Artık çok zor Malta'dan yediğimiz ilk golü gözünüzün önüne getirin. Sağ taraftan kullanılan korner atışında top, tüm oyuncularımızı aşıp sol çarprazdaki Said'e geliyor. Maltalı oyuncu göğsüyle topu önüne indiriyor. Kornerden gelen meşin yuvarladığı seyreden savunmamız, Said'in şut atmasına da izin veriyor. Golü böyle yiyoruz. O sırada 18 içinde kaç futbolcumuz var, biliyor musunuz? Tam 11 futbolcu! Yani takımın tamamı... Böyle bir gol, Türk futbolu için "utanç" belgeselidir. Yediğimiz ikinci gol, bundan da beter... Hücumdayken faul yapıyoruz. Aglus isimli Maltalı, hiç bekletmeden 60 metrelik pas atıyor. Mifsud, kalecimiz Hakan'ı geçiyor ama pozisyonu kaybediyor.
Yine de pasını veriyor ve Schembri, "tıngır mıngır" golünü atıyor. Savunmamızdaki tek oyuncu İbrahim Toraman'ın "hamle" zamanlaması, golü önleyemiyor. Türk Milli Takımı, beşinci sınıf bir rakiple böyle goller yiyorsa, geri kalan 5 maçta işimiz çok zor. Savunmamız bir felaket. Kendimi bildim bileli "yan toplarda zaafımız var" şikâyetinden bıktım usandım. Yeni bir Alpay-Bülent ikilisi bulamazsak "yan toplar" başımıza daha çok işler açacak. Türk Milli Takımı'nın lideri de yok, 10 numarası da... Oynarsa bunu bir tek Tümer yapıyor, gerisi hikaye... Bir yıldız olabilme şansını kullanamayan Emre, koşarak değil, durarak oynuyor... 2000'li yılların başında klası kadar presiyle de yıldızlaşan Emre, futboldan bıkmış bu haliyle İngiltere'de forma bulamıyor. Fatih Terim, her maça değişik 11 çıkarıyor. Münih'in sağ tarafında fırtınalar estiren Hamit'ten ön libero yaratmak gibi bir yanlışı ısrarla sürdürüyor. Rekorlarına şapka çıkartıyorum. Ancak Hakan Şükür varsa, Milli Takım 10 kişi. Hakan, kendini de taşıyamıyor, kaptanlık bandını da... Kredimiz bitti... Böyle oynarsak, Norveç'i deplasmanda nasıl yeneriz? Galiba gidemeyeceğiz...