Yönetici sirki Lig fikstürü çekildi. Sadece futbolla haşır neşir olacağımızı düşünemediğimiz içindir ki, yine sportmenliğin ipinin çekileceğine şüphem yok. Bütün yanlışların toplandığı meydanda, her takım taraftarı sadece kendi doğrularına tav oluyorsa, hepimiz şu hain futbola yine av olacağız demektir.
* * * Geçen hafta boyunca futbola ait düştüğüm notlar, futboldan uzaktı yine. Berbat fragmanların anonslarını dinledim. "Herhalde" dedim, "Geçen sezon sonundaki vahşet tiyatrosunun yeni çekimleri başladı." "Herhalde" dedim, "Bu yıl mezarlığa çevirmek istiyorlar tribünleri." Sulu sepken gösteriler yetmedi de... Kan istiyorlar besbelli.
* * * Şu yaz günlerinde bile kendilerine çeki düzen vermeyenlerle, nasıl bitireceğiz ligi? Filistin askısına rakip takım formasını asmak mıdır yöneticilik? Elindeki savaş baltasıyla, çocuklarımızın alnındaki sineği kovalamak mı? "Bunları durdurmanın bir yolu olmalı" dedim. Oysa bütün yollar o yöneticilerin söylemlerine cesaret veren yetkililer ve medya mensuplarının alkışlarıyla donatılmış. Görüyorum ki, adalet bir Sirk'e satılmış. Kafes içinde dolaştırılıyor, maskara edilen maymun gibi.
* * * Yöneticilerin ağzına sığdırdıkları çirkin söylemlerini dinledikçe, benim bu ülkeden umudum kalmıyor. Mahmut Uslu, "Bir konuşursam Adnan Polat sokağa çıkamaz" diyor. Konuşma balonunu patlattıktan sonra, yere düşen harfleri kolye yapıyor boynuna. Susmanın zarafetine sığınmak varken...
* * * Adnan Polat'ın adını ve soyadını bu köşede kullanmaktan bıktım. Biz uyarmaktan usandık, beyefendi değerleri katletmekten usanmadı. "Hiç koymadan bin almanın sırrını Seyrantepe'de öğrendik, hiç olmazsa, konuşmalarının yolu kesilse" dedim. Sadece Faruk Süren'den gelen bir uyarı mektubunu okudum hafta içinde. Faruk Süren, "Adnan'ın ağzı ishal olmuş" dedi... Faal yöneticilerden tık yok. "Herhalde" dedim, "Benim ömrüm Adnan Polat'ı sportmenliğe davet etmekle nihayet bulacaktır!" Ona suskun kalanların, zevkten dört köşe olduğunu gördükçe...
* * * Melekleri boşuna bekliyoruz bu aleme. Bir baktım, davacı olduğum yeni bir futbol efsanesi türemiş, Celal Kolot adında. Peşine takılıp alamadığı Roberto Carlos'un yaşına takılmış da, Rüştü'nün kimliğinin fotokopisini astım duvarına. Beyefendi Kalli için, "Benim annem 73 yaşında" diye bir laf ediyor. Kalli'yi eleştirmek için annesini ortaya koyan bir yöneticiden, gelin de mantık ve zeka ürünü bir söylem bekleyin. "Herhalde" dedim, "Bu beyefendi, annesinin de teknik direktörlük yapmaya hakkı olduğunu ima ediyor!" Annelerin kutsallığına başımı eğdim ve kendi kendime söylendim. "Bazıları yaşar, bazıları yaşlanır. En kötüsü yaşamadan yaşlanmaktır" dedim. Duruşumu bozmadan!
* * * Futbolun dışında her şeyin tartışıldığı kötürüm düzende, yöneticiler vazgeçilmez düşkünlüklerini sergiliyorsa... "Herhalde" dedim, "Birbirlerine maya çalanlar, kendileri çalıp, kendileri oynayacak." Ama bu zalim oyunda, çocuklarımızı da çalıyorlar. Oysa insan olan insaf eder. Değerlerimizi böylesine acımasızca israf edeceğine...