Kıskanç kalemler Hıncal Uluç gazetemizde Fenerbahçe için yağıp, gürlemiş. Söze bakın: "Fenerbahçe rakiplerinin hediye ettiği şampiyonluğu ciddi zannetmiş." Evet, olay çok yeni olduğu için hafızalarınızı fazla zorlamayın. Fenerbahçe, bu sezon 3 zorlu rakibini de kendi sahaları ve seyircileri önünde yenmiş, onlara hiç yenilmemiş ve Beşiktaş'a 9, G.Saray'a 14, Trabzon'a da 18 puan fark atmış. En çok golü atmış, en az golü yemiş. Gol kralını çıkarmış. Bütün 'en'lerde öne geçmiş ama bu şampiyonluk ciddi (!) değilmiş. Anlaşılan 1 sene önceki gibi lokantalarda kupalar paylaşılmadığı, birbirlerine kendi sahalarında yatılmadığı, Ulusoy'un hakemleri ile rakiplerinin önü kesilerek ve kupası çalınarak kazanılmadığı için hak edilmemiş ve ciddi olmamış! Şarapçının şahidi şıracı derler. Kendisine Hasan Şaş'ın sözlerini destek almış ve Fenerbahçe'nin önemli elemanlarını kaybettiğini, yeni transferlerin önemsiz olduğunu belirtmiş.
Herkesin yeri doldurulur Bir defa sarı-lacivertli kadrodan giden Rüştü 3. kaleciydi. Devrini kapamak üzereydi. Mehmet Yozgatlı da defansif yönü zayıf, devamlılığı olmayan bir yedekti. Ümit futbolunun sonunda iyi bir ücret karşılığı Avrupa'yı seçmiş ve yeri doldurulmuştur. Tek kayıp Tuncay'dı ama futbol 11 kişi ile oynanır ve her oyuncunun yeri mutlaka doldurulur. Kısa süre içinde Uğur veya Tümer, bu görevi başarıyla yapacaktır. Fenerbahçe'nin eksiği yok mu? Alınan Ali Bilgin'e, Colin Kazım'a, Gökhan Gönül'e rağmen sakatları düzelecek Fenerbahçe'nin vurucu bir santrfora ihtiyacı vardır. Bu tamamlanırsa kendilerini Kaf Dağı'nda gören takımların sahalarda nasıl kaçacak delik aradıklarına herkes şahit olacaktır. Büyük konuşup, atıp tutanlara da söylenecek tek söz, diğer kulüplerin işlerine burunlarına sokmamaları ve eğer bilgileri varsa sevdikleri renklere yol göstermeleridir.