Sağlam'ın Kartal'ı Öncelikle ve önemle şu gerçek görmezden gelinemez; Beşiktaş'ın canını sıkan kronik 'savunma hataları'ndan yenen goller, bu yıl da çok puanı yakacak... Zürih'te son saniyelerde yenen beraberlik golüyle tur işi uzatıldığı gibi zora da sokulmuştur! Rövanş, İnönü Stadı'nda olsa da... Futbolda avantaj var ama 'garanti' yoktur... Öteki gerçeğe gelirsek; Beşiktaş, Sağlam'ın istediklerini en iyi biçimde yapmaya çalışan bir takım olmuş. Yardımlaşma ve birbirlerine yakın oynama ilkesine bağlı futbolcular disiplinden kopmuyorlar. Yıllarca kanayan yara olan 'kanat adamları' artık kenarlara iyice gelmeden ya da sıfıra inmeden topları kaleye göndermiyorlar. Ertuğrul Sağlam, futbolcular üzerinde sevgisaygıya dayalı otoriteyi oturtmuş. Bu şekilde istediklerini yaptırmakta zorlanmıyor. Takımda siyah-beyazlılara üç yıl üst üste (1989-90, 90- 91, 91-92) şampiyonluklar kazandıran Gordon Milne döneminin havası var. Rakip kim olursa olsun, kazanma, inanç ve kararlılığı var. 'Tembel, koşmaz' diye bilinen Ricardinho bile kendi ceza sahasına gelip arkadaşlarına yardım ediyor... Bundan sonra problem olsa sebep; sistemtaktik değil, futbolcuların bireysel hataları ve 'takım oyununa uyum' düzeyleri olacaktır. Beşiktaş'ta görülen bir diğer gelişme 'Tigana kurbanları'ndan İbrahim Akın'daki kendini 'yeniden kanıtlama' prestij yüklü istek ve çabası... İbo'nun, teknik direktöründen gördüğü yaklaşım ve güven, yeteneklerini sahaya yansıtmasına yardımcı olacaktır. Akın'ın şansı oynama isteğinin sıcaklığını yitirmemiş görünmesidir. İbo'daki bu istek sıcaklığı, Ertuğrul Sağlam ile sönmez! Pardon! Kasımpaşa galibiyeti mi dediniz? Son yıllarda sahalar, kazanmaya bu denli kararlı bir Beşiktaş görmedi... Özellikle 1-0 geriye düştükten sonra...