Spor yazarları Kardemir Karabükspor - Fenerbahçe maçını yorumladı
ARAPSAÇI HESAPLAR! - EMRE BOL
İşte sezon başından beri özlenen Fenerbahçe.... İşte taraftarın arayıp da bulamadığı Fenerbahçe! Aykut hocam; Fenerbahçe sadece ihtiyacı olduğunda değil her zaman golü arar, bulur! Çift forvet oynama cesaretini sezon başında gösterebilseydin şu anda "arapsaçı" hesapları yapmıyor olacaktın. Puan farkı büyük ihtimal 7-8 civarındaydı. Fenerbahçe savunma da yapar elbette... Ama daha çok hücum eder. Yediğine değil attığına bakılır. Karabük maçı, Karabük maçında bile oynayamayan Alper Potuk için belirleyici bir durumdu! Şans bulup, değerlendirememek artık onun kaderi oldu. Fenerbahçe'nin değerini Fenerbahçe'den ayrıldığında anlayacak. Ama çok geç olacak. Dirar'la ilgili tuhaf şeyler duyuyorum.
Kuvvet en önemli silah
Fas Milli Takımına 'sağlam' gitmek için oynamadığıyla ilgili... Eğer iddialar doğruysa yapılacak tek şey var: Sezon sonu Dirar'la yolları ayırmak. Fas Milli takımı Fenerbahçe'den büyük değildir Nabil Dirar! Şampiyonluk yolunda yapılanları ne ben unuturum ne de Aykut Kocaman... İyisini de marazını da... Gördüğü kart ve önümüzdeki maç oynayamayacak olması ne anlama geliyordu biri bana anlatsın! Anlatabilirse tabi... Hem şampiyonluk hem de Şampiyonlar Ligi umudunu bir hafta daha ileriye taşıdılar. Keşke daha önce bu diziliş ve bu futbolla sahaya çıkabilselerdi! Kuvvet en önemli silahıydı bu takımın... Yaşanan tüm sıkıntılara karşın... Şimdi Fenerbahçeliye kalan son hafta rakiplerin durumunu gözlemek olacak. Umarım herşey onlar için yolunda gider. Umarım...
MUCİZE BEKLENTİSİ! - ZEKİ UZUNDURUKAN
Fenerbahçe, hem üç puan, hem de averaj üstünlüğü yakalamak için çıktığı maçta daha ilk yarım saatte farka gitti. Hedef, lider Galatasaray ile arasındaki +7 averajlık farkı eritmekti.
Öyle ya ikili averajda Galatasaray ve Fenerbahçe eşit durumdaydı.
Bu yüzden son hafta puan eşitliği halinde genel averaja bakılacaktı.
(Aykut Kocaman'ın maçtan önce kafasındaki skor, 7 farklı bir sonuçtu.) İnce hesaplar yapıyordu Fenerbahçe. Bir mucize beklentisi içindeydi. Neydi bu mucize: (G.Saray, Göztepe deplasmanında kaybedecek, Fenerbahçe de Konya'yı yenip şampiyon olacak.) Fenerbahçe'nin planları böyleydi. Mucize ötesi bir beklentiydi bu. Çünkü Galatasaray çoktan şampiyonluk şarkılarını söylemeye başlamıştı. Haftalar öncesinden ortaya koyduğum iddiamı yineliyorum: 'Galatasaray şampiyon!' Çünkü Galatasaray artık şampiyonluğu kimseye bırakmaz.
Karabükspor'un durumu ortadaydı.
Dünkü kadrosu ile BAL takımından farkı yoktu. Ünal Karaman'ın bu kadro ile kulübün içinde bulunduğu ekonomik sıkıntı ile gelecek sezon TFF Birinci Lig'de işi çok zor. Allah yardımcısı olsun. Fenerbahçe ise adeta güle oynaya maçı farklı kazandı.
Dün Fenerbahçe 11 kişi ile değil de 9 kişi ile çıksa da maçı farkı kazanırdı.
Birbirinden güzel goller attı sarı- lacivertli futbolcular. Ama Fernandao'nun 2. golü şahane ötesiydi.
'Taktik maktik yok! Bam bam bam!' sloganına örnek gösterilecek bir maçtı. Topu ayağına alan her futbolcu, Karabükspor kalecisi Rybka ile karşı karşıya kaldı. İshak Doğan ve Ergin Keleş dışında dünkü Karabükspor 11'i çok sıradan oyunculardan kuruluydu. Güç ve kalite farkı, maçın 90 dakika tek kale oynanmasına neden oldu. Maçın 47. dakikasında skor 5-0 oldu. Sonrasında kaçan golleri sayamadım bile. Dirar'ın füzesi tabelaya 6 rakamını yazdırırken, Janssen ile 7-0 geldi. Maçtan önceki hesapları tuttu sarı-lacivertlilerin. Fenerbahçe'nin tahrip gücü yüksek futbolu son düdüğe kadar devam etti. Fenerbahçe farklı kazanarak 'mucize beklentisini' son haftaya taşıdı.
SERENGETİ KANUNU - ERTEM ŞENER
Averaj peşinde koşan Fenerbahçe topun peşinden belki de her zamankinden daha fazla koştu. Karabükspor ise onur mücadelesi verirken 'gücüm en fazla bu kadar' diye mesaj verdi adeta.
Gol atmak için de, Fenerbahçe'nin gol ayaklarını durdurmak için de her şeyi denediler. Olmadı...
Çünkü karşısında 'Serengeti' kanunlarını uygulamak zorunda olan bir takım vardı. Hani bir sırtlan, aslan, leopar ya da doğanın en acımasız yırtıcıları haftalarca aç kalır da karşısına çıkan ilk avını, ki o avı yaralı bile olsa nasıl parçalar, işte Fenerbahçe de öyleydi dün akşam. Acımadı. Acımayı düşünmedi bile. Düşünemezdi. Çünkü averaj lazımdı. Şart olmuştu.
Fenerbahçe acımadı
Serengeti gibi çünkü zirve. Afrika'da, kara kıtada kanunlaşan bir gelenek vardır; ihtiyacın varsa karşındakinin durumuna bakmadan parçalayacaksın. Yavruymuş, yaralıymış, yaşlıymış, sakatmış!
Hiç biri önemli değil oralarda. Fenerbahçe için de Karabükspor'un ligden düşmüş olması ve hatta yedeklerden kurulu bir takımla sahada mücadele etmesi umurunda değildi Fenerbahçe'nin. Acırsa acınacak duruma düşecekti.
Gelelim avcı Aykut Kocaman'a.
Kim ne derse desin. Ben Aykut Kocaman'ın 'Fenerbahçe'yi iyi oynatmıyor, oynatamıyor' şeklinde eleştirilmesine anlam veremiyorum.
Daha ne yapsın ki? Ne yapmalıydı?
Tarihin en kötü sezonlarından biri deniliyordu bu takım için! Şimdi soru şu: Nasıl en kötü sezon oluyor Fenerbahçe açısından?
Kupada finalde kaybeden kim? Ligde şampiyonluk şansını son haftaya kadar taşıyan takımlar içinde Fenerbahçe de var mı? Kocaman bir haksızlık bu!
