Ne 'fair-play'i Türk futbolunun fair-play ile uzaktan yakından ilgisi yok. Kaptanlar mikrofonları ellerine alıp "Centilmence oynayacağız, hakemlere saygı göstereceğiz" diyorlar. Sonra maç başlıyor; ne centilmenlik, ne de karşılıklı sevgi saygı... Tekmeler jilet gibi kafa göz yarıyor. Futbol Türkiye'de "kulüplerarası" ve "şehirlerarası" bir "kabadayılık" oyunu... Fair-play olmadığı için her kulüp tüm tezgâhların kendi üstüne kurulduğuna inanıyor. Tam da Fair-play Haftası'nda Futbol Federasyonu "Kimseye diyet borcumuz yok" diyerek Kulüpler Birliği'ne "nezaket" sınırlarını aşarak yükleniyor. Taraftar, gol sevinci için sahaya giriyor. Özel güvenlik seyrediyor. Gol öfkesi için gireceklere "yeşil ışık" yakıyor. Yani; fair-play güzel ama bize göre değil.