Özkan-Messi! Dört yıl önceydi ve 16 yaşındaydı... Lucescu, kramponlarındaki pırlantaları hemen görmüştü ama Rumen teknik direktöre göre Beşiktaş forması için henüz olgunlaşmamıştı! Şampiyonluğa koşan ağabeylerinin arasında ezilebilirdi! Oysa, Batuhan da 16 yaşındaydı ve Beşiktaş, yine şampiyonluk iddiasındaydı. Ama Ertuğrul Sağlam, Batuhan'ı her maçın kadrosuna almakta tereddüt göstermiyor! Ve büyüdü, yaşı 20 oldu. Ama bu kez Tigana, delikanlıdaki pırlantayı göremedi, "kiralık gurbeti"ne sürdü. Tigana gitti, Ertuğrul Sağlam geldi, kaybolan "pırlanta" Serdar Özkan'ı, buldu. O, şimdi Beşiktaş'ta parlayan bir yıldız. Yıldızın aydınlığı ona Milli Takım yolunu da açtı. "Bir-bir buçuk aylık süreçte 20 yaşındaki bir futbolcu, bu denli aşama gösterebilir mi?" Daha önemlisi; "şımarır, şöhret başını döndürür, yaşamı bozulur mu?" soruları sorulmaya başlandı, Serdar Özkan için!
Olgunlaşsın yeter Endişelerde haklılık payı var. Çünkü, İstanbul'un karanlık gecelerinde futbolunu, geleceğini kaybeden, sonra pişman olan onlarca 20'lik genç belleklerde duruyor! En büyük örnek Serdar Özkan, bozulmaz! Onun temeli, alt yapısı sağlam... Beşiktaş alt yapısına kaydını yaptırdığında 7 yaşındaydı. 13 yıldan beri Beşiktaş terbiyesi alıyor! Sağlam olan temel, kültür, terbiye bundan sonra bozulmaz... Şimdilerde onun için yapılan bir diğer tartışma; Arjantinli Messi'ye benzediği... Oysa iki yıldız arasında belirli farklar var. Dahası Serdar Özkan'ın, kendisine yakıştırılan "Messi'ye benzeme" ye, ona özenmeye hiç gereksinimi yok. Kendine özgü yetenekleri, onu "Serdar" yaptı... Üstelik Messi sol ayaklı, Serdar Özkan ise iki ayağını da iyi kullanabildiği için hem iki kanatta, hem de orta sahada oynayabiliyor. Yanlışları; topla fazla oynayarak hem kendini yoruyor, hem hücumu geciktiriyor... Eksiği; deneyimi... Bunlar da olgunlaştıkça biter...