Futbol ayıbı İnter maçından sonra Deivid ve Zico'nun yaptıkları açıklamalar ne yazık ki orada kaldı. Bunlar tartışılsa F.Bahçe'nin inişli çıkışlı grafiğinin sırrı çözülürdü. Ama kimsenin işine gelmiyor. Diyorlar ki, "En güzeli kafayı yormadan basit eleştirilerle işi geçiştirmek." Mesela "F.Bahçe yenilince kadroyu Zico, iyi oynayıp galip gelince başkan ve yönetim yapar!" Veya Japonya Milli Takımı'ndan gelen Zico'ya stajyer damgası vurursun, "İyi oyuncu olmak, iyi teknik adam olmak değildir" dersin, sonra da alternatifi olarak mahalle takımı bile çalıştırmamış Van Hooijdonk'u gösterirsin. Neyse bunları geçelim de Deivid ve Zico ne demiş onlara bakalım: "Bizler, bizle beraber futbol oynamak isteyenlerle karşılaşınca zevk alıyoruz, iyi oynuyoruz. Ama amaçları sadece bizi oynatmamak olan takımlara karşı zorlanıyoruz. Biz sadece futbol oynamak istiyoruz."
Türkiye'nin Barcelona'sı İşte sihirli cümle bu. F.Bahçe'ye ülkemizin Barcelona'sı, Milan'ı gözüyle bakıldığı gerçeği tartışılmaz. Takımlar, taktiklerini F.Bahçe'ye göre yapıyorlar. İçeride, dışarıda aldıkları bir puanla bayram ediyorlar. Mesela G.Saray ve Beşiktaş'a karşı böyle bir direnç göstermiyorlar. Her iki takım da her maçta F.Bahçe'nin asla bulamayacağı boş alanları rahatlıkla buluyor. Denizli, İstanbul'da 2-1 galipken Beşiktaş kontrataktan gol bulabiliyor. F.Bahçe için bunlar hayalden de öte. İşte 10 kişiyle kapanıp berabere kalan OFTAŞ ve Rize, bu hafta sahalarında yenildi. Acaba neden? Bülent Korkmaz maçtan sonra hakeme veryansın ediyor. Aslında haklı, arkadaş G.Saray'dan alışmış. Gördüğümüz kadarıyla verilen taktik belli; vur vurabildiğin kadar. O da biliyor ki bu ülkede F.Bahçeli futbolculara vurmak serbest! Gene biliyor ki, sahada hakem olsaydı Egemen ile İsmail ilk yarı bitmeden yanında yani kulübede olurdu. Ondan sonra, o konuştuğu pozisyonları bulur muydu, hiç zannetmiyorum. Tabii Bülent'ten Semih'in yüzde yüz penaltı pozisyonunu değerlendirmesini beklemeyeceğiz. Yorumlarına inandığım Dr. Gürkan Kubilay ne demiş bir bakalım: "Bursa, F.Bahçe'nin hızlı çıkacağını anlayınca sık ve erken faul yapıyordu."
Alex'i bile isyan ettirdiler Sevgili arkadaşım biraz da efendilik yapmış, dedikleri doğru, yalnız yapılan faullerin hepsi kartlıktı. Alex sahada resmen doğrandı, kaçamadı. Egemen'den kaçsa İsmail'e tosladı. Ondan kaçsa başkasına rastladı. Çocuk yerden kalkamadı, isyan etti. Şu maçta hakem Gökçek'in kasapları sahada tutup, Alex'e sarı kartı göstermesi ve o uysal çocuğa isyan bayrağını çektirmesi, ülkemizin futbolu adına koca bir ayıptır ve bu futbol ayıbının temizlenmesi de mümkün değildir. F.Bahçeli futbolcular artık şunu iyi bilmeliler. Bakın çocuklar; bu liglerin en iyi takımı ve futbolcuları tartışılmaz sizlersiniz. Artık işi sıkı tutmak zamanı. OFTAŞ ve Bursa maçlarında son 15 dakikada göstediğiniz o mahalle futbolcuları gibi saldırgan, agresif oyununuzu her maçta birinci dakikadan itibaren göstermek zorundasınız. Öyleyse öyle, ya herro ya merro. Kendinize inanın ve artık bu hafta Ankaragücü maçıyla beraber şu beklenen seriyi yakalayın. Neler yapabileceğinizi Anderletch ve İnter maçlarında bize gösterdiniz. Bundan sonra da göstermemeniz için bir neden kalmadı. Haksızlıklara, isyan bayrağını sadece size inanan ve güvenen F.Bahçelilerle çekebilirsiniz. Çünkü yapmanızı beklediğim ve umduğum bu mücadelede yanınızda onlardan başka kimseyi bulamayacaksınız.