilk yarı 2-3 yapabilirdi. Geçişlere izin vermedi. Ön libero gibi oynadı zaman zaman. Kanatlara da gitti ara ara.
Top tuttu, aralara bıraktı, hücuma çıkardı.
Hızlı, tempolu Trabzonspor'un oyununu bozdu! Ayıp olmasa kaleye bile geçecekti!
Trabzonspor'da en çok Ersun Yanal stresliydi. Sebebi malum! Kredisi çok azaldı. Ersun hoca konusunda eleştirilere hiç katılmıyorum bilakis Trabzonspor hiç kötü oynamıyor. Dirençli, cesur ve göze hoş gelen futbol sergiliyor. Abdülkadir pire gibi. Ordan oraya zıplayıp duruyor.
Amaçlı, ne yaptığını bilen, ayağına topu yakıştırarak zıplıyor tabii. Yordu Beşiktaş'ı. Olcay ne kadar Beşiktaşlıysa o kadar da profesyonel. 'Hem atarım hem ağlarım' dedi dün gece. Medel ayağında bomba ile geziyor sanki. Hep korku dolu anlar yaşatıyor. İkinci yarıya başlarken en önemli hamle oldu Medel- Gökhan değişikliği. Negredo çok iyi futbolcu. Aralara sızışı, inceden pasları Negredo'yu güzelleştiriyor. Cenk'in 58'de girmesine lafım yok da Negredo'nun oyundan alınmasını anlamadım!
Böyle kazanamazsın Negredo'yu. Lens'i çıkarması lazımdı sahada hiç yoktu, ta ki muhteşem golünü atana kadar. Unutturdu her şeyi bir anda.
Keyif veren oyun Yeni transferler hep bir şeyler kanıtlama çabasında. Kendilerini kabullendirmeye çalışıyorlar kendilerini taraftarlara ama bunu yaparken panikleyip tanınmayacak hale geliyorlar! Bir gerçek var ki; Beşiktaş'ın Trabzon, G.Saray, F.Bahçe ile oynadığı her maçtan keyif alıyorsak bu siyah beyazlı takımın oyun anlayışından kaynaklanıyor.
Üç rakibi de özellikle şu son iki sezondur inanılmaz bilenmiş Beşiktaş'a.
İşte bu durum Beşiktaş'ın diğer 3 büyüklerle oynadığı tüm maçları inanılmaz güzelleştiriyor.
Kronometreye bakıyorum bir anda 5. dakikadan 40. dakikaya gelmişiz! Zaman su gibi akıp gidiyor Beşiktaş'la. Kaybettiği, bıraktığı puanlara rağmen. Yorgun bir savaşçı gibiydi Beşiktaş dün gece.
Fırat Aydınus'un her pozisyonda, her ölü topta futbolcularla diyalog kurması göze batıyor. Futbolcu ile hakem bu kadar sıkı fıkı olmaz. Her verdiğin kararın gerekçesini oyunculara anlatmak zorunda değilsin.
Fırat hoca saha içinde kendini futbol öğretmeni sanıyor!
Son sözüm Abdülkadir için. Ülke olarak sahip çıkalım, pamuklara saralım, koruyalım Abdülkadir'i. O Türkiye'nin şu anda içerde, dışarda, Arda'sı, Hakan'ı, Cengiz'i dahil en iyisi. Överken şımartmayalım, bir anda Messi, Ronaldo, Neymar yapmayalım.
Recep Niyaz ile Muhammed Demirci gibi olmasın sonu.
Sahip çıkalım Abdülkadir'e.