Kezman haftası Kezman kartı gördükten sonra "Tamam" dedim, "Bu hafta kesin Kezman haftası olur." Halbuki Milli Takım toplanmış, çok önemli iki maça çıkacağız ama fark etmez! Gündemi F.Bahçe belirler, ne derse o olur gerçeğini yine yaşamaktayız. Bu işe herhalde en çok Fatih Terim sevinmiştir. Öyle ya, kapılarını kapattığı medya meşgul, çünkü Kezman ile uğraşmakta. Peki nedir bu Kezman olayı, bir de bizim penceremizden bakalım. Geçen yılki ile bu yılki Kezman arasında fark yok. Gene koşuyor, çalışıyor, pres yapıyor, pozisyon buluyor, atıyor ya da kaçırıyor. Sorun şurada; Kezman, arkasında kendi gibi teknik özelliği olmayan ama çok koşan Serkan, Tuncay, Yozgatlı ile oynuyordu. Mücadele içinde mücadele adamlığı yapıyordu ve alkış alıyordu. Ama şimdi arkasında Carlos, Vederson, Alex, Deivid, Aurelio, Deniz altılısı, yani teknik özellikleri iyi olanlar var. Top rakip kaleye kadar yerden kalkmadan, göze hoş gelen kombinasyonlarla taşınıyor ama o bölgeye gelince duruyor. İşte Kezman sıkıntısı burada yaşanıyor. Geçen yıl Lugano ve Edu'nun 40-50 metre şişirdiği topları kovalayıp rakiple kavga ederken, şimdi değişen orta saha kurgusuna ayak uyduramıyor.
Ayak uydurması lazım Brezilya ekolüne uyumsuzluğunun verdiği rahatsızlık Kezman'ı olumsuz etkiliyor. Yapılacak tek iş var; o da 10 kişinin Kezman'a ayak uydurması mümkün olmadığından, Kezman'ın 10 kişiye ayak uydurmasını sağlamak. Burada iş, Zico'dan önce kendisine düşüyor. Üzerindeki travmayı atlatması gerek. Rahatlamalı. Neticede oynananın futbol, yani bir oyun olduğu kendisine hatırlatılmalı (O ne öyle, help me, help me!). Burada en büyük destekçileri Brezilyalılar olacaktır. Kimse öküz altında buzağı aramasın. Kezman'ı bu sene Beşiktaş ve Anderlecht'e attığı gollerden sonra ilk tebrik edenlerin kimler olduğu hatırlansın. Ve onlar ki her maç Kezman'a 'Al da at' diye en az 4 topu önüne bırakan insanlar...