Onun ödülüymüş Kötü insanlar dünyadaki bir avuç iyi insanı sınamak için yaratılmıştır derler. Hasan ağabey sınanmak için yaradılanlardandı. Avrupa Şampiyonası'nda futbol diliyle tanımlamakta zorlandığımız her galibiyet sonrasında kendi kendine "Bu ödül kime'' diye sorardım. Fatih Terim'e mi, futbolculara mı ya da samimiyetle dua eden bir çocuğa mı?.. Bir ödül vardı gerçekten. Hak etmek için çok çalıştığımız bir ödüldü. Ama bize veriliş şekli hep futbol dışı bir şeyler var denilmesine sebep oluyordu. Kalp krizi haberini aldığımda inanamamıştım. Asistanı Didem hanımı aradım, hüngür hüngür ağlıyordu. Levent Kızıl'ı aradım, "Hastane önündeyiz'' demekten başka bir şey diyemedi. Çok geçmedi, vefat ettiği haberi geldi.
Mekanı cennet olsun Her gidenin arkasından iyi konuşulur da Hasan ağabey konuşulanların hepsinden daha fazla hakeden biriydi. Allah rahmet eylesin. Konuştuğumuz ve hiç yazmamamı istediği çok şey vardı. Bundan sonra yazmalı mıyım onu da bilmiyorum. Türk futbolu için ne yapılmaması gerektiğini, kendisinden önceki yönetimlerden öğrenmişti. Adaletliydi... Kim düşecek, kim çıkacak bunlarla hiç ilgilenmedi. Çocukluğumuzdaki sokak futbolunu geri getirmeyi hayal etti. Çok şey yapacaktı. Böyle şeyleri kelimelere dökmek kolay değil. Ama şuna bütün kalbimle inanıyorum ki, bu Avrupa 3.'lüğü onun ödülüymüş. Onu görmeliymiş. Yarı final izledi. Final maçı niye olmadı diye hep düşünmüştük ya... O çok acı bir finali Bodrum'da oynadı. Doktorların deyişiyle tam 90 dakika sürmüş. Ve biz kaybettik o finali. Mekanı cennet olsun.