Ligin açılışına ve de İstanbul'daki bir maça kaç Beşiktaşlı gelir? Bu sorunun cevabını, Başkan'dan yeni stadyum isteyen Beşiktaşlılar duyduklarında cidden moralleri bozulur. Yine de Shakespeare'in eserindeki gibi, sonunda sevgililer birbirlerine kavuştular. Hikmetinden sual olunmayan bir kupa için düzenlenen geçen haftaki organizasyonu hesaba bile katmıyorum.
Bununla beraber yıkılmaya ramak kalmış Ali Sami Yen, Galatasaray'ın rövanş maçında hınca hınç doluyorsa; bundan Beşiktaş taraftarlarının ders çıkarması lazım. Mesafe, rüzgar, cuma, trafik, asla bahane olmamalı. İlk üç-dört maçın anlatması da yorumlanması da çileli bir iştir. Zira kimsenin ne yaptığı anlaşılmaz. Bu maçta da durum değişmedi. Mustafa hocanın, Fenerbahçe maçı sonrasında dile getirdiği test süreci, esasen devam ediyor. Hele buna bir de Ağustos sıcağı eklenince, test etmek bile çekilmez oluyor.
8 yılda çok şey değişti! Bu eziyeti çözeceği öngörülen su molası için ise, serinleme molası demek daha doğru; zira aklı başında hiçbir futbolcu maç sırasında midesini suyla doldurmaz. Maçın 20. dakikasından sonra ağırlığını hissetiren Beşiktaş'ın açıkçası böyle bir gol yiyeceğini tahmin etmedim. Defansı ipe dizer gibi geçen oyuncu da; Real Madrid'den Ronaldo değil, Beşiktaş'tan işe yaramayacak diye gönderilen İbrahim Akın... Dörtlü forvet hattının aksayan oyuncuları ikinci yarı değiştiğinde 90. dakikaya kadar anlamlı bir fark görülmedi. Bu maçtan çıkarılacak dersler: 1- Hazır değiliz. 2- Forvet hattında pozisyonumuz var ama golümüz yok. 3- Nihat'ın vatan hizmetinden henüz daha yeni dönmüş olması ve idman eksikliği adaptasyon sorununun bir parçasıdır. Ama Nihat bu ligde oynamayalı neredeyse 8 yıl oldu. Bu sekiz yılda Türkiye liglerinde çok şeyler değişti. Milli takımda oynadığı maçlarda bile bu havayı alması mümkün olmaz. Elbette İspanya Ligi'nin kalitesi, temposu, futbol anlayışını burada göremeyecek ama Beşiktaş'a karşı oynayan küçük takım oyuncularından göreceği sertlik ve pres açısından hazırlıklı olması gerekecek.